Bir varoluş trajedisi olan Oblomovluk, bilinçli bir tembellik/atalet halidir.
Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık, her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir.
Sosyal yaşamdan kopuş, topluma uyum sağlayamama, bilinçli bir vazgeçiştir.
Ölüme eş bir uyuşukluk hali; bir başka deyişle yaşarken ölmektir.
Gonçarov 1849’da yazdığı bu romanda çağımızın toplumsal hastalığını tanıtıyor.
Hepimizin içinde bir parça oblomovluk var kanımca.
İtiraf etmeliyim ki zor bir kitap olduğu önyargısıyla özellikle yaza saklamıştım okumayı ama hızlı aktı ve kolay okudum ayrıca çok sevdim.
Kitabı doğru değerlendirebilmek için o dönemde Rusya'nın içinde bulunduğu aile yaşamını ve kültürü göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Romanda ana kahramanımız İlya İlyiç Oblomov, hayatında çorabını bile tek başına giymemiş, hizmetçilerle büyümüş, yaşam becerileri kazanamamış bir beyzade, bir soylu. Bir de çocukluktan beri birçok zorluklarla karşılaşmış ve yaşam becerileri kazanmış Ştolts var. Oblomov'un tam zıttı bir adam.
Oblomov tembelliğin, Ştolts dinamizmin, aktif hayatın ve çalışkanlığın sembolü. Gonçarov, Oblomov-Ştolts karşıtlığında eski ve yeni Rusya'yı, Doğu'yla Batı'yı karşı karşıya koymuş. Oblomov Rusya'yı, Ştolts Avrupa'yı temsil ediyor.
Bu noktada ailenin çocukları yetiştirme koşullarının ileride nasıl birer yetişkin olacakları konusundaki öneminin de altı çiziliyor.
Roman, Oblomov'un tembelliğinin köklerine iniyor ve onun hayata karşı duyduğu büyük ilgisizliği ve ataleti anlatmaya çalışıyor. Aynı zamanda, Oblomov'un aşk hikayesi ve Ştoltz ile olan dostluğu da önemli bir yer tutuyor.
Gonçarov'un usta kaleminden çıkan bu eserin kalınlığı sizi korkutmasın. Dili akıcı, karakter betimlemeleri çok başarılı ve edebiyat kokuyor.
Okurken ruhsal dünyanızdan ve çevremizdeki insanlardan izler bulabilecek zaman zaman Oblomov gibi düşündüğünüzü fark edeceksiniz. Oblomov' un hazin sonunu görmek belki de sizi daha dinamik kılar hayatta.
" Ya şimdi ya hiçbir zaman!"