“Tek başına olmak, alçakgönüllü isteklerde bulunmak, önemsenmeyen olmak, her yerde evindeymiş gibi hisseden bir yabancı olmak ve yalnız başına, güçlü adımlarla dünyayı fethetmek üzere yürümek.
…
İnsanın tek bir yerde kalmasının gerekliliğini işaret eden korkakça söylemler hayvanların sorgusuzca boyun eğmelerini hatırlatıyor bana; yük hayvanlarının esaret altında aptallaşması ve bir anda kafasına takılıveren koşum takımını memnuniyetle kabul etmesi gibi bir şey bu.”
Bu sözlerle açıklıyor Isabelle Eberhardt kendine seçtiği hayat yolunu. Yazar 27 yıllık kısa hayatını bir erkek kılığında geçirdiği Tunus, Cezayir ve Fas çöllerini ve oradaki yaşamı oldukça detaylı bir şekilde betimliyor. Sayfalar ilerledikçe neredeyse her bölümde “Çok ilginç!” dedirtiyor insana. Kendi ismiyle filmi dâhi çekilen Rus asıllı bu Müslüman hanımın çöldeki yolculuğu okunmaya değer bence. Isabelle Eberhardt