·384 syf.····Okunma: 16 Eylül 2024 00:26 Antik dönem politikaları ve savaş stratejileri üzerine kafa yoranların ya da meraklılarının ıskalamaması gereken bir eser. Ama roman bunlarla sınırlı değil.
Eser, Kartaca’nın deniz ticareti sayesinde ekonomik olarak en güçlü olduğu, Yunanlılara ve yükselişteki Romalılara kafa tuttuğu, hemen her şeye sahip oldukları, rüyalarda bile görülemeyecek zenginliklere ve refaha ulaştıkları bir uçtayken, kendilerine beslenen habis duygular ve en çok da yenilgiyle sonlanan paralı asker destekli savaş sonrası güçlerini kaybettikleri bir dönemde, Barbarların açtıkları ve aralıklarla devam edip toplamda yaklaşık 3 yıl süren savaşın detaylı tarihçesidir.
Detay derken; buna, askerlere kutlamalarda yedikleri leylek dilinin nasıl sunulduğundan tutun da, kadınların baştan ayağa giyim-kuşamlarının her bir işlemesi ve değerli taşların nasıl, nerede, hangi taşla ve ne çeşitlilikte kullanıldığına kadar olan kısımlar da dahil. Ama bunlarla sınırlı olduğu da düşünülmesin.
Flaubert’in yaklaşık altı yılda tamamladığı ve öncül araştırmalarıyla romandaki karakterlere handiyse gerçekteki kimliklerinin nefesini verdiği bu eserde okurlar, Kartaca’lı efsanevi politikacı ve komutan Hannibal’in çocukluğuna dair belli belirsiz izleri de okuma ayrıcalığına sahip olacaklardır.
Roman, saf, temiz, güzel ve bir nevi ulaşılmaz gibi görülen, ulviyete erişmiş kızoğlankız Salambo ve barbarların başkomutanı Matho’nun arasında anlık parlamalarla filizlenen aşkı, tüm kanlı savaş sahneleri boyunca okura ancak romantizm fragmanları halinde sunuyor. Buna karşın eser ihtimal o ki, 18.-19 Yy Fransız edebiyatını etkisi altına alan (ve belki de esiri kılan) bu akıma alternatif arama çabalarının bir ürünü. Diğer ihtimal de; Flaubert Salambo’da, eseri kaleme aldığı dönemde konuşulmaya başlanan ve iyi örneklerini sonra sonra Zola’dan okuma fırsatı bulduğumuz natüralizm akımından eklektik anlamda etkilenmiş de olabilir…Ancak görünen o ki Flaubert, tıpkı zamanında öne çıkmak isteyen rönesans ressamlarının yaptığına benzer; hem gölge ışık oyunlarını, hem portre hem de natürmort yapabildiğini tek bir resimde aceleyle göstermek yerine; önce, Madam Bovary’sinde insana özgü o itkisel, ilk başta karşı konulmaz görünen esrik ve ilkel günahların yaşattıklarını, karakterin zihin kıvrımlarında sakince dolaşarak okura vermiş, şimdi de “Salambo”’suyla, sahip olduğu farklı bir yönüne dikkat çekmek istercesine; betimleyici, araştırıcı ve tarihi olayları kendi estetik kavrayışıyla detaylı şekilde aktarma işine koyulmuş.
Roman, isminin -bir nebze- okura verebileceği hissiyatla romantik olmaktan çok uzaktır ve bunu dert etmeyecekler için çok kaliteli, az bulunur nitelikte, efsanelerin gerçeklerin ayağına dolandığı ama tarihin galip geldiği, yeterince ve gerektiği kadar doğalcı bir eserdir.