Şükran Yiğit

Şükran Yiğit

Yazar
8.4/10
58 Kişi
·
158
Okunma
·
8
Beğeni
·
1.688
Gösterim
Adı:
Şükran Yiğit
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
İstanbul, 1961
1961’de İstanbul’da doğdu. Ankara’da büyüdü. ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu ve halen Frankfurt’ta yaşıyor. Romanları Ankara Mon Amour 2003, Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları 2004, Çatıkatı Aşıkları 2008 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Bu romanları yazmasının nedeni "yazı yazmanın" kendisine olan takıntısı değil, anlatmak istediği öyküler olduğunu sanmasıdır.

"Frankfurt’a gelene kadar hayatımda iki önemli şehir vardı. İstanbul ve Ankara. İstanbul sokakların, Ankara evlerin şehriydi. İstanbul güzelliğin ve ihtişamın Ankara ise sadeliğin, mütevaziliğin şehriydi. İstanbul nereden geldiği belirsiz, aniden bastıran bir melankolinin, Ankara ise huzurun şehriydi. İstanbul’da hayat sokaklarda insanın karşısına çıkar, insanın başına gelir, Ankara’da ise hayat evden içeri kabul edilirdi. İstanbul’da ay Boğaz’ın üzerinde beklenen bir şenlikti, Ankara’da ise evinin penceresinden aniden görünüverirdi. İstanbul Led Zeppelin ise Ankara Jethro Tull’dı. İstanbul Polanski ise Ankara Godard’dı. İstanbul aşkın, Ankara arkadaşlığın şehriydi ve Frankfurt Westbahnof’taki o otelin balkonunda şehrin tüm hücrelerine kadar işlemiş yoğun sessizliği dinlerken, buraya gelmeden önce son yıllarımı geçirdiğim İstanbul’u değil, çocukluğumu geçirdiğim Ankara’yı düşünüyordum."

- Şükran Yiğit, Wittgenstein'ın Yalnızlığı'ndan -
Biz kaplumbağa soyundanız Mösyö, tarihimizi hep sırtımızda taşırız. Ne kadar gizlemeye çalışırsak çalışalım o hep sırtımızdadır, başımızı içeri çeker dururuz, ama o hep görünür.
"Giden bir sevgilinin ne yaşadığını ne de öldüğünü düşünmeli geride kalan, ihtimaller aşkı öldürür, gittiğini bilmek yeter"
Şükran Yiğit
Sayfa 156 - İş Bankası Yayınları
İnsan nasıl bazı kitapları çok severek okusa da, bir süre sonra neler olduğunu unutur ve o kitaptan sadece bir duygu kalırsa geriye, o günden de bana sadece bir duygu kaldı. O güne ait, bir daha hiç yaşanması mümkün olmayan, ama hafif bir meltemle gelen ve nereden geldiği belli olmayan bir yasemin kokusu gibi.
Ama solgunlaşan renkleri değil midir, bir masa örtüsünü masa örtüsü ya da bir hayatı hayat yapan? Ve işte yaşlılık değil midir bir insanı böyle konuşturan?
251 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Şükran Yiğit'ten okuduğum ikinci roman oldu bu ve sevdiğim yazarlar hanesine bir kişi daha eklendi. Çatıkatı Aşıkları bir kırtasiye sahibi olan Süreyya Hanım'ın yan yana olan çatıkatı dairelerini kiraya vermesiyle başlıyor. Mercan ve Laden. Çok özgün karakterlerdi bence. Mercan'ı o kadar sevdim ki! Mercan ve Süreyya Hanım'ın konuşmaları muazzamdı. Çok ince işlenmiş ve naif bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bir de Berrin Hanım meselesi var ki... Mutlaka tanışmalısınız. Ben her karakterde hayatıma girmiş çıkmış insanları gördüm. Özellikle Mercan öyle birine benziyordu ki, sanırım bu kadar çok sevme sebebim buydu. Dili çok akıcı, karakterler güzel, konu güzel... Okumanızı öneririm.
167 syf.
·Puan vermedi
Eğer ki Ankara'da yaşıyorsanız,sizi eskilere götürüyor. Ankara'ya hiç gitmediyseniz de, şehrin nasıl bir yer olduğunu öğreniyorsunuz. Aslında kendi mahallenizi, teyzenizi, aynı kitapta da denildiği gibi çocukluğunuzu buluyorsunuz.
167 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bir Ankara romanı okumak istediğim için başladığım naif, akıcı ve duygusal bir kitap.Suna ve Emel’in arkadaşlığını kafanızda canlandırırken sanki o evden birisiymiş gibi hissedeceksiniz. Ankara, Mon Amour!
167 syf.
·2 günde·6/10
Beni bu kitabı okumaya iten iki öğeden bahsetmek istiyorum. Ilki şükran yiğit'in bir akdeniz kedisinin hatıraları kitabında tanıdığım kalemiydi. Kitap hala favori listemin en tepelerinde. Döne döne okurum. İkincisiyse içinde olsamda adı geçtiğinde kalbimin hızla çarpmaya başladıgı Ankara. Bu iki öğe birleşince okumakta ayrı bir zevk verdi. Okumaya başladığım anda "kadının adı yok"umsu bir keyif almaya başladım. Mahalle kültürü- çocuk etrafında gelişen edebiyatı çok seviyorum. Güzel bir tercih oldu. Edebi yönü kuvvetli olmakla birlikte ufak tefek problemlerde vardı. Mesela ilk bölümü çok sevdim. Lakin bölümler arası geçişlerde tam odaklanamadım. Bir de mantıgini bir yana bırakıp tamamen kalp endeksli hareket eden, ölümü özleyen ve çağıran erkek tiplemelerinden pek hoşlanmıyorum. Kitabın baş karakteri ankara zannetmiştim, değilmiş. Aslında bir baş karakterin olduğunu söylemekte güç. Sonundan pek hoşlanmadım. Bir cok sey havada kaldı. Çok kopukluk var. Olay örgüsü ise orta düzeydeydi. Yine de dilinden ve anlatımından memnun kaldım.
167 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
O kadar sıcak bir hikayeydi ki keşke bitmese, keşke hep devamı anlatılsa istedim ama maalesef bitti.
Ankara, Mon Amour eski dönem Türkiye’sini anlatan bir kitap. 1969 lardan alıyor bizi, sırayla 1980 lere götürüp 2002’de de vedalaşıyoruz. Tarihlere göre göre de sırasıyla bambaşka karakterlerden okuyoruz.
Suna... Kitabımızı başlatan, bize küçük bir kızken bile ne ele avuca sığmaz bir çocuk olduğunu anlatan Suna. Keşke onunki gibi güçlü bir hayal dünyam olsun istedim. O kadar sınırsızdı ki inanamazsınız. Bütün kitabın en uzun bölümü Suna’nın ağzından anlatılan, diğer bölümler daha kısa. O yüzden burada aslında olayı kısmen anlıyoruz.
Emel... İç dünyasında kocaman, dışındaki sessiz çocuk. Emel, Suna’nın bölümünden sonra artık üniversiteli bir genç kız olarak karşımıza çıkıyor. Onun bölümünde de büyümüş hallerini görüyoruz. Bölüm çok kısaydı. Daha da devam etmesini isterdim. Gerçi neden böyle olduğunu anlayabiliyorum ama yinede hala istiyorum.
Ömer... Son karakterimiz, hikayemizin kilit karakteri, gitmeleriyle meşhur Ömer. Çok anlaşılabilir biri olsa da hala kafamdaki soru işaretlerini çözemedim, ona ve onun hikayesine dair. Bende kendim kurguladım bazı yerleri. Ne kadar kurgularsam kurgulayayım içimde bir yer hep buruk kalıyor.
Hiç bilmediğim bir ilde, hiç yaşayamayacam tarihlerden bir hikaye okudum çok severek. Sanki evime misafirler gelmişte tanıdığımız uzaktan biri hakkında bilmediğim şeyler öğrenmişim gibi hissediyorum. Hayatıma iyi ki girdi bu kitap. Sıcacık yerini hep koruyacak.
Herkese keyifli okumalar.
167 syf.
·6/10
“Ankara, Mon Amour” hayatının bir bölümünü Ankara’da geçirenlere oldukça tanıdık gelen kokularla onları kendine bağlayacak; akıcı hikayesi, zekice kurgulanmış olay örgüsü ile kendini bir solukta okutacak bir kitap. Edebi bir eser olarak değerlendirilemeyecek kadar sade ve basit cümlelerden oluşması, ara ara anlatım bozukluklarının göze çarpması gözardı edilemeyecek kadar önemli olsa da damağımda hoş bir tat bıraktığını söyleyebilirim.
167 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Ankara bana soğuk ve resmî bir şehir olarak gelirdi hep.Yazar bu kitapla Ankara’nın caddelerini parklarını o kadar samimi anlatmış ki önyargılarımı kırdı.Ankaralıların kitabı daha çok seveceği şüphesiz.1969 yılında 6 yaşında bir çocuğun ağzıyla başlayan romanda yazar kısacık tadı damağımızda kalan çok güzel bir hikaye anlatmış.Çok dolu dolu bir roman kesinlikle tavsiye ediyorum.
167 syf.
·4 günde·8/10
Bittiğinde ben de geriye dolu gözler ve bir gülümseme bıraktı. İyi ki karşıma çıktı bu kitap, iyi ki Şükran Yiğit'le tanıştım. Sanırım keşke hiç bitmeseydi hissi uzun süre geçmeyecek.
251 syf.
·11 günde·8/10
Çatıkatı Aşıkları • Şükran Yiğit
Sayfanın geri dönüşünün ilk postu ilk kitabı ilk yazarı ️
Şükran Yiğit’ten okuduğum ikinci roman. İlki Ankara, Mon Amour’du. Onu referans alarak yazarın ikinci romanını okumaya başladım. Zaten yazılış sıralaması da bu şekilde. Ve ayrıca Şükran Yiğit okumak isteyen varsa benim önerimde bu sıralamayı takip etmeniz.

Öncelikle kitabı beğendiğimi hatta sevdiğimi söylerek bir girizgah yapmak istiyorum. Kitabın beni kendine çeken içine alan kısmı konudan, kahramanlardan ziyade kitabın mekanlarıydı. Evet yanlış okumadınız ️Kitap genel olarak yanyana iki çatıkatına bakan bir daire ve içinde kitap bölümü olan bir kırtasiyede geçiyordu. Dairenin de kırtasiyenin de sıcaklığını her sayfada hissettim. Bazen o dairede içilen bir bardak çay, kaynatılan ıhlamur, mutfak masasında yapılan karlı gece sohbetleri bazen de kırtasiyede satılan bir top A4 kağıdı, mürekkep, bir kitap... Beni romana sıkı suluya bağladı.
Konuya şöyle bir değinecek olursak da; kendi içinde hepsinin vurucu hikayeleri olan bir kadın ve iki gencin yollarının kesişmesi ve birlikte bir gizemi çözmeye çalışmaları diyebiliriz. Ama kesinlikle kitapta anlatılan kitabın temellendiği şey sonuçtan daha çok süreç. Ve zaten keyifli olan da o sürece eşlik etmek. Ben severek, yaşarak okudum. “Bu aralar bir şey okuyamıyorum her şey yarıda kalıyor” diyenlere tavsiyemdir️
167 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ankara’nın ayazında yer alan güneşindeki aşk hikayesi ve bitmeyen bir arkadaşlığın zamanla dönüşen kopamazlık kaçsan da kurtulamadığın bir aşkın peşine yıllar sonra geri dönmek

Yazarın biyografisi

Adı:
Şükran Yiğit
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
İstanbul, 1961
1961’de İstanbul’da doğdu. Ankara’da büyüdü. ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu ve halen Frankfurt’ta yaşıyor. Romanları Ankara Mon Amour 2003, Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları 2004, Çatıkatı Aşıkları 2008 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Bu romanları yazmasının nedeni "yazı yazmanın" kendisine olan takıntısı değil, anlatmak istediği öyküler olduğunu sanmasıdır.

"Frankfurt’a gelene kadar hayatımda iki önemli şehir vardı. İstanbul ve Ankara. İstanbul sokakların, Ankara evlerin şehriydi. İstanbul güzelliğin ve ihtişamın Ankara ise sadeliğin, mütevaziliğin şehriydi. İstanbul nereden geldiği belirsiz, aniden bastıran bir melankolinin, Ankara ise huzurun şehriydi. İstanbul’da hayat sokaklarda insanın karşısına çıkar, insanın başına gelir, Ankara’da ise hayat evden içeri kabul edilirdi. İstanbul’da ay Boğaz’ın üzerinde beklenen bir şenlikti, Ankara’da ise evinin penceresinden aniden görünüverirdi. İstanbul Led Zeppelin ise Ankara Jethro Tull’dı. İstanbul Polanski ise Ankara Godard’dı. İstanbul aşkın, Ankara arkadaşlığın şehriydi ve Frankfurt Westbahnof’taki o otelin balkonunda şehrin tüm hücrelerine kadar işlemiş yoğun sessizliği dinlerken, buraya gelmeden önce son yıllarımı geçirdiğim İstanbul’u değil, çocukluğumu geçirdiğim Ankara’yı düşünüyordum."

- Şükran Yiğit, Wittgenstein'ın Yalnızlığı'ndan -

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 158 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 72 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.