·136 syf.····Okunma: 30 Ağustos 2024 01:14 "Tanrı biliyor ya, seni görmeden geçen bir günü yaşanmış saymıyorum.."
Arap dilinin tek Nobel ödülü kazanmış yazarı Mahfuz'un bu eseri, bir anlatıcının gözünden başlıyor. Her ne kadar ismi "Aşk Zamanı” olmasına rağmen, bir aşk hikayesi anlatmıyor, romanın merkezinde bir anne-oğul ilişkisi var. Ain hanım adında güçlü bir kadının portresiyle açılıyor. İlk bölümler Ain'in cömerliğinden, yardımseverliğin bahsediliyor. Ama asıl hikaye oğlu İzzet’in hikayesidir. İzzet bir sis bulutunda savrulduğunu, karışık bir ruh halinde geçiriyor tüm ömrünü. Mahfuz bu romanında Ain ve İzzet gibi bazı karakterleri ince dokusuna kadar geliştiriyor. Ama diğer karakterler içinde aynısını istemiş olabilirim. Çünkü bazı güçlü portreler olsa da fazlasıyla gizemli kalıyor.
Roman, 1900’lu yılların başında geçiyor. Kahire’de yeni tiyatro salonlarıyla tanıştığı, sosyal hayatın zenginleştiği, varlıklı kesimin gece kulüplerinde eğlencelere katıldığı bir ortam gelişiyor. Elbette toplumsal değerler ve gelenekler de yeni yaşam biçimiyle değişime uğruyor. Jenerasyon farkına da değiniliyor.Farklı nesilleri temsil eden anne ve oğul, geleneksel olan ile yeni yozlaşmayı simgeliyorlar. Politik kavgalar, ezilen kadınlar, baskıcı din eğitimi gibi bazı temaları konunun uzağında tutup hikayenin içinden de uzaklaştırmıyor.
Yazarın bu kitabını bir öneri üzerine okudum. Ve yine çok başarılı bir tavsiyeydi. Okuyacak olanlara iyi okumalar diliyorum.