·116 syf.····Okunma: 22 Kasım 2017 17:20 'Vincent Van Gogh'u ne kadar tanıyoruz?' sorusu doğru bir soru olmaz sanırım..
Tarihe sanatıyla damga vurmuş sanatçılara dair bilgilerimiz o kadar eksik ki!..Eğitim sistemimiz sanat öğretisinden,sanat felsefesinden,bilgisinden,tarihinden ne kadar da uzak saçma sapan içeriklerle doldu taştı!..Sanata ne kadar da uzak bir toplumuz!Onlar hakkında bildiğimiz şeylerse son dönemlerde popüler kültürün vazgeçilmezi olan yaygın kullanım aracımız sosyal medya paylaşımlarında belli başlı birkaç sanat içerikli sitelerden önümüze düşen haberler,onlara ait sözler,belki kısa animasyon filmler vs..Ancak belli bir sanat tarihi alt yapımız ne yazık ki yok..Bu gerçek anlamda üzücü,ürkütücü...Çünkü sanat bireysel gelişimimize,varoluşumuza,ruh dünyamıza ciddi anlamda önemli katkılar sağlıyor..Sanatsız bir toplum olur mu?Acı ama gerçek şu ki neredeyse yok hükmündeyiz….
Üniversitelerde bu şansımız biraz olsun mümkün olabiliyor ve özellikle şuan üniversitede okuyan arkadaşlarıma ciddi olarak öneride bulunmak istiyorum ki,lisans alanınız ne olursa olsun seçmeli olarak alabiliyorsanız mutlaka sanat tarihi,sanat felsefesi gibi dersleri alın lütfen..Ben Sosyoloji bölümünde okuduğum halde GSF den alabildiğim kadar ders aldım,kendi alanımla kendimi sınırlamak istemedim..Ta liseden beri ruhumun açlık çektiği ve yatkın olduğum sanata karşı, özel bir yetenek ya da uzmanlığım olamasa da bunu o zamanki fırsatlarla şansa çevirmeye çalıştım..Eksiklerimi boşluklarımı doldurma çabasında oldum..İyi de oldu..Lütfen sanattan uzak kalmayın..Eğitim sistemimiz bu imkanı vermiyorsa bireysel bilinçle harekete geçin ve gerekeni yapın...
Van Gogh'un biyografisine elbette girmeyeceğim ancak,çalışmalarının nasıl oluştuğu,nasıl bir hayatın ürünleri olduğu,onları oluşturma çabası,gelecekte iz bırakmak isteyişindeki azmi ve yoksulluğuna rağmen direnişi,malzeme alabilmesi için kardeşinden mektupla gelen paraya yönelik mahcubiyeti,utanışları,doğa araştırmaları ve doğa gezinmelerindeki izlenimlerini mektuplarında eskizlere döküşündeki gayreti ve elbette tüm bu gayretlerin yanında savaşını verdiği hastalığı vs. vs. Tüm bunları okurken,usunuzda tasvire dalarken ruhunuzda da o çaresizliğin acısına eşlik etmekte talepkar bir dileyişin öznesi oluyorsunuz…Bu mektuplar olmasa -ki onu anlamamızı sağlayan tek geçerli belgelerin bu mektuplar olduğu bilgisine de ulaşıyorsunuz- tüm o eserlerin nasıl bir aklın,zekanın nasıl bir ruh dünyasının nasıl bir yaşayışın ürünleri olduğuna dair en ufak fikrimiz olmayacaktı düşünsenize…
Vincent Van Gogh!..
Renk bilim uzmanı,sınırsız hayal gücü,idealist ve ekspresyonist ressam..Yaşamı boyunca yaptığı eserlerden yalnızca birini satabilen ancak ölümünden sonra dehası kabul edilen ve kıymeti bilinen sanatçı..Gerçekten özel bir insan..
Bir sanat yapıtını anlamak ancak o sanatçıyı anlamakla olur inancındayım..Hatta artık daha çok!… Paul Cézanne’dan Rembrandt’a Leonardo Da Vinci’den Claude Monet’e kadar eserlerine aşina olduğumuz ancak haklarında pek az şey bildiğimiz bu dahi sanatçıların hayatlarını keşfetmek onlarla çağlar öncesi bir yolculuğa çıkmak kadar keyifli,şaşırtıcı,üzücü ve aynı zamanda ruhu zenginleştirici de.. Van Gogh yoksulluğunda,yalnızlığında ve hastalığında kendini bir tek şeye adama iradesini göstermiş ve gelecekte ‘Yüzyıl sonrasının insanlarına hayaletlermiş gibi gözükecek portreler yapmak istiyorum. Bu nedenle portreyi fotoğrafik benzerlik üzerinden değil de,modern renk bilimini ve zevkini birer ifade ve karakter yoğunlaştırma aracı gibi kullanarak,tutkulu ifadelerimiz üzerinden yapmaya çalışıyorum.' diyerek kendini bu çağ insanlığına ve gelecek yüzyıllara belki de en iyi anlatan cümlesini kurmuştur diye düşünüyorum.
Farzedin ki sayfalar dolusu mektup geçti elinize,geçmişten kalan,geçmiş kokan..
Ve bir gece yarısı okumaya karar verdiniz…
Van Gogh’un bilinmeyen dünyasındaki yolculuğa hazır olun..
Değerini daha iyi anlamak adına..
Van Gogh; izlenimlerini ve hislerini,düşünceleriyle ve ruhuyla harmanlayarak boyalarla tuvallerde dans ettiren adam!…
Keyifli okumalar dilerim..