·312 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ağustos 2024 21:28 Ülkemizde Fahrenheit 451 adlı eseri ile bilinen Ray Douglas Bradbury tarafından yazılan Mars Yıllıkları, ilk basımını 1950 yılında yapmıştır. Fütüristik öykülerden oluşan bu eserde insanların Mars’a koloni kurma girişimleri, koloni kurulduktan sonra Mars’ta ve Dünya’da yaşananlar anlatılmaktadır.
Bilimkurgu kitaplarını severek okuyup üzerine araştırmalar yapan biri olarak söyleyebilirim ki bilimkurgu kitaplarında genellikle türün doğası gereği teknik terimler, bilimsel konular ile karşılaşılırken Mars Yıllıkları okuduğum diğer bilimkurgu kitaplarından çok farklıydı. Bu kitapta yazar, insanı odak noktasına koymuştu. Örneğin çocuklarını seneler önce kaybetmiş ailelerin çocuklarının görünümüne bürünmüş bir Marslıyı gördüklerinde verdikleri tepki, düğün arifesindeyken Mars’taki kolonilere yerleşen nişanlısının yanına gitmek ile Dünya’da kalmak arasında tereddüt yaşayan bir genç kızın duyguları, ırkçılığa maruz kalan bir topluluğun kendi aralarında para toplayarak bir uzay mekiği yaptırıp özgürlüğe ve mutluluğa kavuşabilmek için Mars’a yola çıkmaları, Mars’ta Hristiyanlığı yayma girişimleri gibi konular içeren öyküler vardı. Bu eserinde yazar ırkçılık, din, misyonerlik, çevreye verdiğimiz zarara kayıtsızlığımız gibi birçok meseleye değiniyor.
Kitabın en dikkat çeken, en etkileyici öyküsünün “Yağmurlar Çiseleyecek” olduğunu düşünüyorum. Nükleer felaket yaşanmasına rağmen programlandığı işlere sanki evin sakinleri evdeymiş gibi devam eden, kimse duyamasa bile belirli aralıklarla neşeli bir sesle konuşan otomatik bir saati olan, şehirde tek kalmış bir ev fikri enteresandı. “Yağmurlar Çiseleyecek” hakkında inceleme yazıları okuyunca hikayeyi ilk okuyuşumda fark edemediğim hususları öğrenmiş oldum. Mesela yaralı köpeğin eve giriş sahnesinin Odysseus’un ülkesine döndüğünde köpeğinin onu tanıdığı sahneye bir gönderme olması ve hikayeye adını veren şiirin I. Dünya Savaşı zamanında, benzer kaygılarla yazılmış bir şiir olması detayları hoşuma gitti.
Bu kitaba başlamama vesile olan, zekasına, yaratıcılığına ve üretkenliğine hayran olduğum, en sevdiğim yazarlardan olan Ursula K. Le Guin’di. Le Guin’in bu kitabı şu anki yaşımda okuyup oldukça etkilendiğini öğrendiğimde bu kitabı okumaya karar verdim. Böylece bir kere daha Le Guin’in ışığını takip etmeye devam etmem gerektiğini görmüş oldum.