·304 syf.····Okunma: 29 Ağustos 2024 12:34 Muriel Barbery; Felsefe profesörü olması dolayısıyla, felsefe ile romanı iç içe geçirmiş. Kitabın ilk yarısı bu sebepten kaynaklı felsefi yoğunluk yaratsa da felsefe sevenler için başlı başına araştırıp inceleme konusu ortaya koyuyor. Kitabı tavsiye üzerine okudum. Çok satan, çok beğenilen, çokça iyi yorumların hepsine katıldığımı söylemek isterim. Derinliği olan üzerine düşünme gerektiren, okuyup geçilecek bir kitap değil. Karakterler üzerinden toplumsal bir takım konuların, insanların önyargılarının, etiketlerinin, gördüğümüz her şeyin arka planında cennet bahçelerinin var olabileceğine şahit oluyoruz. Zaten bildiğimiz ama uygulayamadığımız, yine de o toplumsal etiket ve önyargılarla yaklaşımlarımızı sürdürmeye devam ettiğimiz için insan; acımasız varlık diyorum. Kendimizden aşağı, pasif gördüğümüz, aman işte avam iş yapıyor diyerek işine ve görünümüne göre değer biçmelerimiz yok mu? Tam da konunun kaynağına değindik.
Kitabın içeriğine değinmeden yapamayacağım. Üç ana karakter kitabın kurgusunu oluşturuyor.
Renee Michell (Apartmanın kapıcısı) 54 yaşındadır. Kendisini dul, çirkin, sevimsiz, huysuz sıfat tanımlamalarının içine hapsetmiş. Kendini geliştirmiş entellektüel bir kimliği vardır. Bunu sadece okurlarına anlatmakta, kapıcı olduğu için bu kimliğini gizleyerek, lüks bir apartmanda kapıcı olarak çalışmaktadır. Sonuçta üstün ve zengin apartman sakinleri entellektüel bir kapıcıdan hoşlanmayacaktır. Bir kapıcı nasıl olması gerekiyorsa Michell de öyledir. Bu nedenle insanlarla neredeyse hiç iletişim kurmaz sadece kendisinden istenilen görevleri yerine getirir. Apartman sakinleri onu sıradan ve bayağı olarak görürler. Fakat Michell kendisini bilinçli olarak insanlardan uzaklaştırmakta ve yalnızlaştırmaktadır.
Paloma Josse 12 yaşında apartmanda oturan zengin bir ailenin kız çocuğu. Anne babası tarafından ilgi ve sevgi görmemiş her isteği gerçekleşmiş. Zenginlerin hayatını bayağı ve sıradan bulmaktadır. Okulda çok zeki, Michell gibi o da okulda fazla zekasını gizlemekte, kendini geri planda tutmakta fakat yine de derece yapmaktadır. Yaşadığı hayattan memnun olmayan oturduğu evi yakıp intihar etmeyi düşünmektedir. Fakat bu üç ana karakterin yolu kesiştiğinde yol nasıl da güzelleşiyor.
Diğer karakter apartmana sonradan taşınan Kakuro Ozu entellektüel bir beyefendi 60 yaşında edebiyat müzik ve sanatla ilgili ve Michell’i, Michelin kendine yakıştırdığı tüm çirkin sıfatların altındaki entellektüel kimlik ve zarafeti farkediyor.
Paloma, Michell, Kakuro Yalnızlıkları, zekaları edebiyat sanata olan tutkuları benzerdir. Bu tarz insanlar dışarıdaki insanlara kendilerini açmazlar ve güçlü sezgiler ile birbirlerinin farkına varırlar. Sezgilerle dahi konuşup sohbet edebilirler
Çağımızda farklılıkların dejenere edildiği pürüzsüz insan modeli empoze ediliyor. Tek tip insan. Farklılıklarımıza saygı duymayı, eğitim zenginlik,güzellik, ünvanlar ile entellektüelliğin ve daha bir çok şeyin iyi insan olmayla ilgisinin olmadığını salık veren bir eser. Edebiyat, sinema, film, müzik adına eleştiri tavsiyeler alıyoruz. Kitabı okurken izleme listeme filmler ekledim. Ruhsal anlamda zaman zaman kırgınlık yaşadığım ne varsa hepsine meydan okuma hissini tattım. Aynı zamanda psikolojik olarakta iyileştirici bir yanı var. Kimlik bunalımı, iki yüzlülük, burjuvazi, sınıf çatışması ana temalar diyip nokta koyuyorum.