Gönderi

Puan vermedi·260 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
90 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2024 15:28
Yalnız ,yapayalnız bir şekilde varolmak.milyonlarca insan içinde yapayalnız bir şekilde varolmak.Buruk hüzünlü bir duygu.Nasil ki mide doymak için yemek yemek zorundaysa ve bunu yapmadığında belirli rahatsızlıklar ortaya çıkıyorsa aynı şey insanın sosyalesmesi içinde geçerlidir.Mide yiyecek ister beyin sosyalesmek ister.Yemek yenilmediginde nasıl ki hasta olunur fiziksel rahatsızlıklar bir süre sonra ortaya çıkar aynı şekilde sosyalesilmedigi zamanda ruhsal problemler ortaya çıkar.Baş karakterimiz de tam olarak böyle bir yalnızlığın sonucunda varoluşunu hissedip altında yavaş yavaş ezilmeye başlamış.Bu varoluşsal yalnızlık kimi zaman onu sehirde yürüyen tek kişilik dev bir ordu gibi hissetirmis kimi zaman ise tamamen kendinden nefret eden kendini böcek gibi hisseden zavallı bir varlık gibi hissetirmis.Zaten kitabında isminden anlaşılacağı gibi bu yalnız varoluş onu durduralamaz bir çeşit bulantili histerili ataklara sürüklemiş.İnsan doğasına terstir yalnızlık ama gunumuz de bu durum normallestirilerek hatta kimi zaman üstün bir şeymiş gibi bizlere dayatilir.Sonuc olarak acı ceken mutlagi kendi zanneden piskolojik problemlerle boğuşan zavallı insanlar ortaya çıkar. Bu varoluşsal sancıları hisseden karakterimiz şehrin karanlık sokaklarında ne kadar gezse de ,ne kadar okusada fayde etmez.Sadece onu bu yalnızlıktan kurtaracak tek bir umudu vardı o da eski kız arkadaşı.Aslinda karekterimiz sadece yalnızlık yasamiyordu eril bir yalnizlikta yasiyordu.Aslinda bir noktada mesele eril yalnızlıkta değildi bunu anlayabilseydi o zaman meselenin temelinde erilliginde olmadığını anlayacakti. Ama iç güdüleri onu bu kadına yanastirmisti.Eger bu kadınla birlikte olabilseydi duygu ve düşünceleri daha hafifleyecekti ve belkide varoluşsal sancidan kurtulacakti.Cunku insan biriyle beraber olduğu zaman başkalarına da ihtiyaç duyduğunu ve tanrı olmadigini anlayacaktır.Bununla beraber duyguların da müthiş bir etkisi vardır.Sadece beraber olmakta yetmez düşüncelerini ve duygularını anlatabilecek kadar birine güvenebilmek de çok önemlidir.Ona karşı hissedecegin yapıcı ve yaşamsal duygularda çok önemlidir. Aslında karakterimiz eski kız arkadaşıyla tekrar birlikte olabilseydi eminim gayette iyi olup toparlayacakti.Yada toplumsal bir bir yaşam icerisinde kendice görev ve sorumlulukları olsaydı yine toparlayacagini düşünüyorum.Gunumuz sistemleride bireyi tam olarak böyle bir yalnızlığa sürükleyip kendine muhtaç kılmaktadır.Tabi bu da yalnızlığın farklı bir varoluş şekli, en azından karekterimiz yaşlı veya hasta değildi.Dusunsenize kendine bakmayacak kadar yaşlı veya hasta olup yapayalnız olmak nasıl olurdu.Acikcasi bunu düşününce bazen tüylerim diken diken oluyor. Buraya yaşar Kemal'in bir siirini eliyerek yazımı bitiriyorum.Guzel bir romandi kalemine sağlık sartre... Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin. Su olsan kimse içmez, Yol olsan kimse geçmez, Elin adamı ne anlar senden? Çıkarsın bir dağ başına, Bir ağaç bulursun Tellersin pullarsın Gelin eylersin. Bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün. Köpürmüş gelen bulutları. Başka ne gelir elden? Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı. Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı! Yaşar Kemal
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
·
67 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.