Denge, hayatın tüm akışında önemli.
Puan vermedi·256 syf.··
2024 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2024 15:53
Yazar kitabında sadece Türkiye'de değil tüm dünyada yaygın olan bir aile sorununu tüm açıklığıyla ortaya koymuş, 25 yıllık mesleki tecrübesini ayrıntılı ve basit bir dille aktarmış. Yani annelerin isteyerek ve istemeyerek çocuklarını düşürdükleri labirentten çıkışı bulmaları için güzel bir eser bence. Kadın-erkek ilişkilerinde en büyük problemlerden bir tanesi kadın ya da erkeğin kök aile ile ilişkisinin dozunu, dengesini ayarlayamaması ve ilişkiye bir sınır koyamamasıdır. Kitapta, anneleri ile olması gerekenden fazla, sağlıksız duygusal bağ kuran erkeklerin kendi hayatlarını kurmaya çalışırken nasıl hissettiklerini hayatına giren kadınlara nasıl davrandıklarını ve karşı tarafın bu durumda ne yapması ve nasıl davranması gerektiğine vurgular yapıyor. Bu anneler genelde kendi eşleri ile duygusal bağ kuramayan, hayatı paylaşamayan maddi/manevi hiç bir şekilde tatmin olmayan kadınlar ve maalesef çocuklarını tamamen kendi içlerindeki bu boşluğu doldurmak için bir araç olarak kullanıyorlar. _ "Sen olmazsan......." (bu boşluğu istediğiniz gibi kullanabilirsiniz) ile başlayan cümleleri sürekli kullanarak çocuğunu kendine karşı borçlu, mecbur hissettiren ve bazen de hayatının kurtarıcısı ilan eden anneler çocuklarını nasıl bir çıkmaza soktuklarını, böyle bir sorumluluğu bir evlada yükleyerek nasıl bir vebal altına girdiklerini fark ediyorlar mı acaba ?? Bu sağlıksız ilişki öyle garip bir hal alıyor ki ne anne ne baba ne de bu manipülasyona uğrayan çocuk bu durumda bir tuhaflık olduğunu düşünmüyor. Anneye göre " Ben anneyim tabiki çocuğum bana düşkün olacak ben onun için en iyisini isterim" modunda; Baba, " Annesi oğluna çok düşkün, işime de geliyor beni bunaltmıyor" modunda, çocuk zaten olayın içine doğmuş başka türlüsünü bilmiyor. Bu aydınlanma aileye dışarıdan giren birinin bu durumu farketmesiyle başlıyor. Bu kişi de genelde çocuğun hayatına giren kız arkadaşı ya da evlenmişse karısı oluyor. Kitapta iç içe geçmiş anne-oğul ilişkisinin kurbanı olan çocukları MEM (mother-enmeshed man) diye kodluyor. Hayatınız da bir MEM varsa öncelikle şunu bilmemiz gerekir : Bir MEM asla kendinin bir MEM olduğunu kabul etmez. Bunu ilk duyduklarında - saçmalama ne alakası var - çok abartıyorsun - O benim annem. Ne istiyorsun onu bir kenara mı atayım. - Bana ihtiyacı var Gibi sayısız inkar ve suçlama ifadeleri kullanabilirler. Tam bu noktada eğer çiftler doğru adım atmazsa ilişkileri bir çıkmaza girer ve genellikle de ayrılıkla sonuçlanır. Peki bir MEM hangi özelliklere sahiptir. - Annesine karşı aşırı suçlu ve kendini yetersiz hisseder. -ilişkilerinde önce çok hevesli olurlar ama iş ciddiyete doğru ilerlediğinde paniğe kapılır ve kaçarlar. -Bağımlılıkları vardır. İş kolik, cinsel bağımlılık, yeme bozuklukları, para konusunda tutarsızlıkları vb. - Düşük öz değer, kararsızlık ve suçluluk. Kendi yargılarına güvenemez, kararsızdırlar ve annesini hayal kırıklığına uğrattığını düşündüğü içinde suçluluk duygusunu hissederler. - Aktarılmış öfkeleri vardır. Annesine ya da babasına olan öfkesini genelde partnerine ya da çevresindeki kişilere aktarırlar. -Erken yaşta sürekli anne ile ilgilendiği için kendisini ihmal etmiş ve kimliği bozulmuştur. - Kendi ihtiyaçları konusunda bile rahat olamaz. Bu ona yanlış ve savurganca gelir. -Cinsel yaşamı da annesiyle iç içe geçmiş ilişkisi yüzünden zarar görür.... kitapta çok daha fazlası detaylıca anlatılıyor. Bir MEM'in Annesi onu hep kendine yakın tutar. Çocuğun bir özeli olduğunu anlamaz ve sürekli o alana müdahale eder. Annesi ona kocasıyla olan tüm anlaşmazlıklarını ve hayal kırıklığını anlatır. Sürekli kendi arkadaş ortamına sanki kocasıymış gibi oğlu ile gider. Annesi mutsuzdur ve mağdurdur çocuk annesinin güvenebileceği ve yardım isteyeceği tek kişidir. Annenin bütün depresyonu ve mutsuzluğunu çocuk taşır. Oğlan evin erkeği olmuştur ve baba figürü ortada yoktur... Bu cümleleri o kadar artırabiliriz ki netice de şunu bilmek önemli bir MEM gerçek bir mağdurdur ve annesi tarafından manipüle edilmiş ve kendi hayatını asla yaşayamamıştır. Anne- babayı sevmekle onlara evlat olarak değer vermekle onlardan ayrışamamak, iç içe geçmek ve ilişkiye sınır koyamamak çok farklıdır. O yüzden sınır koymak demek anneyi terketmek demek değildir. Ben bu kitabı hem bir eş olarak hem de erkek bir evlada sahip olan bir anne olarak okudum. Ve muhteşem notlar alıp kulağıma küpe edindiğim dipnotlar çıkardım. Bence hem erkekler hem kadınlar bu kitabı mutlaka okumalı. Ne kendinize ne de hayatınıza giren kadınlara hayatı zindan edin çünkü her çocuğun aileden zorunlu ayrılışı kaçınılmazdır. Bu yeni bir aile kurmanın bir yoludur. Rolleri ve öncelikleri karıştırmamak gerekli diye düşünüyorum. Keyifle okuyun, okutturun...
Annesinden Kopamayan ErkeklerKenneth M. Adams · Diyojen Yayıncılık · 2024129 okunma
·
165 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.