Karanlık ve Güzelliğin Dansı-Miura Sanatının Derinliği
Puan vermedi·192 syf.··
2024 136. kitabı
Cilt 22-42 İncelemesi(Spoiler İçerir) Cilt 22, Guts’ın maceralarının artık bir düzine kanlı sitcom'a dönüşmeye başladığı yer. Guts, “Benim hayatımda kan yoksa, kahramanlık da yok!”(ee adı Berserk yani ötesi beklenmez) felsefesini benimseyerek, sürekli bir savaşa giriyor, ortalık hep kan revan, bu adam daha iyileşmeden yeni savaşlara bir sonraki gün başlıyor(Neyseki Puck var ). Bu ciltte, Griffith tabiki yine ve yine eşsiz ve donuk bakışlarıyla o, bir nevi antik Yunan mitolojisindeki Prometheus gibi, ateşi insanlara getirmekten çok, kendi egosunu beslemek için gelmiş gibi. Sonraki ciltlerde, Guts, yalnızlık ve kayıplarla boğuşurken, Puck’ın şirinliği tam bir “gözyaşları arasında bir kahkaha” haline geliyor. Puck, “Sakin ol, Guts! Belki bir çiçek bile bulabilirsin!” derken, Guts’ın gözünden akan kanlar, adeta bir romantik komedinin dramatik sahnesi gibi. Casca’nın durumu ise, Guts’ın kalbinde bir yara açarken, “Ya ben de bir gün öyle sevgi dolu olacağım!” diye düşünmesine sebep oluyor. (Dikkat edin Guts'ın Casca'ya bakışlarına) Burada, Guts’ın içsel çatışmaları, Sokratik bir sorgulama gibi, “Gerçekten kimim?" Şahsen bende artık bu kadar karanlığa yeter, ne çektin be Guts dedim ama mangaka acımamış tabi... Cilt 36'dan itibaren, Guts’ın yolculuğu, tanrıların ve şeytanların savaşını andıran bir mitolojik dramaya dönüşüyor. Düşmanlarıyla savaşı ve kendi içindeki canavarla yüzleşmesi, tam anlamıyla bir antik Yunan trajedisi gibi. (Mitoloji sevdiğim belli olsun diye örneklerimi burdan aldım hep). Cilt 40’a yaklaşırken, Guts, “Tamam, biraz daha kan dökmeden çıkamayacağım!” derken, tarihsel mitlerden gelen karakterlerle tanışıyoruz. Guts’ın düşmanları, adeta antik mitolojiden fırlamış gibi; bir yanda Medusa, bir yanda Minotaur, Guts’ı “Savaşın gerçek yüzü bu, dostum!” diye alaya alıyor. Cilt 42, işte tam burada patlıyor. Geliyor tabi bizim God! Griffith, artık “Ben bir tanrıyım!” diyerek her şeyi tersine çevirirken, Guts’ın “Bir kere daha deneyeceğim, belki bu sefer kazanırım!” demesi, tam bir Rocky filmi sahnesi gibi. Guts, içsel yarasıyla yüzleşirken, Griffith’in karanlık geçmişiyle hesaplaşması, hem eğlenceli hem de acı bir çatışma haline geliyor. “Beni burada bırakma, dostum!” derken, Puck’ın “Sana bir çiçek verebilirim!” demesi, izleyiciye “Gerçekten bu da mı?” dedirtecek kadar absürt. Sonuç olarak, Cilt 22’den 42’ye kadar olan süreç, *Berserk*’in karanlık ve karanlık ötesi dünyasını bir araya getiriyor. Guts, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda felsefi sorgulamalar yapan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ve unutmayalım ki, bu yolculukta bir çiçeğin bile anlamlı olabileceğini gösteren Puck gibi sevimli bir yan karakterimiz var.(Buraya o malum sahne için bir ağlak bırakayım ) Ama asla tekrar tekrar söylemekten vazgeçmeyeceğim ve belki de en önemli nokta Miura Sensei kesinlikle bir çizim dehası, her bir chapter'da en az 1-2 hatta çoğu zaman 3-4 tasarımları tam anlamıyla muhteşem; her biri korkutucu ve çarpıcı bir özgünlük içinde. Çizimlerindeki gölgeler ve ışık oyunları, sayfalara derinlik katarak okuyucunun gözlerini adeta sayfalarda gezdiriyor.Sonuç olarak, Miura’nın sanatı, *Berserk*’in karanlık dünyasını ve karakterlerinin karmaşık duygularını mükemmel bir şekilde yansıtan, hayranlık uyandıran bir görsel şölen..Louvre müzesine al as yani.
Anime/Manga
Berserk, Vol. 42Kentaro Miura · Dark Horse Manga · 202593 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.