Dostoyevski’nin her kitabı için geçerli olacak müthiş bir cümleyi Cemil Meriç hepimizden önce kurmuş: “Zaten Dosto’nun dünyasında tek başıma dolaşacak yaşta değildim. Kıyılarını gezdim ve küçük dünyama tekrar döndüm.”
Dostoyevski’yi her okuduğumda aldığım hissiyat bundan farklı değil. Dosto’nun kıyılarında gezmeye talip olan okurlar bilir zaten onu. Kıyılar da tanır okuru. Maksadımız biraz esinti değsin üstümüze. Kıyılarının ruhu sirayet etsin ruhumuza. Yoksa biz de biliyoruz Dosto’yu okuyacak yaşta olmadığımızı (belki de olamayacağımızı) fakat kıyılarında dolaşmadan mı ölelim?