·320 syf.····Okunma: 24 Eylül 2024 22:21 Yaşamak dediğin nedir ki acaba, bazıları sadece var olur...
Naçizane kendimin iyi bir okur olduğunu düşünürken nasıl bu kadar geç keşfettiğimi bir türlü anlayamamakla beraber, geç de olsa keşfedebildigim için kendimi şanslı sayarak kayboldum sayfaların arasında. Yazarın diline, anlatımına, kurgusuna, içtenliğine, yer yer güldüren ama çoğunlukla göğsünüze kocaman bir kaya oturmuş ne kadar derin nefes alırsanız alın bir türlü yetmeyen gitmeyen o huzursuzluk hissi ile sizi başbaşa bırakan kalemine hayranlık duymamak imkansız herhalde. Okuduğum her sayfa da her satırda nasıl bu kadar geç kalmış olabilirim ki hisleriyle savaştim, ben olsam bu kadar güzel ifade edemezdim diye düşündüm neredeyse tüm kitap boyunca...
Yazara hayranlığımızdan mütevellit diğer kitaplarını da listeye ekledikten sonra, hikayesine gelirsek bu harika eserin, caanım Adalet ile birlikte yol alıyoruz bu yolculukta, sevilemeyen sevilemediği için de sevmeyi dokunmayı bilmeden yaşayan bir kadın geçti bu hayattan. 29 yaşında genç bir kadın olan Adalet'e bir gün öleceksin derler ve Adalet başlar kendini sorgulamaya, tamam öleceğim ama iyi bir insan mıyım ben diye, sonra kendi ilk günahının peşine düşer ve bir yolculuğa çıkar. Kendini, geçmişini, hayatını, toplumu sorgulamaya başlar, her arayan bulamaz belki cevapları ama bulanlar arayanlardır düsturundan yola çıkarak başlar cevaplari aramaya tabi biz de peşinden. Bir annenin veremediğini tüm dünya bir araya gelse kimse veremezmiş. Ölümle karşı karşıya geldiğinde hissettikleri, ölümle ilgili yorumları ne kadar da bizden, öleceğimizi biliyoruz elbette ama biri bize öleceksin hastasın dediklerinde birden yaşama aşkıyla doluveriyoruz ya da acaba yaşadık mı ki biz de ölüyoruz diyoruz galiba.
Kitap boyunca ben de tıpkı Adalet gibi rüya mı bunlar gerçek mi arasında gidip geldim, çoğu yerde ben de Sadi'nin de hayal olduğuna yönelik bir sürü ipucu bulmaya çalıştım.
Hep geç kalırız ya herşeye tam da herşey çok güzel olacaktı, tam da sevmeyi sevilmeyi aşkı öğrenecekti diyoruz, azcik daha vaktimiz olsaydı eğer neredeyse olacaktı... Ama olmadı..
Elimizde koskoca bir boşlukla yarım kalmışlıkla kalıverdik kitabın sonunda...
İyi ki kitaplar var, iyi ki böyle kalemler var ve biz iyi ki bunlara rastgeliyoruz hisleriyle herkese sevgiyle, şiddetle tavsiye ederim efendim...