Yaşar Kemal'in romanlarının büyüklüğü halkın folklorundan beslenmesinden geliyor. Eserlerindeki arı ve temiz Türkçenin kaynağı da bu. Halk şiirinin olanaklarından yararlanan yazar kısa ve şiirsel cümlelerle okuru kendine bağlıyor. Anlatımda kullandığı benzetmeler doğayı her haliyle hissettiriyor. Yer yer destansı bir anlatıma bürünen üslûbu eseri elinizden bırakmanıza engel oluyor.
Genelde Çukurova'nın güzelliklerini okumaya alışkın olduğumuz Yaşar Kemal bu sefer bizi Ege'nin dağlarında gezdirip Ödemiş düzünün çiçeklerini koklatıyor. Gelelim Çakırcalı'ya. Babası Ahmet Efe'nin kahpece öldürülmesinden sonra hiç istemese de dağa çikan Efe, feodal düşmanı halk dostu bir yiğit olarak çıkıyor karşımıza. Bir çeşit Köroğlu. "İnsan ihsanın kölesidir." sözü gereğince zenginden alıp fakire veren Çakırcalı bütün çevre köylerin sevgisini kazanıyor. Bu da uzun yıllar eşkıyalık yapmasını sağlıyor. Çünkü herkes ona yardım ve yataklık ediyor.
Destansı bir hikâye, olağanüstü bir anlatım ve bir Yaşar Kemal klasiği. Zaten bir kitabın kapağında Yaşar Kemal adı varsa o kitabın tanıtıma ihtiyacı yoktur. Alınır ve okunur.