·288 syf.····Okunma: 22 Mayıs 2017 00:00 James Palmer'ın Türkiye'de pek bilinmeyen Baron Ungern von Sternberg biyografisi, temelde, I.Dünya Savaşı ve 1917 Ekim Devrimini takibeden dönemde Moğolistan ve Sibirya'daki Beyaz Ordu faaliyetleri üzerine...
Baltık Almanlarından olan ve bilahare Rus aristokrasisine katılıp Uzakdoğu cephesinde Çarlık ordularında subay olarak savaşan Baron Ungern'in, Amiral Kolçak'ın 'Beyaz Ordu' komutanlığından ayrılıp kendi küçük ordusuyla 1918-21 arasında Moğolistan'ı işgal ederek, Çinlileri buradan kovması ve tesis ettiği kanlı askeri diktatorya kitapta gayet başarılı ele alınmış.
Ungern'in Budizm'e ilgisi, Cengiz Han'ın ruhuyla geri döndüğü inancı (reenkarnasyon) ve acımasızlığıyla başta Oyrat, Cungar, Kalmuk, Tuva vb Moğol halklarını kendine bağlaması, bilahare Budizm tanrılarından olarak görülüp kendisine tapınılması vs bu coğrafyadaki dini-siyasi dengeler açısından enteresan. Keza Budizm'de de Ortadoğu dinlerindekine benzer Mesiyanik-Mehdici cereyanları görmek şaşırtıcı...
Lakin tarihteki hemen her 'Mehdi' gibi Ungern de sonuçta düşmanları (burada Bolşevikler) tarafından öldürülüyor, bu da tarihin ayrı bir cilvesi.
Baron'un Moğolistan'da Japonların desteğiyle Pan-Mongol faaliyet yürütmesiyle, Enver Paşa'nın 1920'lerin başında Türkistan'daki askeri-siyasi girişimleri arasında belirgin bir benzerlik göze çarpıyor. Hem de aynı ortak düşmana, Bolşeviklere karşı...
Türkçeye henüz çevrilmemiş olan kitap, kulağa tuhaf gelen hikayesinin yanısıra, Moğolistan-Sibirya üzerindeki Rusya-Çin-Japonya mücadelesini yakından görmek açısından da okunmaya değer...