"Arada heveslen diyemem. Dur, diyemem.
Durmak ölmektir. En lüzumsuz meşguliyete bile değer katacaksın. İbadet eder gibi kendini vererek çözeceksin düğümleri, kimsenin talip olamadığı kaosları. Parlattığın, tamir ettiğin, özenerek hazırladığın, vakit kaybı görmediğin, elini değil, gövdeni taşın altına soktuğun, nefesinle uyum içinde, zamanın gerginliğine rağmen pes etmediğin badirelerden çoğalarak çıkacaksın. Hayıflanmayacaksın. Travmaların öğrenme merdiveninde basamak olacak maalesef. Zorluklar seni büyütecek ve geliştirecek.
Zorlukları sev de diyemem. Neşeni, heyecanımı, coşkunu bedeninle birlikte taşıyacaksın, öğrenirken ve öğretirken mutlu olacaksın."
"Hiç yapmadığın bir şey yap, yardım iste, diyemem. Belki istemek, kendine yetmeye çabalamaktan çok daha kolaylaştırırdı hayatını. Ama sen herkesi gözeterek uygun zamanı kollarken uykusuz gecelerde aklına sahip çıkmakta zorlandın.
Sana sus diyemem. Sükût altındır, diyemem.
Haksızlık için konuşacaksın. Konuşmak için konuşmayacağını öğrendin çoktan. Konuşarak varlığını ispat etmezsin. Konuşarak değil, çabalayarak var olursun.
Konuş da diyemem, susacaksın kimi zaman.
Hafıza çekmecelerine kilitleyeceksin sırları, yararsız sözcüklerini imha edeceksin. Söylemen gerekeni kurguya emanet edecek, pervasızca yazacaksın; kullanmadığın sözcük, harf, noktalama işareti kalmayacak ve en çok ünlemi seveceksin. Ünlem yutkunmaktır, bileceksin."