Öyle bir geçer ki zaman bu zaman diliminde Kimler gelir, kimler geçer insanın hayatından. Her gelen giderken kendi belirler bizdeki yerini ve iz bırakmadan gitmez. Bazen iyi bazen kötü...
Güzel olan nedir aslında biliyor musunuz? Affetmek bizi geçmişimizden özgürleştirirken, Yeni hayatlar, yeni umutlar sunar bizlere.
Burası Radyo Şarampol; 1980'de Antalya'da başlayan Berlin'e kadar uzanan kocaman bir coğrafyada kocaman Hayatlar...
1980 de yaşanan siyasi olaylar, ayrılışlar, kaçışlar, ihanetler bir söz söylenmeden edilen vedalar...
Kimsenin hayatı kolay değil. Kitabı okurken sanki bir istasyondan bilinmeyene doğru bir bilet alıp, bir vagonun içinde yol alırken her okudugum hayatlarda ruhumu bıraktım, bazen de ruhumu bulup bir molaya ihtiyaç duyar gibi zamanı durdurdum.
Filiz anlattı ben dinledim; bir portakal bahçesinde mis kokularla başlayan hayatınıı ilk aşk kıvılcımlarını, heyecanını, hüznünü, arayışlarını, bekleyişlerini onunla bir olup Mine'nin "Aman her şey yolacağına varır" sözüyle hayatı akışa bırakmayı. Hayatın akışında tesadüflerin güzelliklerle başlayıp ayrılıklarla son bulmasını ve bir sinema gişesinde seneler önce ayrılan ellerin yeniden bir tesadüfle buluşması... Filiz hikayeyi bitirdi ben daha okuduklarımı bitiremedim düşüncelerimde.
Şükran Yiğit'in akıcı anlatımı ile farklı Hayatlar tanıdım ve dedim ki her ne kadar Bizler o dönemde bir bebek, çocuk olsak da bizden bir parça her hikaye. Keyifli okuyabileceğiniz bir kitap. Içerisinde bolca müzik bilgisinin bulunuyor olması müzik repertuarımıza yenilerini eklememize katkı sağlıyor. Kitabı okurken, kitabın içinde geçen müzikleri dinlemek beni ayrıca dinlendirdi.
Ben daha fazla anlatmayayım Bence siz kitabı okuyun, okurken ruhunuz Antalyadan Berline gezsin.
Ve yazarımızın da dediği gibi; "Dünya ifade edilebilenlerden çok ifade edilemeyenlerden ibaret bir yer olarak görünüyor gözüme. "
Burası Radyo Şarampol kitabı da benim için öyle ifade edemiyorum.
Keyifli okumalar dilerim.