Dostoyevski nin ilk eseri olan bu kitap zaten gelecekte nasıl edebiyat ve psikolojiyi alt üst edeceğini bariz bir şekilde gösteriyor. Döneminin eleştirmeni Belinski tarafından “Yeni Gogol Geldi.” dedirten bir kişiden söz ediyoruz burada…
Kitap mektup-roman şeklinde ve ana teması acıma üzerine kuruludur. Ayrıca kitapta bahsi geçen toplumsal statü, yoksulluk, insana verilen değer, Rus toplumundan izler gibi başlıklar da iki kişinin karşılıklı mektuplaşmalarının ardındaki madalyonun diğer tarafıdır. Benim en beğendiğim yerlerden birisi de Varvara Alekseyevna’nın gençliğini anlattığı defterdeki kısımlardı. Buradaki Pokrovski ve babasını özellikle okurken gözlerim yaşarır gibi olmadı değil…
Bu kitabın şahsımca en başarılı özelliklerinden birisi o zamanda ve daha 23 yaşında olan bir gencin ortaya koyduğu çok gerçekçi toplumsal analizlerdir. Çünkü böyle bir yeteneğiniz varsa bile bunu daha ilk eserinizde ve böylesine daha küçük sayılabilecek yaşta dışa vurup sayfalara aktarabilmek yetenekten de öte bir şey olsa gerek! Kitapta bahsi edilen gerçekçi toplumsal çözümlemeler o kadar realist bir şekilde ifade ediliyor ki kendinizi kaptırmamak elde değil! Ayrıca her cümlesinde, her kelimesinde içinize işleyen o “yoksulluk ve acıma” teması sizi gittikçe çekiyor ve aynı karakterler gibi sizde o kederle, hüzünle baş başa kalıyorsunuz. İliklerinize kadar işliyor bütün bunlar. Makar Devuşkin’in bazı anlarda nasıl çok acıklı duruma düştüğününü ve aynı zamanlarda söylediği şeyleri nefessiz okuyabiliyorsunuz, acısına ortak olabiliyorsunuz.
Bütün bunlara hazırsanız lütfen okuyun derim… Fyodor Dostoyevski
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma