·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Eylül 2024 17:53 LEYLA’NIN EVİ-ZÜLFÜ LİVANELİ,272
Leyla’nın Evi Zülfü Livaneli‘nin uzun bir süredir okumak istediğim kitaplarından biriydi.Okudum bitirdim ama sonunda ben ne okudum dedim ,muhteşem bir kitap, sonu duygu yüklü, ilk sayfadan son sayfaya kadar temposu hiç düşmeden akıcı ilerleyen, nefis İstanbul ve boğaz tasvirleri, yalılar, yalı yaşamları,paşalar,kadın erkek ilişkileri,Atatürk,Cumhuriyet,Osmanlı,geçmişten günümüze gelen insanoğlunun barınma ihtiyacı,paranın gücü, ait olamama duygusu, ötekilik,ezikliğin sonradan görme zenginlik ile kapatılmaya çalışılması ve AŞK…
Öyle bir aşk ki ölümü göze almak,dışlanmak,aileler arasında yok sayılmak ,hiç yaşanmamış kabul etmek,daha neler neler.Zülfü Livaneli her konuya değinmiş kitabında..Bunları yazarkende öyle bir ustalıkla bağlamış ki konuyu,geçmişle günümüz arasında bir köprü kurmuş,bize de o köprü üstünde gezmek düşüyor…
Ama öyle biri var ki koskoca bir Osmanlı paşası ailesinin kaderini değiştirmiş…
“ Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin…”LEYLA…
Bir yalı ve bahçesindeki müştemilatın birbirinden habersiz hayatları,yazgıları birbirine bağlı insanları nasıl bir araya getirdiğini ,hayatlarında yaptığı değişiklikleri okuyoruz.
Romanın baş karakteri olan yaşlı ve kimsesiz Leyla’nın Boğazdaki ailesinden kalma yalısının, 2000'li yıllarda hile ile elinden alınmasıyla başlayan hikaye Leyla’yı çocukluğundan beri tanıyan gazeteci Yusuf'un Cihangir’deki evine konuk oluşu ve gurbetçi bir ailenin kızı Roxy ile tanışması ile devam ediyor.Leyla, yalının yeni sahipleri, Roxy, yalı komşuları arasındaki ilişkiler ve olaylar işleniyor.
Büyük hanım Leyla,Ali Yekta bey,Roxy-Rukiye ve Yusuf…Konu bu dört karakter,yalının yeni sahipleri ve yalı komşuları arasında geçiyor.İçerik olarak fazla detaya girmek istemiyorum,çünkü kitap anlat anlat bitmez.Okuyuculara güzel bir çay-kahve eşliğinde okumak düşüyor,hele de imkan varsa bir deniz kıyısında,dalgaların ve martıların sesini dinleyerek…