Gönderi

9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2024 00:00
İnsanın ruhuna hitap eden, düşündüren bir kitap. Okudukça kendinden parçalar görüyor insan. Özellikle "Ey Merhamet" bölümünü dikkatli okumanızı tavsiye ediyorum. Kitabı okudukça anladım ki sanırım Kemal Sayar hocayı bu kadar sevmemin, kendime yakın hissetmemin sebebi kaybettiğimiz babalarımıza olan sevgimiz ve özlemimizdir. Kitaptan bazı alıntılar şöyle: Sesime cevap verecek bir ses, ruhumu onda seyredeceğim bir yüz yok. Bu insan çölünün ortasında kimsesizim. Sonra derler ki bir gurbet daha var, adı duygusal yalnızlık. Kendi duygularımdan çok uzaklara gittiğimde olur. Seviniyor muyum, üzülüyor muyum, âşık mıyım, bir derdim mi var, hiç bilmiyorum. İnsan kendinin gurbetine çıktığında, işte orası en koyu yalnızlıktır. Kalbimi okumayı unutursam eğer, bir el bana değsin ve harfleri yüzüme tutsun isterim. Hecelemeyi yeni söken bir çocukmuşum gibi, otursun biri yanımda ve bana okumayı öğretsin. Bak bu kalp atışı aşkın alametidir. Bak bu özlem, yurt ağrısı olarak okunur. Yurdundan ayrı düşen ağrır. Böyle tek tek öğretsin bana kelimeleri. Yüzleri okumayı öğretsin, kâinata bakmayı. Bir yoldaş ara, bir refiki özle ama bir tarikin de düşünü kur. Yolu düşlemeyene yoldaş nasip olur mu kuzum? Babamın serazat oğluydum. Büyümeye hiç de niyetim yoktu. Onun ölümüyle bir gecede büyüdüm. Sevdiklerimizin ölümü bizi başkalarının acılarına karşı daha duyarlı kılıyor. Ancak acımış bir yürek, başkasının acısını tam mânâsıyla hissedebiliyor. Belki de insan bir yetimdir. Kaybettiği kutsalın açlığıyla kıvranan bir yetim. Istıraba ve ölüme karşı uyuşmuş, acıyı ve ölümü hayattan kovmak isteyen, kutsalı günlük hayatta eksikliğine çoktan alışmış olan insan, sadece canını çok acıtan bir ölümle, en çok sevdiklerinin ölümüyle anlar bir uçurumun kenarı sıra yürüdüğünü. Ancak bir “uçurum ân” ile silkinir ve kaybettiğimizin yasını tutmaya başlarız. İnsanı hayata bağlayan, ona yaşama sevinci veren şey, ümidin ta kendisidir. Ümit edebiliyorsak varız. Ümidin kandilleri hâlậ yanıyorsa, hayata tutunuruz. Artık iyiliği de iyileştirmemiz, tedavi etmemiz gereken bir zamana mı ermiş bulunuyoruz? Dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir yer olarak bırakmak için iyilik görmeye, iyilik yapmaya ve nihayet “iyimserliğe” ihtiyacımız var. Vicdan sahibi olmaladır ki, başkasının acısıyla sarsılırız. Vicdan, bizi incitmekten alıkoyar. İnsanın temiz fıtratında vicdan yazılıdır, bir bebek başka bir bebeğin ağlamasına cevap verir. Biz büyürüz, dünya kirlenir, vicdanın ruha bıraktığı izler silinir. İnansın o güne ki, kundakta öldürülen bebeğin ahı, yıkar zalimlerin saltanatını. İnsan tabiatının özde merhametle dokunduğunu söyleyen Doğu öğretilerinin aksine, Batı geleneği insan tabiatının özünde zalim olduğuna inanır. İyileşmemiz gerek, dünyanın iyileşmesi gerek, zulme karşı merhameti diriltmek gerek. Zalimin nobran bombalarına merhametin bilgelik ve erdemiyle direnmek gerek. Merhamet diğer varlıklar için dünyayı emin bir yer kılmaktır. Merhamet seni öldürmeye gelenin sende dirilmesi demektir. Ask biraz da ötekinde gördüğümüz kendi yansımamız. Ölümün ve acının varlığı, bize insan olarak çok kırılgan olduğumuzu her an tökezleyip düşebileceğimizi, ıstırabın kaçınılmaz olduğunu öğretiyor. İyilik büyük bir erdem, ama onu aziz kılan şey, sessizlikle icra edilmesi. İyiliğin ardından bir alkış tufanı kopuyorsa, bilin ki, bir kurtarıcı kahraman işbaşındadır.
Duygu ve Düşünce
MerhametM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20182,109 okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.