Şükran Yiğit

Şükran Yiğit

Yazar
8.5/10
26 Kişi
·
58
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.496
Gösterim
Adı:
Şükran Yiğit
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
İstanbul, 1961
1961’de İstanbul’da doğdu. Ankara’da büyüdü. ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu ve halen Frankfurt’ta yaşıyor. Romanları Ankara Mon Amour 2003, Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları 2004, Çatıkatı Aşıkları 2008 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Bu romanları yazmasının nedeni "yazı yazmanın" kendisine olan takıntısı değil, anlatmak istediği öyküler olduğunu sanmasıdır.

"Frankfurt’a gelene kadar hayatımda iki önemli şehir vardı. İstanbul ve Ankara. İstanbul sokakların, Ankara evlerin şehriydi. İstanbul güzelliğin ve ihtişamın Ankara ise sadeliğin, mütevaziliğin şehriydi. İstanbul nereden geldiği belirsiz, aniden bastıran bir melankolinin, Ankara ise huzurun şehriydi. İstanbul’da hayat sokaklarda insanın karşısına çıkar, insanın başına gelir, Ankara’da ise hayat evden içeri kabul edilirdi. İstanbul’da ay Boğaz’ın üzerinde beklenen bir şenlikti, Ankara’da ise evinin penceresinden aniden görünüverirdi. İstanbul Led Zeppelin ise Ankara Jethro Tull’dı. İstanbul Polanski ise Ankara Godard’dı. İstanbul aşkın, Ankara arkadaşlığın şehriydi ve Frankfurt Westbahnof’taki o otelin balkonunda şehrin tüm hücrelerine kadar işlemiş yoğun sessizliği dinlerken, buraya gelmeden önce son yıllarımı geçirdiğim İstanbul’u değil, çocukluğumu geçirdiğim Ankara’yı düşünüyordum."

- Şükran Yiğit, Wittgenstein'ın Yalnızlığı'ndan -
Annemin dediği gibi "vallahi akşamın nasıl olduğunu, o günün nasıl geçip gittiğini" anlamazdım. Aslında bu konuda anneannemin durumu annemden daha da vahimdi. Anneanem bir günün değil, hatta bu hayatın nasıl geçip gittiğini anlamamıştı.
Şükran Yiğit
Sayfa 63 - İletişim
Her gün uyandığımda yaşadığımı, sadece yaşadığımı, varlığımdan başka hiçbir şeyi hissetmediğim o ne mutlu ne de mutsuz anın hemen arkasından başlardı hayat. Eğer hayatım o gün gözüme yirmi yıl ağır "canım sıkılıyor" cezasına çarptırılmış bir mahkumun hayatı gibi görünmüyorsa, gözlerimi açıp evdeki sesleri dinlerdim.
Şükran Yiğit
Sayfa 35 - İletişim Yayınları
"Giden bir sevgilinin ne yaşadığını ne de öldüğünü düşünmeli geride kalan, ihtimaller aşkı öldürür, gittiğini bilmek yeter"
Şükran Yiğit
Sayfa 156 - İş Bankası Yayınları
Görmüyor musun? Hiçbir kitabı huzur içinde okuyamaz oldum neredeyse. Hayatı hiç bitmeyecekmiş gibi yaşayamaz oldum, bir gün her şey biter de o üniversiteye giriş sınavının akşamında duyulan o boşluk hissine kapılırım diye korkuyorum.
Şükran Yiğit
Sayfa 127 - İletişim
Suna'ya göre her edebiyatın bir mevsimi vardı. Kış geceleri büyük Rus romanlarına, yaz ayları Amerikan öykülerine, sonbahar tek başına Edip Cansever'e, ilkbahar ise Fransız klasiklerine ayrılmalıydı. İngiliz edebiyatı mevsimsizdi tabii ki.
Şükran Yiğit
Sayfa 124 - İletişim Yayınları
Onlarınki öyle bir hudutlar hukukuydu ki, her an bir hukuksuzluğun baş göstermesi işten bile değildi. Çünkü Mercan hudutlarını yüksek duvarlarla korurken, Laden bizzat kendisini bir hudut çizgisi yerine koyuyor ve orada Mercan'ı bekliyordu. Mercan ise kendi duvarlarından çıkmayı kabul ettiğinde bile, en iyi ihtimalle sadece sıfır noktasındaki buluşmalara açık görünüyordu.
167 syf.
·2 günde·6/10
Beni bu kitabı okumaya iten iki öğeden bahsetmek istiyorum. Ilki şükran yiğit'in bir akdeniz kedisinin hatıraları kitabında tanıdığım kalemiydi. Kitap hala favori listemin en tepelerinde. Döne döne okurum. İkincisiyse içinde olsamda adı geçtiğinde kalbimin hızla çarpmaya başladıgı Ankara. Bu iki öğe birleşince okumakta ayrı bir zevk verdi. Okumaya başladığım anda "kadının adı yok"umsu bir keyif almaya başladım. Mahalle kültürü- çocuk etrafında gelişen edebiyatı çok seviyorum. Güzel bir tercih oldu. Edebi yönü kuvvetli olmakla birlikte ufak tefek problemlerde vardı. Mesela ilk bölümü çok sevdim. Lakin bölümler arası geçişlerde tam odaklanamadım. Bir de mantıgini bir yana bırakıp tamamen kalp endeksli hareket eden, ölümü özleyen ve çağıran erkek tiplemelerinden pek hoşlanmıyorum. Kitabın baş karakteri ankara zannetmiştim, değilmiş. Aslında bir baş karakterin olduğunu söylemekte güç. Sonundan pek hoşlanmadım. Bir cok sey havada kaldı. Çok kopukluk var. Olay örgüsü ise orta düzeydeydi. Yine de dilinden ve anlatımından memnun kaldım.
167 syf.
·Puan vermedi
Eğer ki Ankara'da yaşıyorsanız,sizi eskilere götürüyor. Ankara'ya hiç gitmediyseniz de, şehrin nasıl bir yer olduğunu öğreniyorsunuz. Aslında kendi mahallenizi, teyzenizi, aynı kitapta da denildiği gibi çocukluğunuzu buluyorsunuz.
167 syf.
·6/10
“Ankara, Mon Amour” hayatının bir bölümünü Ankara’da geçirenlere oldukça tanıdık gelen kokularla onları kendine bağlayacak; akıcı hikayesi, zekice kurgulanmış olay örgüsü ile kendini bir solukta okutacak bir kitap. Edebi bir eser olarak değerlendirilemeyecek kadar sade ve basit cümlelerden oluşması, ara ara anlatım bozukluklarının göze çarpması gözardı edilemeyecek kadar önemli olsa da damağımda hoş bir tat bıraktığını söyleyebilirim.
159 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Sadece bir göz gezdirip daha sonra başlayacağım dediğim bu kitabı bir çırpıda okudum.
Doli gerçekten de tam bir efsane ilk baş kapaktaki bu şirin sarmanı doli sandım. Fakat ilk resim alt yazılarını okuduğum için doliyi gerçek doli gibi zihnimde belirtme fırsatım oldu. Kendini tutamayacak derece de bir kedi severseniz bu kitabı okumalısınız. Resmen favorim oldu. Bir kedinin gözünden kaş sokaklarını, aşkı, kıskançlığı, terkedilmeyi, aile bağlarını görmek isterseniz ideal bir kitap. Bana o kadar hitap ediyor ki böyle bir kurguyu kendim yaratmaya kalksam bu kadar mükemmel yazamazdım
251 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Şükran Yiğit'ten okuduğum ikinci roman oldu bu ve sevdiğim yazarlar hanesine bir kişi daha eklendi. Çatıkatı Aşıkları bir kırtasiye sahibi olan Süreyya Hanım'ın yan yana olan çatıkatı dairelerini kiraya vermesiyle başlıyor. Mercan ve Laden. Çok özgün karakterlerdi bence. Mercan'ı o kadar sevdim ki! Mercan ve Süreyya Hanım'ın konuşmaları muazzamdı. Çok ince işlenmiş ve naif bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bir de Berrin Hanım meselesi var ki... Mutlaka tanışmalısınız. Ben her karakterde hayatıma girmiş çıkmış insanları gördüm. Özellikle Mercan öyle birine benziyordu ki, sanırım bu kadar çok sevme sebebim buydu. Dili çok akıcı, karakterler güzel, konu güzel... Okumanızı öneririm. Sizi morluyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şükran Yiğit
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
İstanbul, 1961
1961’de İstanbul’da doğdu. Ankara’da büyüdü. ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu ve halen Frankfurt’ta yaşıyor. Romanları Ankara Mon Amour 2003, Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları 2004, Çatıkatı Aşıkları 2008 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Bu romanları yazmasının nedeni "yazı yazmanın" kendisine olan takıntısı değil, anlatmak istediği öyküler olduğunu sanmasıdır.

"Frankfurt’a gelene kadar hayatımda iki önemli şehir vardı. İstanbul ve Ankara. İstanbul sokakların, Ankara evlerin şehriydi. İstanbul güzelliğin ve ihtişamın Ankara ise sadeliğin, mütevaziliğin şehriydi. İstanbul nereden geldiği belirsiz, aniden bastıran bir melankolinin, Ankara ise huzurun şehriydi. İstanbul’da hayat sokaklarda insanın karşısına çıkar, insanın başına gelir, Ankara’da ise hayat evden içeri kabul edilirdi. İstanbul’da ay Boğaz’ın üzerinde beklenen bir şenlikti, Ankara’da ise evinin penceresinden aniden görünüverirdi. İstanbul Led Zeppelin ise Ankara Jethro Tull’dı. İstanbul Polanski ise Ankara Godard’dı. İstanbul aşkın, Ankara arkadaşlığın şehriydi ve Frankfurt Westbahnof’taki o otelin balkonunda şehrin tüm hücrelerine kadar işlemiş yoğun sessizliği dinlerken, buraya gelmeden önce son yıllarımı geçirdiğim İstanbul’u değil, çocukluğumu geçirdiğim Ankara’yı düşünüyordum."

- Şükran Yiğit, Wittgenstein'ın Yalnızlığı'ndan -

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 58 okur okudu.
  • 32 okur okuyacak.