_İnsanın bir tutamağı olmalı...
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 21:08
Türk edebiyatının ilk modernist romanlarından birisi Aylak Adam. Bilinçakışına benzer tekniklerin kullanıldığı bu roman 1958 yılında yazılmış. Bunların yanında edebiyatımızda tutunamamak gibi yabancılaşma gibi kavramları inceleyen ilk eserlerden biri. Bu romandan Oğuz Atay'ın da etkilenerek Tutunamayanlar kitabını yazdığını burada söyleyebiliriz. Aylak Adam bütün bu açılardan bakıldığında öncü bir roman. Romanın içeriğine geldiğimizde C. karakterinin sadece "C. " evet, karakterin ismi tam olarak söylenmiyor, yaşamının belli kısımları zaman zaman birinci tekil şahıs anlatımla zaman zaman üçüncü şahıs anlatımla veriliyor. Bu bölümler sıralı olmaktan ziyade karakterin hayatının önemli kısımlarını gibi kurgulanmış. C. mirasyedi bir karakter, babasindan miras kalmış ve aylak aylak geziyor. Soranlara ben çalışmıyorum,zengin de değilim sadece aylağım diyor. Buraya kadar normal bir mirasyedi gibi düşünsek de bu mirasyedi Türk romanlarında kurgulanan klasik bir mirasyedi değil. Karakterin temel sıkıntılarından birisi babası gibi olmamak. Küçüklüğünden itibaren babasından nefret ediyor. Annesi çok küçük yaşta ölüyor, babası ve teyzesiyle kalıyor. Çocukluğuna dair hatırladıgı bütün güzel anılar anne bağı kurduğu teyzesinin olduğu anılar. Fakat bu anılar başka bir anıyla yıkılıyor. Babasının kadın düşkünü olması ve teyzesiyle ilişkisinin olduğunu görmesi babasından tamamen nefret etmesine neden oluyor. Kendisini dövmesine bile mutlu oluyor, ona karsi en ufak bir sevgi duyma zorunluluğundan kurtulduğu için rahatlıyor. Bu sorunlu ve tramvatik geçmis karakterin tamamen köksüz ve yabancılaşmış birisi olduğunu bize hissettiriyor. Geçmişle derin bir bağ kuramıyor. Oğuz Atay'ın ifadesiyle tutunamamak buradan kuvvetle yer etmeye başlıyor. Aslında bir meslek sahibi olmaması, aylaklık etmesi de yine hayata tutunmak istememesinin bir tezahürü. Bu tutunamama ve yabancılaşma karakterde evliliğe, sevgiye ve toplumsal birçok temel kabule karşı çıkmasına neden oluyor. Evlilikten direkt babasını hatırlattığı için nefret ediyor. Ve kendisi gibi birisini aramaya başlıyor. İstanbul'u birçok sokağını arşınlıyor ve arıyor. Temel kabullere göre hareket etmeyen, sorgulayan, aldırış etmeyen birisini arıyor. Varoluşsal birçok meseleyi Aylak Adam tekrardan sorguluyor. Ayşe ve Güler ile ilişkisi bir nihayete bağlanmakta zorlanıyor. Geçmişi ve geleceği olmayan, ortada kalmış bir karakter ve sadece yaşıyor. Bu yaşam anının dört mevsiminde bize de bazı temel konuları düşündürme imkanı sunuyor. Bu kitap her ne kadar bazı boşluklar barındırsa da işlediği konular va üslup bakımından Türk edebiyatında kıymetli bir yer tutuyor.
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
··
3.382 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Oğuz Atay çok beğenilmesi Yusuf Atılgan ise o kadar beğenilmemesi tam bir çelişki durumunu ortaya çıkarıyor. Bu olay çok üzücü. İki yazardan zaten çok kıymetli..
Bahtiyar Gül
Gönderi Sahibi
Yani ikisi de seviliyor bence ama Oğuz Atay tabii ki romandaki tekniğiyle daha ön plana çıkmış
Bahtiyar Gül
Gönderi Sahibi
Yorumlarınız için teşekkürler Sıkı Okur