9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2024 71. kitabı
Ey TÜRK! Üstte mavi gök çökmedikçe, Altta yağız yer delinmedikçe, Senin ilini ve töreni kim bozabilir! BİLGE KAĞAN --- Gökçen Serisi 3. Kitap İncelemesi Gökçen, kaçırılma olayının ardından toparlanmaya çalışırken, Sara faciası her şeyi daha da karmaşık hale getiriyor. Bu iki büyük travma, onun üzerinde derin izler bıraksa da Murathan ile yaşadığı duygusal dalgalanmalar sırasında birbirlerine olan sevgilerini korumaları inanılmazdı. Bu zorlu süreçte, Murathan ile yaşadığı gelgitlere rağmen birbirlerinden vazgeçmemeleri ve aralarındaki sevgiyi korumaları gerçekten etkileyici. İkilinin bağlılığı bu kitapta başka bir boyuta taşınıyor, adeta sevgiyle kenetleniyorlar. İlişkilerindeki sadakat ve bağlılık, serinin bu kitabında zirveye ulaşıyor. Onların her şeye rağmen birbirlerine tutunmaları, hikayeyi okurken içimi ısıttı. Bu kitapta sadece Gökçen ve Murathan değil, diğer karakterler de kendi yolculuklarına çıkıyor. Bilge ve Barbaros arasında da olumlu gelişmeler yaşanırken, Zülfikar ve Duru hiç beklemedikleri bir şekilde aşka düşmenin şaşkınlığını yaşıyorlar. Onların birbirine olan hisleri bize her ne kadar sürpriz olmasa da heyecan verici bir şekilde işlenmiş. Süleyman... En başından beri Aybüke’ye olan hislerini hiç saklamamıştı; aksine, tüm kalbiyle belli etti. Ancak Aybüke, geçmişinden gelen yaraları ve güvensizlikleri nedeniyle Süleyman'a karşı hep duvarlar örmüş durumdaydı. Ama serinin bu kitabında o duvarlar çatlamaya başlıyor. Süleyman’ın, Aybüke’nin etrafında ördüğü bu duvarlara rağmen ona duyduğu sabırlı ve sarsılmaz sevgisi gerçekten etkileyiciydi. Uzun yıllardır ona yüz vermeyen Aybüke’ye karşı asla pes etmeyişi, onun karakterini daha da değerli kılıyor. Aralarındaki şu diyalog, Süleyman’ın ne kadar kararlı olduğunu gözler önüne seriyor: "Sana da gülsek suç, gülmesek suç..." "Her halin kabulüm." "Her halim mi?" "Her halin." "Ne yaşamış olursam olayım mı?" "Ne yaşamış olursan ol." Bu diyalog, Süleyman’ın Aybüke’ye olan saf sevgisini ve onun her halini kabul edişini mükemmel bir şekilde özetliyor. Alican ise her zamanki gibi iç ısıtıyor! O "çaylak" ve "üzümlü kek" halleriyle Zehra’nın yaralı ruhuna dokunması o kadar naif ki, ikisini okumak gerçek bir mutluluktu. Alican'ın, Zehra'ya olan sabırlı ve şefkatli yaklaşımı, ona iyi gelmesi, okurken insanın yüzünde bir tebessüm bırakıyor. Mete her zamanki gibi kitabın en kral karakteri, onu okumak her anında keyif veriyor. Özellikle Barbaros ve Bilge yatsınlar kalksınlar Mete'ye dua etsinler. Gelelim Emek KARAHAN'a... Onun şehit düşmesini ve annesinin feryatlarını okurken gerçekten gözlerim doldu. Kurtardığı bebeğe ailesinin sahip çıkması ve ona "Emek" ismini vermeleri ise hem buruk bir hüzün hem de bir umut ışığı oldu. O an, Emek KARAHAN ölmüş olsa da yeni bir Emek KARAHAN’ın bu vatan için büyüyecek olması yüreğe dokunan bir detaydı. Ve Timur... Şüphesiz kitabın en gizemli ve merak uyandıran karakteri. Ancak onun hikayesi ve yazgısı ayrı bir kitapta, "Bülbül Kapanı"nda yazılıyor. Yani Timur'u da "bir gözleri ahu'ya zebun ediyor felek". :) Kısacası, Gökçen serisinin 3. kitabı yine beklentilerimi karşılayan, duygulara dokunan ve karakter gelişimlerini derinlemesine işleyen bir eser oldu. 4. kitabı ve finali okumak için sabırsızlanıyorum! ---
1000Kitap
Gökçen 3Loresima · Ephesus Yayınları · 20244,420 okunma
··
4 +1'leme
·
1.530 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.