Gönderi

Puan vermedi·320 syf.··
2024 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2024 11:32
Yazarı bir gazeteci. Veriler araştırma sonuçları olduğu için varsayımların ötesinde elle tutulur argümanlar. Hepimiz bir bataklığın içindeyiz ama herkes orada olduğu için tuhaflığı fark edemiyoruz gibi. Bilmediğimiz herhangi bir şeyi anlatmıyor aslında. Hepimiz teknolojinin zararlarını üç aşağı beş yukarı biliyoruz Ama bilmek ve farkında olmak kesinlikle aynı şeyler değil. Peki bu kitap hangi konuda farkındalık uyandırıyor? Telefonumuzdaki uygulamalar zihnimizi sık aralıklarla ödül isteyecek şekilde eğitiyor (rt, fav). Böyle olunca da fiziksel dünyada var olmak çok zor oluyor, çünkü sanal dünyadaki gibi doğrudan ve hemen ödüllendirilmiyoruz. Kimse işimizi iyi yaptığımız için bizi ayakta alkışlamıyor. Ya da bir olay karşısında yorum yaptığımızda beğeni butonumuza basmıyor. Durum böyle olunca hayattan zevk almamaya ya da hayatımızı sadece sanal dünyada yaşamaya başlıyoruz. Uygulamalar yaptığımız şeyler arasında normalden daha hızlı geçiş yapmamıza neden oluyor. Farklı videolara hızlı geçişler, uygulamalar arası geçişler ya da kitap okurken telefondan gelen bildirime göz atmak gibi düşünebilirsiniz bunu. Görevler arası geçiş yaparken beyninizin biraz geriye gidip kaldığı yerden devam etmesi gerekiyor ve bunu tam olarak yapamıyor. Arızalar beliriyor. Hata düzeltmekle ve geriye doğru iz sürmekle meşgul olduğunuz için, derinlemesine düşünmekle geçireceğiniz zamanı daha yüzeysel düşünmekle geçiriyorsunuz. Artık hayatı daha hızlı okuyor, bir şeyden diğerine koşturup daha az şey özümsüyoruz. Enerjimizi çok hızlı geçişlere harcadığımızda hatırlama ve öğrenme hızımız azalıyor. Uygulamalar bizlerin profilini çıkarıyor. Arkadaşımızla konuşurken bahsettiğiniz x marka çantanın reklamı bir anda karşınıza çıkabiliyor ya da tam da ihtiyacınız olan bilgisayarın indirim reklamları. Bizi neyin etkileyeceğini neyin harekete geçireceğini zaaflarımızı biliyor. Ne zaman telefonu elimizden bırakacak olsak kaydırmaya devam edeceğimiz malzemeyi önümüze sunuyor. Uygulama tasarımının amacı, kullanıcıların tekrar tekrar geri dönmesini sağlayacak bir ‘iç tetikleyici’ yaratmak. Ve görüyoruz ki bunu başarıyorlar. Algoritmanın öne çıkardığı mesajlar öfke pompalıyor. Bunu kasıtlı olarak yapıyorlar. Öfke etrafımızdaki argümanların niteliğine daha az dikkat etmemizi, işlem derinliğinde azalma yaşamamızı ve daha sığ, dikkatsiz düşünmemizi sağlıyor. Sorunları çözebilmemiz için odaklanabilmemiz, net düşünebilmemiz gerekiyor. Üç dakikada bir faaliyet değiştiren, algoritmanın pompaladığı öfke ile birbirine bağırıp duran sersemlemiş bir halkın yapabileceği şeyler değil bunlar. Sistemik sorunlar sistemik çözümler gerektiriyor. Çözümler için de hep birlikte kolektif bir sorumluluk almamız gerekiyor. Peki bu kadar yoğun bir bilgi akışında yalan yanlış iddiaları da ayırt edemediğimize göre olaylar karşısında kolektif bir bilinç ya da sorumluluk oluşturabilir miyiz? Bence imkansız. Uygulamalar diğer insanların öfkelerine de tanık olmamızı sağlıyor. Günde kaç kavga videosu izliyor ya da kaç kişinin öfkeli tweetlerini okuyoruz? Annesinin başını balkondan aşağı atan gencin videosunu hepimiz izledik değil mi? Bunlara maruz kalınca etrafımızın öfkeli insanlarla çevrili olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden kaygılanıyoruz ve diken üstünde hissediyoruz. İnsanlarla olan ilişkimiz etkileniyor ve kendimizi güvende hissetmiyoruz. Dikkatimiz tehlike arayışına yöneliyor. Ve biz biliyoruz ki ne ararsak onu buluruz. Buraya kadar saydığım maddeler uygulamaların bizler üzerindeki etkileri. Kitabın içeriğinde yeme içmemiz ve uykudan tutun hava kirliliğine kadar dikkatimiz üzerinde etkili olan her şeyden bahsediyor. Özellikle çocuklar ve dikkat eksikliği ile alakalı olan bölüm oldukça etkileyici. Yapılandırılmış oyunlar, okullar, kurslar vs tüm bu yoğun eğitim sürecine rağmen neden çocuklarımız odaklanmakta zorluk yaşıyor. Neden onlara tüm imkanlar sunulduğu halde mutsuzlar ? Kemal Sayar’ın tavsiyesiyle okuduğum bu kitabı aslında çok uzun zaman önce edinmiştim. Çalınan Dikkatlerden biri de benimki olduğu için henüz bitirebildim. Şimdi çevremdeki herkese ısrarla okumalarını tavsiye ediyorum.
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
·
474 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.