·205 syf.····Okunma: 08 Eylül 2024 02:28 Herkese merhaba.
Nasılsınız bakalım? Okumalarınız nasıl gidiyor? Bildiğiniz gibi yaz aylarında benim okumalarımda düşüş oluyor bazı kitaplar ise düşüş falan dinlemeden su gibi akıyor. Bugün de bu kitaplardan biri ile geldim karşınıza.
Antoine Duris, etrafı tarafından sevilen başarılı bir sanat tarihi profesörüdür. Hayatı normal şekilde ilerlerken bir gün karşılaştığı bir olay yüzünden istifa eder ve kimseye bir şey anlatmadan yaşadığı yeri terk eder.
Paris’te Musee d’Orsay’de salon bekçiliği için iş başvurusunda bulunur.
Fakat makaleler yazmış bir profesörün müzelerinde salon bekçisi olarak iş başvurusunda bulunması insan kaynakları müdürü Mathilde tarafından oldukça tuhaf karşılanır.
Hayatından kaçmak isteyen Duris, tüm sorulara umursamazca yanıtlar vererek dikkatleri üzerine çekmemeye çalışsa da Mathilde, Duris’in içinde çektiği acıyı ve sırları hissetmeyi başarmıştır.
Bu ilginç adam Mathilde’nin ilgisini çekmiştir, kararından pişman olmamayı dileyerek onu işe alır.
Duris işe kabul edilmiştir, yeni hayatı için bir başlangıçtır bu. Peki ama geçmişini unutabilecek midir? Geçmişinde neler gizlidir? Tüm bu sorular için sizi kitabı okumaya davet ediyorum.
Beni derinden etkileyen bir kitap oldu. Okurken sonunun gelmesini istemedim.
Sizlere daha fazla detay vererek büyüyü bozmak istemiyorum. Kitabı mutlaka okumalısınız.
#alıntı
Burada geçmiş, şimdiki zamanın üzerinde eşine ender rastlanır türden bir iz bırakır.
İkisinin arasında daima uzun sessizlikler vardı. Belki de gerçek anlamda yakın olmanın tanımı buydu: İnsanın kendini boşluğu doldurmak zorunda hissetmemesi.
İnsanlığını elinden alan o birkaç dakika, bir ömürlük bir mahkûmiyete dönüşüyordu.
Yaşadığı şeyi anlatması imkânsızdı, sanki cümleler ifade edecekleri şeyden tiksiniyormuş gibiydi.
Geçmişi kelimelere dökerek şimdiyi özgürleştiriyordu.