"Koş Melos!" Dazai'den okuduğum ikinci eserdi. İlk okuduğum "Öğrenci Kız"a göre daha az sevdim bu eseri. Sanırım hem hikayeler kısa olduğu için hemde Öğrenci Kız'a kendimi daha yakın hissettiğim içindir. Kitaba da adını veren ilk hikayeyi çoğu kişi gibi bende daha çok sevdim.
Bu hikayede zalim Kral Dionysus, Melos'u haksız bir şekilde idama mahkum ediyor. Kız kardeşinin düğününe gitmek için kraldan izin alan dürüst Melos üç gün içinde dönmeyi başaramazsa dostu Selinintius idam edilecek. Aslında bu hikayeyi okurken Osamu'nun o melankolikliğiyle karşılaşmayınca çok şaşırdım ve galiba biraz üzüldüm çünkü ondan değilde sanki başka bir yazardan okuyormuşum gibi hissettim.
2. hikayede 1945 yılındaki savaş halindeki Japonya'da yaşayan sıradan bir ailenin Tokyo'dan savaştan kaçmaya çalışmasını anlatıyor. Alkolik olan babanın ise hem kendi içinde hem de ailesini korumaya karşı verdiği savaşı görüyoruz.
Son öykü "Villon'un Karısı"nda ise bir yazar ve karısının kendi aralarında ve çevreleriyle olan çarpık ilişkilerine şahit oluyoruz. Dürüstlük ve güven kavramının önemini sorgular nitelikte...
İlk hikayenin Osamu'nun değilmiş gibi hissettirmesi, son iki hikayenin amacını anlayamadığım için benim için ortalama bir kitap oldu.