Gönderi

10/10
·515 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2024 22:32
Kalemini bu aralar özlediğimi hissedip okumak istediğim sevgili Ayfer Tunç’un en sevdiği eseri. Enteresan, sıra dışı, şaşırtıcı, tuhaf, bazen komik bazen hüzünlü çokça macera dolu, açıkçası daha evvel hiç okumadığım türden bir kitap. Sanırım bu türe “Karanavalesk Roman” deniyormuş. Çok yerinde bir isim Ayfer Tunç, Murat Gülsoy ve Yekta Kopan’ın bir arada olduğu bir radyo programında, yazar Feyyaz Kayacan’ın “Bir Deli Değil’in Defterleri” kitabı üzerine sohbet etmeleriyle başlıyor kitabın yazılış hikayesi. Üç arkadaş bu kitaptan yola çıkarak delilik üzerine yazmaya karar veriyorlar. Sonrasında Ayfer Hanım başlıyor yazmaya ve 50-60 sayfa yazdıktan sonra arkadaşı Murat Gülsoy’a okutuyor. Murat Bey de “Bu kitaba devam edip tamamlamazsan iki elimde yakanda.” diyor. Ayfer Hanım da seve seve yazmaya devam ediyor ve bu muhteşem eseri bizlere sunuyor. Kitap sarmal öykülerden oluşuyor, sürekli bir karakter ekleniyor. Yaklaşık 380 karakter okuyoruz, kimisine kısa bir göz atıyor, kiminin hayatına daha yakından bakıyoruz. Kimi defalarca başka karakterlerle karşılaşıp yeniden bize göz kırpıyor, kimi arada kaynıyor, silinip gidiyor. Bu kadar çok karakteri unutmadan nasıl okuyacağız diyenler olacaktır; Ayfer Hanım kitabın sonuna alfabetik olarak dizin hazırlamış. Oradan bakabiliyorsunuz takılınca. Ama kitabı okurken zaten fark edeceksiniz ki yazar, karakteri, size en belirgin özelliği veya yaşadığı olayla hatırlatıyor. Muazzam bir zekâ ürünü bu kitap. Kitapta hiç bölümler yok, soluksuzca ilerliyorsunuz. Zorlanırım sanmıştım ama zorlanmadım, çok akıcı, çok sürükleyici. Yaşanan en dikkat çekici olaylar, adı belirtilmeyen bir Karadeniz şehrinde, tuhaf yapısı ile herkes tarafından yadırganan ve eleştirilen bir Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde geçiyor ve o hastane ile hayatında bir kere olsun uzaktan yakından bağlantısı olmuş insanların yaşamlarından kesitleri anlatıyor. Aslında kitap sadece bir günü anlatıyor 14 Şubat 2007. Ama o güne kadar neler oluyor, neler geçiyor… Taaa 1800 lü yıllardan 2007 ye kadar uzanan bir hikayeler örgüsü, bir Türkiye panaroması. Zira hangi dönemdeysek o dönemin dikkat çekici siyasal ve toplumsal unsurlarına göndermeler yapmış yazarımız. Özellikle Türkiye’nin modernleşmeye başladığı dönemler, modernleşmeyle olan hesaplaşmalar, topluma etkileri dikkat çekiyor. Not almayı pek sevmeyen Ayfer Hanım bu kitabı yazarken bolca not tutması gerekmiş, “ Bulmaca çözer gibiydi, bir puzzle ın parçaları gibiydi her karakter ve mekân” diyor ve yazarken en keyif aldığı kitabı olduğunu vurguluyor. Ben de okurken çok ama çok keyif aldım. Ayfer Tunç delilik kavramı ile yakından ilgilenen bir yazar. Psikoloji ve psikiyatri konuları üzerine okumayı çok seviyor. Aynı zamanda doğup büyüdüğü Adapazarı’nda deliler çoktu diyor ve orada Osmanlı’dan kalma bir gelenekle, delilere sevecenlikle ve ilgiyle yaklaşıldığını anlatıyor. Bütün bu okuduğu ve gördüğü birikimleri de kitabı yazma konusunda Ayfer Hanım’a yön verici ve destekleyici olmuş, bunu anlıyoruz. Ayfer Hanım’a bu kitapla beraber hayranlığım daha da arttı, yine de gönlümde Kapak Kızı serisinin yeri ayrı olsa da en sevdiğim kitaplarından biri oldu. Kalemine yüreğine sağlık. Merak edip okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
·
263 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam hemen hemen alıp okuyacağım 😊 kapak kızı serisini de sizden esinlenerek okumuştum instagramda