·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Eylül 2024 10:24 Kitaptan biraz okuyunca “biz seninle bunca zaman niye tanışmadık sevgili Genazino?” dedim. Açtım hayatına baktım. 43’de doğmuş. “Oh iyi! Hayattasındır daha” dedim. “Yanı başımdasın hem de, bir tren mesafesi kadar. Gelirim ben yanına. İmza günlerini, söyleşilerini takip ederim. Olur ya hayat bu, belki konuşuruz bile. Hem ben anadilini konuşabiliyorum. Sahi, neden romanlarını kendi dilinde okumayayım ki? Her gün onca almanca makale okuyorum.” Yere göğe bir sürü hayal sığdırdım “Ölüm:2018” i görene kadar. Bir kaleme bir anda bu kadar tutulunca aramızdan çoktan ayrılmış olacağını düşünmek bile istememişim.
Wilhelm Genazino’ dan okuduğum ilk kitap. Tek kelime ile muhteşem! Bir roman ancak bu kadar okurluk zevkime uyabilirdi diyeceğim cinsten. İnsanın içindeki boşlukları dolduran bir açıklık, gıdıklayan bir sarkastizm var yazarın kaleminde. Bu mizahi anlatımı Knut Hamsun’un ve bizdeki Ömür İklim Demir’in tarzına benzetiyorum biraz ve çok seviyorum.
Kahramanımız Gerhard 40 yaşında bir çamaşırhane müdürüdür. 27 yaşında felsefe doktorasını bitirdikten sonra öğrenim kredisini ödemesi gerektiği için bir çamaşırhanede işe başlıyor ve zamanla müdürlüğe kadar yükseliyor. Şehirde bir bankada iyi bir pozisyonda çalışan partneri Traudel ile aynı evde yaşamlarını sürdürmekteler. Traudel 38 yaşındadır ve yıllardır süren beraberliklerini resmi bir zemine taşımak ve çocuk sahibi olmak istemektedir. Gerhard’ın ise ne bir evliliğin yükü altına girmeye ne de yeni bir canlının sorumluluğunu almaya niyeti vardır. Roman boyunca kahramanın iç dünyasında yolculuk yaparız. Gerhard yer yer çocukluğuna gider ve ailesi, özellikle annesi ile olan bağına kesik kesik anılarını anlatarak bir fener tutar. Bu anlar bir çeşit varoluş krizidir aslında. Gerald’ın evlilik gibi bir bağ ile kendini sabit bir noktaya bağlamak, hele ki sorumluluğunu üstlenmesi gereken kendinden bir canlıyı dünyaya getirmek istememesinin bilinç düzeyinde olmayan nedenlerine ineriz okur olarak. Sonra işler garip bir noktaya gider varır.
Metin güçlü bir gözlem, bolca da sarkastizm barındırıyor. Bunun yanı sıra tipik bir alman kültürü var romanda haliyle, ki gözlemleme şansım olan bir toplumda geçtiği için ayrıca sevdim romanı.
Böylesi yalınlığı ve açıklığı, böylesi bir mizahı çok seviyorum. Thomas Mann’ların Goethe’lerin önünde saygı ile eğilsem de Alman edebiyatını genel olarak, mesela bir Rus bir Macar edebiyatı kadar güçlü bulmam. Fakat yine de okumayı severim çünkü gözlemleme fırsatı bulabildiğimiz bir toplumun yazınsal ürünleri öyle veya böyle insanın kafasında daha sağlam bir yer buluyor kendine.
Wilhelm Genazino ile yeni bir sayfa açıldı kafamda. İyi ki tanıştık iyi kiii!!!