·239 syf.····Okunma: 25 Kasım 2017 19:23 "Bir buçuk aylık seyahatimizi,hikaye eden kitabımızın başında ağlayan sevimli çocuk,siyah Afrikanın ta kendisidir.Yürümekten,kendi işlerini kendi görmekten âciz olduğu halde yürümek ve kendi işlerini kendi görmek istiyor.Bunu yapamadığı için de ağlıyor.Fakat çok yakın gelecekte bu sevimli çocuk büyüyecek,serpilecek,ayakları üzerinde doğrulup yürümeye,koşmaya başlayacaktır.O zaman belki bebekler gibi ağlamayacaktır ama büyük mes'uliyetler yüklenmiş aile reisleri gibi güçlüklerle karşılaşacağı,endişelerle kıvranacağı muhakkaktır."
Son bölümden alıntıladığım bu kısım kitabın özeti adeta.Bende bulunan bu nüsha 1959 basım olmakla birlikte mini kütüphanemde,hiç tanışamadığım dedemden kalan son hatıra olarak yer alıyor.Kitabın içerisine kendi el yazısıyla aldığı notlarla zevkle okudum.Kitaba gelirsek,adındanda anlaşılacağı gibi Abdi İpekçi'nin iki aylık süre zarfında gezdiği yedi Afrika ülkesi tanıtılıyor.Hem röportaj kavi hem belgesel tadında.Bahse şayan nokta dönem Afrikasını anlatmasıyla birlikte Türkiye'nin gündem konularındanda birazcık haber almamız çok hoştu.Afrikanın gece hayatı,sosyal yaşantısı,kısa şehir tarihi,hatta ve hatta bazı yemek tarifleri,spor münasebetleri,siyasal yaşam,müstemlekecilik faliyetleri,çesitli röportajlar ve Kemal Baysal'ın objektifiyle yansıyan fotoğrafları bulmak mümkün.Ayrıca kitabın son bölümünde İpekçi'nin 'Yarınki Afrika' başlığı adı altında ele aldığı öngördüğü düşüncelerinin günümüzde gerçek olması ve göremeyecek kadar kısa yaşaması bilmem bu çalışmayı ne kadar değerli kılar.Bunu sizin tasavvurunuza bırakıyorum. Afrikanın 50'liler ve 60'lar arası mevcudiyetini merak ve araştırma konusu yapan herkese tavsiyemdir.