Gönderi

Altaylar'dan Tuna'ya
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2022 124. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2022 00:00
İki yıl kadar önce bu muhteşem kitabı okuduğumda uzak kardeşlerimizle ilgili bir Türk antropologun elinden böyle bir eser çıkmasına hem şaşırmış hem de sevinmiştim. Küçüküstel, 6 yıl boyunca Dukhalar ile birlikte yaşamış, onların yaşam biçimlerini, geleneklerini ve yitme tehlikesi altında bulunan dillerini bize anlatmak için alışık olmadığı koşullarda araştırmasını sürdürmüş. Ve bunları okurken asla yorulmuyor ve sıkılmıyorsunuz. Dukhalar'ın yaşadığı Moğolistan'daki Hövsgöl bölgesi oldukça soğuk ve sert bir iklimde. Ancak Rengeyikleri de böyle bir iklimde var olabiliyorlar. Bazı Türk toplulukları atalarını 7 nesil geriye kadar ezbere bilirler. Bu biz Anadolu Türkleri için pek geçerli değil. Ama Dukhalar'daki şaşırtıcı özellik; rengeyiklerinin de dedesinin dedesinin ve ninesinin ninesinin soy kütüğüne önem vermeleridir. Rengeyikleri henüz küçük yaşlarda yük taşımaya ve insan taşımaya alıştırılıyorlar. Bunu yaparken hayvana acı çektirdiklerini düşünmeyin; küçük çocuklar ve ağır olmayan yüklerle bunu yapıyorlar. Eski Türkler gibi onlar da doğa ile iç içe ve doğaya saygılılar. Bu yüzden ayıyı bile arkasından vurmuyorlar. Doğaya saygının bir başka belirtisi de iyeler dediğimiz bir bölgenin koruyucusu konumunda olan tinlerdir. İye, bilmeyenler için "sahip" anlamında bir Türkçe sözcük. Yazar ile birlikte yolculuğa çıkan bir oba sakini, bölgenin iyesinin gönlünü hoş tutmak adına bir çay demler ve iyenin bulunduğuna inandığı bölgeye saçımda bulunur. Böylece yolda belde yolcunun başına bir sıkıntı gelmez. Sert koşullarda yaşayan bu Türk topluluğu birbirlerini de kollamayı bilir. Obada kimin neyi varsa o obanın ortak malıdır. Yazarın eşi yanında kartonlarca sigara getirmiş ama bunun beklenmedik şekilde eksildiğini görmüş. Bütünüyle paylaşımcı bir topluluk olan Dukhalar o sigarayı almak için iyesine sormaz çünkü zaten kendi malları olarak görürler. Yaptıklarını da çalmak olarak görmezler. Yalnız yaşayan bir kadın bir süre önce bir Moğol ile ilişkisi sonucu gebe kalmış ve çocuğu olmuş. Bu ilişkisi belki zorla olmuştu emin değilim ama Dukhalar bu konuyla ilgili ona herhangi bir baskı ya da hor görme eyleminde bulunmamış. Bu kadın kendi başına çocuklarıyla kocası olmadan yaşamını kolaylıkla sürdürmüş. Buradan da alınacak dersler var anlayana. Küçüküstel Dukhaların dilinin tanıdık ama bütünüyle anlaşılamadığıni anlatıyor. Ben bir iki örnek vereyim: "Dongan be": dondun mu? "Şopti aallar denk":hep ağıllar denk:bütün evler (aileler) denk demek istiyor. Aal ağıl küçükbaş hayvan evi olabildiği gibi bu anlama da gelir. Nogay Türkleri de avul derler. Şopti ses olarak Orhun Türkçesi köp'ten gelir. Köp bizde hep olmuştur. Dukhalar bugün 500 kişinin altında ve soyları tükenmek üzere, dilleri de öyle. Yeni kuşak Tuvaca bile bilmiyor sanırım ve okulda Moğolca öğrendikleri için anadillerini unutuyorlar. Önlem alınmazsa bu Türk dilini yitirecekmişiz gibi görünüyor. Bunun dışında Sovyet dönemi ve sonrasındaki devlet politikaları onların avlanması ve diğer gelenek ve kültürlerini yaşatmalarına engel olmuş. Türk topluluklarının olduğu yerde sovyetler ve Rus hükumeti bunun gibi işleri çok yapıyorlar. Mesela To-palar'ın yaşadığı bölgeye bir Moğol boyu olan Buryatları yerleştiriyorlar. Gün geçtikçe de dilleri konuşan sayısı azaldıkça unutulma tehdidi altında. Türk toplumlarının yaşayışına ve budunbilim yani antropolojiye ilginiz varsa bu eseri okumanızı öneririm. Esenlikler.
Araştırma-İnceleme
Rengeyiği Türkleri: DukhalarSelcen Küçüküstel · Kolektif Kitap Yayınları · 202074 okunma
··
252 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.