·568 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Eylül 2024 02:50 Uzun zamandır okumayı düşündüğüm Fırtınaışığı Arşivi serisini okumaya sonunda başladım ve tek kelimeyle bayıldım. Kitap hakkında konuşmak istediğim çok şey var o yüzden uzun bir yazı olacak. Fantastik okumaya alışkınım ve daha önce Sanderson’ın Sissoylu serisi ve Savaşkıran kitaplarını da okumuştum ama bu seri uzunluğu nedeniyle gözümü korkutuyordu açıkçası. Kralların Yolu iki cilt birlikte 1100 küsür sayfa ve serinin diğer kitapları da benzer uzunluklarda. Korkmam boşunaymış çünkü kitap inanılmaz akıcıydı, hiç 1100 sayfa gibi hissettirmedi. Kitabın başları benim için biraz kafa karıştırıcı olsa da kısa sürede olayları anlamaya başladım, kitap beni içine çekti. Sanderson’ın yazım dili sade olduğu için hızlı okunuyor kitap.
Konusundan bahsedecek olursak, hikaye Roshar isimli bir gezegende geçiyor. Birkaç günde bir yıkıcı fırtınalar yaşanan; insanların, hayvanların ve bitkilerin bu yıkıcılığa adapte olmak zorunda kaldığı bir yer Roshar. Kitap Alethkar isimli ülkenin kralı Gavilar’ın verdiği büyük bir ziyafet ile başlıyor. Alethiler, Parshendiler ile bir barış anlaşması imzalamışlar ve bunun kutlaması yapılıyor. Ancak aynı gece kral Gavilar Parshendiler tarafından gönderildiği söylenen bir suikastçı tarafından öldürülüyor. Alethiler ve Parshendiler arasında yıllar sürecek bir savaş başlıyor. Bu bölümden sonra 5-6 yıllık bir zaman atlaması oluyor ve 3 farklı karakteri takip ediyoruz: Kaladin, Dalinar ve Shallan.
Kaladin, birinci kitabın ana karakteri diyebilirim. Tıpkı babası gibi hekim olmak için yetiştirilmiş ama bazı olaylar sonucunda Yüceprens Amaram’ın ordusunda bir manga lideri olmuş. Kendisi mızrak kullanmakta çok yetenekli ve oldukça iyi bir lider. Ancak kötü giden bir savaştan sonra Kaladin nedenini bilmediğimiz bir şekilde bir köle oluyor ve harap ovalarda devam eden Parshendi savaşında köprücülük yapması için Yüceprens Sadeas’ın ordusuna satılıyor. Tamamen çökmüş ve umudunu yitirmiş bir Kaladin görüyoruz. Kitap boyunca umudunu geri kazanmasını, köprü 4’ü korumaya çalışmasını ve onlar için bir lidere dönüşmesini okuyoruz. Geçmişinden gördüğümüz kesit kesit anılar da buna eşlik ediyor. Kaladin’in adamlarını korumaya çalışırken keşfettiği güçleri hikayeyi daha da ilginç bir hale getiriyor.
Dalinar, önceki kral Gavilar’ın kardeşi ve olağanüstü bir asker. Parekılıcı ve Parezırhına sahip az sayıda insandan biri. Geçmişteki askeri başarıları nedeniyle “Karadiken” lakabını almış. Oğlu Adolin’i iyi bir lider olması için yetiştirmeye çalışırken bir yandan da yeğeni kral Elhokar’ı olası bir suikastten korumaya çalışıyor. Dalinar hakkında en ilginç şey ise her yücefırtınada tuhaf görüler görmesi. Yokelçiler, Parlayan Şövalyeler, tuhaf yaratıklar ve savaşlar görüyor. Bu görülerin geçmişten olaylar ve uyarılar olduğunu düşünüyor. Gizemli bir ses ona Issızlık ve Dinmezfırtınanın geleceğini söylüyor. Dalinar’ın bu yüzden tek bir amacı var: yüceprensleri birleştirmek. Ancak insanlar onun eski gücünü yitirdiğini, aklını kaçırdığını düşünüyorlar. Eskisi gibi savaşmaya istekli değil, hatta bu savaşın fazla uzadığını düşünüyor. İnsanların onun deli olduğunu düşünmesi ve onu zor durumda bırakacak politik planlar yapması ise işini iyice zora sokuyor.
Shallan Jah Keved’de asil bir aileden geliyor. Babasının ani ölümünden sonra o ve kardeşleri ailelerinin aslında finansal olarak kötü durumda olduğunu öğreniyor. Evlerinin batması an meselesi. Bu yüzden Shallan Kral Elhokar’ın kardeşi bilimkadını Jasnah’yı bulmaya Kharbranth’a gidiyor. Jasnah’ya onun himayesine girip alim olmak istediğini söylüyor ama aslında başka bir amacı var: Jasnah’yı soymak. Tabiki işler Shallan’ın planladığı gibi gitmiyor. Jasnah ile araştırma yapıp yeni şeyler öğrenmeyi gerçekten sevmeye başlıyor. Jasnah’nın Yokelçiler ve Parlayanlar hakkında gizemli bir araştırma yapması ise onu iyice meraklandırıyor. Shallan’ın tuhaf figürler görüp resmetmeye başlaması ise onun için durumu iyice karmaşıklaştırıyor.
Kralların Yolu çok iyi yazılmış karakterlere sahip. Hepsi çok derin karakterler, birbirinden farklı kişiliklere ve üstesinden gelmeleri gereken farklı zorluklara sahipler. Bu kitaptaki favorim Kaladin oldu. Harika bir karakter gelişimi vardı. Sadece Kaladin’in değil, onun aracılığıyla değişen diğer karakterlerin de gelişimine şahit oluyoruz. Köprü 4; hayatta her şeyden vazgeçmiş, her gün öleceklerini düşündüklerini için birbirlerinin ismini öğrenme zahmetinde bile bulunmayan, bencil adamlardan oluşuyordu kitabın başında. Kaladin’in onları kurtarma isteğini anlamıyor, saçmaladığını düşünüyorlardı. Ama Kaladin’in kararlılığını gördükçe onlar da umutlarını geri kazandılar. Geceleri toplanıp ateş başında güveç yemelerini ve birbirleriyle şakalaşmalarını okumak çok güzeldi. Kaya, Theft ve Lopen Köprü 4’teki favorilerimdi. Özellikle her yerde ona borçlu kuzenleri olduğunu söyleyen Lopen beni çok güldürdü.
Dalinar ise ikinci favorimdi. Bu serideki en onurlu ve dürüst karakter olabilir kendisi. Gördüğü gizemli görüler sayesinde bu dünya ve geçmiş hakkında bilgiler ediniyoruz. Ayrıca savaşın politik yönüne de Dalinar sayesinde şahit oluyoruz. Oğlu Adolin ile olan ilişkisini okumak da güzeldi. Kesinlike daha fazla görmek istediğim bir karakter kendisi.
Açıkçası Shallan’ın bu kitapta Kaladin ve Dalinar kadar ilginç bir hikayesi yoktu ama yine de onu sevdim. Kendisi oldukça zeki, yetenekli ve hazırcevap bir kadın. Jasnah ile olan ilişkini okumak zevkliydi. Bu ikili Harap Ovalar’daki savaştan uzakta bir şehirde araştırma yapıyorlar. Shallan’ın tuhaf figürler çizip bu figürler tarafından kovalandığı kısımda çok gerilmiştim. Kitabın sonunda da çok büyük bir keşif yapıyorlar. Hem binlerce yıl önceki olaylarla hem de devam eden savaşla bağlantısı olan bir keşif. Shallan’ın sonraki kitaplarda önemli bir yere sahip olacağını hissedebiliyorum.
Kralların Yolu’nu fantastik seven herkese gönül rahatlığıyla önerebilirim. Güzel bir sihir sistemine, ilginç bir dünyaya ve iyi yazılmış karakterlere sahip. Dili sade ve akıcı. Hikayeyi çevreleyen bir sürü gizem var ve insanda merak uyandırıyor. 10/10 bir kitaptı ve 2.kitabını da en kısa zamanda okuyacağım.