Öncelikle kitabın konusunu tartışılmaz bir şekilde iyiydi. Şu günlerde Narin olaylarının üzerine denk gelen bu kitap etkileyiciydi. Doğuda amcası tarafından tecavüze uğrayan ve namus davası için öldürtülmek istenen bir kız var. Bitmek bilmeyen davalar günümüz Türkiye’sinde hala devam etmekte. Hepsini şiddetle kınıyorum.
Kitabı edebi yönden inceleyelim dersek bir sene önce başladığım kitabı şartlar ve koşullardan daha yeni bitirdim. Ara ara okumaya devam ettiğim bir kitaptı. Ama akmıyordu. Eğer ki akıcılığı olsaydı bir sene asla beklemezdi bu kitap. Normalde Livaneli kitaplarına hastayımdır. Çok akıcı olurdu ama Mutluluk akıcılık konusunda çok geri kalmış. Çok ağır ilerliyor ve ne olacak acaba diye merak duygusunu son 100 sayfaya gelene kadar alamadım. Son 100 sayfada elimden bırakmadım kitabı zaten ve 2 günde 150 sayfa tamamladım. Bazı betimlemeler Türk dizilerindeki gibi dakikaları doldurmak için yapılan boş sahneler gibiydi. Son 100-150 sayfaya kadar sıkılmadan okursanız gerisi çok hızlı akıyor.
Bir de kitap öyle bir yerde bitiyor ki sanki 2. Kitap da gelmeliymiş gibi. Tam bir son alamadım. Sayfayı çevirip devam edeceğimi düşünürken meğerse kitap bitmiş. Meryem’in nereye savrulduğunu, Cemal’in bu saatten sonra ne yapacağını, profesörün çaresiz hayata teslim oluşunu okumak isterdim.
Okumak isteyenler anlam arayışı için, çare ve çaresizlik için mutlaka okusunlar ama benim gibi odak problemi yaşayan insansanız biraz başlarda sıkılabilirsiniz.
Şimdiden iyi okumalar dilerim
MutlulukZülfü Livaneli