Okuduğum en uzun kitaptı ve zorlanmadığımı söyleyemem ancak cesaretim ve sabrımdan ötürü kendimi ve benimle birlikte kitabı okuyan tatlı bir yarış ile birbirimizi motive etmemizi sağlayan sevgili eşimi (Burak) tebrik ediyorum.("Uzun soluklu bir yarıştı ipi beraber göğüsledik;)" ) kitabın yazarı ve ktiap hakkıbda yediğimiz spoiler bizi kitabı okumaya itti en çok günlerce odasından çıkmayıp cenin pozisyonunda Anna Karenina öldü diye bulunan yazarın yaşadığı duygu durumu bizde büyük bir merak uyandırdı ve Anna Karenina'yı okumaya başladık. Rus edebiyatı okunması gereken ama okurken sabır isteyen bir edebiyat gibi gelir bana, kişisel girişimden sonra kitabın yazılmasinda yazara İlham olan bir kaç noktaya değinmek istiyorum, aslında Tolstoy başka bir eser üzerinde çalışırken Tolstoy'un komşusu, kocasının başka bir kadınla ilişki içinde olduğunu ve onunla evlenmek istediğini öğrenerek kendini trenin altına atıyor. Bunu duyan Tolstoy, hikayeyi ayrıntılı olarak incelemeye başlamış ve kafasında bir kadının hayatını kurmaya, ölümüne neden olan nedenleri netleştirmek üzerine çalışmaya baslıyor ve Gustave Flaubert’in Madame Bovary'sinden de ilham almış. İşte yazar, Anna Karenina romanını yazmak için bu şekilde ilham alıyor.
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzlugu kendine göredir." Kitabın temel çıkışı diyebileceğim bir cümle..
Aşk, ihtiras, tutku.. ihanet.. kitapta aile temeli ve evlilik ile ilgili uzman görüşü denebilecek görüşlere rastlamak çok mümkün, hepimiz gibi bende Anna'yi suçluyorum ve ona çok kızıyorum, Anna kendi sonunu kendi hazırladı bana göre hiç üzülmedim Anna için açıkçası tabiri caizse kendi sonunu kendi hazırladı... Kitap benim için sonunda çok tatmin edici bitmedi kafamda çok fazla ama ve acaba ile baş başa kaldığım eserlerin arasına girdi yaşayarak okumanın güzel tarafı bu :)
Kitabı detaylı anlatmamak ve spoiler vermemek için uzun tutma niyetinde değilim, buraya yazılacak her kelime her cümle yetersiz kalacak kalın olduğu için kendinizi korkutmayin okuyun okutturun.