·480 syf.····Okunma: 06 Eylül 2024 18:36 "Bildiğim ise, tek şey: Bedenler, beyinler ve sevdalar, bu toprağa gübre olabilir...
Ve her yıl çiçekler yeniden büyür!"
Ezilen, koparılan, kırıldığı yerden karları delerek yükselen ve dünyaya meydan okuyan akbardak, ak çiçek, kardelen... Dünya'daki varlığını kabullendirmeye çalıştıkça ezilen, yeşerdiği her topraktan koparılan çiçeklerin hikâyesine benzer Bulgaristan'da yaşayan Türkler'in hayatı. Dilinden, dininden, namusundan, kültüründen koparılıp; fiziksel olarak her zorluğa maruz bırakılarak düşünmekten yoksun bırakılmaya çalışılan Türk...
Rusya'nın çarkına kapılan Bulgaristan, Türkler'e yönelik acımasız bir asimilasyon politikasına girişir. Toprak işçiliğiyle, parasızlıkla, açlıkla, sonu gelmez eğitimlerle küçük yaştan itibaren Türk çocukların beynini yıkamaya çalışıp bunu başaramadığı zaman tecavüz, şiddet, işkence ve idama başvuran Bulgaristan... İlay, Bulgaristan'da annesi, babası ve dedesiyle yaşayan Türk bir çocuktur ve onun ilk aşkı da yine Bulgaristan'da yaşayan bir Türk çocuğu olan Mehmet Ali'dir. Kooperatifte Marksist kurama göre sürekli olarak eğitim gören İlay, bu görüşleri kabullenmeyip diliyle Bulgar ve Rus yönetimini savunsa da asla yüreğindeki TÜRK kanının sesini susturmuyor ve bir gün kurtuluş olacağına yönelik inançla hareket ediyor. Fakat Mehmet Ali... O, beyni yıkanıp asimile edilen, gücün hazzına kapılan ve "Tutsak Türk olmaktansa hür Bulgar olurum."deyip kimliğini kaybedenlerden biri oluyor; aşkını, soyunu, milletini, dilini geride bırakıyor.
İlay'ın dedesi Hüseyin Pehlivan ile olan ilişkisi beni çok etkilemişti. Ne kadar İlay'ın çektiği çoğu acı dedesinin izinden gitmesinden kaynaklansa da kimliksiz bir mutluluk ve güçtense, milli kimlikle olan bir acı yeğdir. Babası Kemal, erkek olmadığı için İlay'ı hiçbir zaman sevmemiştir, İlay da onu. İlay'ın annesi Zehra üzerinden verilen susturulan, susan kadının güç kazanması mesajı beni gerçekten gururlandıran mesajlardan biri oldu.
Silahlar, işkenceler, aşklar, ideolojiler, vuslata ermeyen bekleyişler... Silahların meydana çıktığı, gücün kendini gösterdiği yerde aşkların yalan olduğunu ve Türk'ün ve Müslüman'ın en büyük silahının yüreklerinde yatan millet ve ümmet inancı olduğunu okuyoruz bu eserde. Yüreğinde inancı olan ve inanca ihtiyacı olan herkesin okumasını tavsiye ederim.