Sabahattin Ali’nin, okuduğum eserleri arasında en çok ders aldığım, en fazla duygu tahlili ile karşılaştığım eseriydi. Akıcı anlatımı ve başarılı karakter çiziminin yanında; yazarın düşüncelerini de metinden kolayca çıkartabilmek mümkündü. Türkçe ile alakalı mizahi ve göndermeli düşünceleri dikkat çekiciydi (s.47 ilk paragraf ‘‘Doğan Kitap’’).
Daha önce de değindiğim üzere duygu tahlili konusunda kafa yorulmuş. İnsanın içindeki süreci ve hislerin tasviri bana Dostoyevski’nin kitaplarını hatırlattı. Nihat karakterinin ilkeleri ve düşünceleri uğruna suçları meşru görmesi, yine Nihat’ın kişisel özellikleri ‘‘Suç ve Ceza’’ dan Raskolnikov’u anımsatıyor.
Eserde, metin içerisinde verilen iyilik tanımları, ümit ile alakalı nasihat tabanlı cümleler eser okuyucusu için büyük bir kazanım.
İnsanı ve yaşadığı dönemi adeta tekrardan yaşayarak anlatan Sabahattin Ali’nin en beğendiğim romanıydı. Gerek kurgudaki ustalığı, gerek canlı ve dönemi anımsatan/yansıtan betimlemeleri okuyucuyu zaman ayırdığına pişman etmiyor. Benim de semaptik bulduğum halk dili kullanılan eserlerin arasında nadide bir köşede sergilenebilir.
‘‘ Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.’’ (s.278)
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali