Puan vermedi·552 syf.····Okunma: 23 Ağustos 2024 10:40 Kızıl İsyan: Sabah Yıldızı
Sabah Yıldızı ile altı kitaplık Kızıl İsyan serisinin ilk üçlemesinin sonuna gelmiş oluyoruz. Pierce Brown bu kitap ile ilk iki kitaptaki açık kalan konuları toparlıyor ve hikayeyi nihayete erdiriyor. Yani seriye başlamayı düşünüyor ama altıncı kitabın Türkçe çevirisi olmadığı için serinin yarım kaldığından endişeleniyor ve seriye başlamıyor iseniz, gönül rahatlığı ile seriye başlayabileceğinizi söyleyebilirim. Yalnız seriye başlayacaklar için uyarımı yinelemek isterim. Seriye mutlaka boş bir aralığınızda başlayın. Yoksa kendinizi bir kez daha “Adsız Kitapkolikler” toplantısında bulabilirsiniz.
Ben maalesef uyarıları göz ardı ettim ve o toplantılara yeniden gitmek durumunda kaldım.
Adsız Kitapkolikler’e en son bu yılın başında okuduğum Üç Cisim Problemi serisi nedeniyle başvurmak zorunda kalmıştım. O zaman da uyarıları dinlememiş ve boşluk yaratmadan seriye başlamıştım. Nihayetinde tüm benliğim kitaplar tarafından ele geçirilmiş ve bana ancak hayatımı idame ettirmek için gereken işleri minimum efor sarf edecek şekilde kullanmaya yarayan benlik bırakılmıştı. Kızıl İsyan serisiyle o günler geri geldi. Sabah Yıldızı’nın son satırını okuyup kitabı rafa kaldırılana kadar dünyadan koparıldım.
Üç Cisim Problemi ve Kızıl İsyan, bilimkurgunun bambaşka dallarında bambaşka hikayeler sunuyor olsalar da, iki seri de bizi dünyadan tamamen soyutlamayı başarabiliyor. Yazarlar; sayfalara aktardıkları hayal gücüyle, o hayal gücünün yarattığı merak ve heyecanla ve bunlarla gelen bağımlılık ile başarıyorlar bunu. Böylece seriler günlük hayatın stresinden kopmak isteyenler için adeta bir terapi yönetimine dönüşmüş gibi oluyorlar. Dünyayı unutturuyorlar.
Ancak iki serinin okurun üstünde yarattığı etki her ne kadar aynı olsa da Üç Cisim Problemi serisinin Kızıl İsyan serisinden üstün olduğu bir takım yerler bulunuyor. Tabi ki bunlara tek tek değinmeyeceğim. Sadece en önemlisinden bahsedeceğim çünkü Kızıl İsyan serisinin üçüncü kitabı biraz bu durumdan muzdarip.
O durumun adı da duygu arttırımı. Üç Cisim Problemi serisinde yazar muazzam bir başarıya imza atarak her kitapta hissettirdiği duyguları arttırarak devam ediyor. Bu, Kızıl İsyan serisinin ilk iki kitabı için de geçerli oluyor. Serinin ikinci kitabı Altın Oğul, ilk kitabın hissettirdiklerinden çok daha fazlasını hissettiriyor. (Bir duygu ölçer aletimiz olmuş olsaydı eğer sonuçlar şu şekilde olurdu; ilk kitap 3 birim duygu, ikinci kitap 6-8 birim duygu*) Fakat Sabah Yıldızı, Altın Oğul’un üstüne çıkamıyor. (Duygu ölçer sonucu; 6-8 birim duygu*)
Pierce Brown serinin ilk kitabı Kızıl Yükseliş ile yıldızlı bir restorandın tadım menüsüne başlar gibi başlıyor ve önce başlangıç ile ara sıcakları servis ediyor. Altın Oğul kitabıyla ise asıl şov başlıyor. Kitap baştan sona ana yemek. Yazar yemekleri servis etmeden önce önümüze sürekli iştah arttırıcılar getirmeyi de unutmuyor. Asla doymuyoruz ve doyumsuzluk içinde daha fazlasını istiyoruz.
Fakat Sabah Yıldızı ana yemekten çok, ana yemeğin üstüne yenilen müthiş bir tatlı gibi. Kitap, tüm serinin sahip olduğu elimizden bıraktığımız an da özlediğimiz yapısını koruyor ve sayfalar merak - heyecan- intikam üçlüsüyle akıp gidiyor. Ama yazar Altın Oğul’da üstümüzde öyle bir etki bırakmış oluyor ki, insanoğlunun en temel dürtülerinden biri olan “daha fazlasını isteme” dürtüsüne kapılmadan edemiyoruz. İşte bu dürtüyü Sabah Yıldızı gideremiyor. Yalnız Sabah Yıldızı’nda Altın Oğul’dan daha fazlası yok demek daha azı var demek anlamına da gelmiyor. Yazar, Altın Oğul ile bize zirveyi veriyor ve o zirveden bizi indirmeden hikayeyi nihayete erdiriyor.
Sabah Yıldızı ile artık isyanın dışarıdaki parçası olmayı bırakıyor ve isyanın tam merkezine iniyoruz. İsyanın; finansal, yönetimsel ve lojistik zorluklarına, fikir ayrılıklarına, özünü oluşturan özgürlük ile intikam arzusunun kolayca karıştırılmasına, güvensizliğine, acımasızlığına, umutsuzluğuna ve umuduna tanıklık ediyoruz. Yüz yıllarca zihinlere işlenmiş fikirlerin, yer yüzünden görülen en parlak yıldız Sabah Yıldızı’nın parlamasıyla silinmesini ve değişmesini, bu fikri aşılayanların ise kör olmasını izliyoruz. Tabi ki işkenceler, kayıplar, iki savaş arasında kalan masum milyonlar ve özgürlük için feda edilenlerle birlikte.
Sabah Yıldızı tüm serinin entrikalarla, savaşlarla, ihanetlerle ve aksiyonlarla dolu ruhuna; paramparça olup yıkılmış ruhların yaşadığı çöküşü ve isyanın yaktığı özgürlük ateşiyle o çöküşten arınmayı ekleyerek bir katman daha katmış oluyor ve renk sistemli evrenin karanlığını aydınlatıp evreni bilinmezliğe sürüklüyor.
Herkese iyi okumalar dilerim.
*Duygu ölçerdeki birim duygular kıyaslama için kullanılmıştır. Ölçeğin tepe noktası yoktur. Verilen birim ölçüler 10 üzerinden veya herhangi bir değer üzerinden değerlendirilmemiştir.