Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği (Birinci Kısım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
13.243
Gösterim
Adı:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Alt başlık:
Birinci Kısım
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425988
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord of The Rings First Part: The Fellowship of The Ring 1954
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
The Fellowship of the Ring
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda; Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek!

"Yüzüklerin Efendisi" son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman...
496 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Fantastik edebiyat denildiğinde akla gelen ilk isim hiç şüphesiz J. R. R. Tolkien. Yazdığı birçok kitap ve yarattığı kocaman evrenle o dönemden bu döneme birçok yazarı etkileyen Tolkien için söylenecek tüm beğeni sözleri eksik kalacaktır. Kitaplarda gerçeklikten ziyade fantastik öğelere yer vermek bana göre çok daha zor. Özellikle Tolkien gibi birçok halk, varlık, mekan, olay ortaya koymuşsanız. Bunun nedeni ise olağanüstü öğeler barındırmayan bir romanda yazılabilecek şeyler bellidir, konular bellidir, iş yazarın yazma yeteneğine, duyguları okuyucuya geçirebilmesine kalmıştır; ancak fantastik bir kitap yazacaksınız olayları, karakterleri, hayal gücünüzle ortaya çıkardığınız her şeyi, tek bir mantık hatası olmadan yazıya dökebilmeniz gereklidir. Bunları söylüyorum çünkü Tolkien bunu en iyi yapan yazar, bakın bunu en iyi yapan fantastik kitap yazarı demiyorum, genel itibariyle bunu en iyi yapan yazar, daha iyisi yok. Evet, kendisinin dünya üzerinde yaşamış en iyi yazar olduğunu düşünüyorum. Dostoyevskiciler, Tolstoycular, Kafkacılar buna itiraz edebilirler, açıkçası bu hiçbir şeyi değiştirmez. Tolkien'i ciddi bir şekilde okuyan, anlayan, o büyük evreni araştıran herkes bu sonuca rahatlıkla ulaşabilir.

Gelelim Yüzüklerin Efendisi'nin konusuna: Karanlık Lord Sauron diğer tüm güç yüzüklerine hükmedecek Tek Yüzük'ü yapmış, ancak yüzük Son İttifak Savaşı sırasında Gondor Kralı Elendil'in oğlu İsildur tarafından Sauron'dan alınmıştır. Sauron yenilgiye uğramıştır ancak ruhu hala karanlığın içinde bir yerdedir. Yüzüklerin Efendisi, yüzüğü son bulan kişi olan hobbit Bilbo Baggins'in doğum gününün kutlanması ile başlıyor. Bilbo doğum gününün ardından yüzüğü yeğeni Frodo'ya bırakıyor. Bilbo'nun davranışları ve Orta Dünya'da o anda yaşanan gelişmeler nedeniyle şüpheye düşen Büyücü Gandalf, yaptığı uzun araştırmalar sonucunda bu yüzüğün Sauron tarafından dövülen Tek Yüzük olduğunu anlıyor. Ve böylece yüzüğün yok edilmesi için upuzun, zorlu bir macera başlıyor. Yüzük ancak tek bir şekilde yok edilebilir, yapıldığı yer olan Hüküm Dağı'nın derinliklerine atılarak. Dokuz yüzük kardeşi Karanlıklar Efendisi'nin diyarına, Mordor'a doğru yola çıkıyor. Hobbitler Frodo, Sam, Pippin, Merry, Büyücü Gandalf, Kolcu Aragorn, Elf Legolas, Cüce Gimli ve Gondorlu Boromir. Yolları ise Sauron'un uşakları ile dolu, orklar, nazgüller, troller ve daha birçok karanlık yaratık...

Çoğumuz Yüzüklerin Efendisi'nin önce filmlerini izlemişizdir, en azından benim için öyle. Kitapları ise birkaç yıl önce okudum ve erkek arkadaşım ile birlikte yeniden okumaya karar verdik. Çünkü Tolkien ve Orta Dünya'ya çok büyük bir hayranlık duyuyoruz. Bu nedenle bu okumaların yeri benim için çok ayrı. Yüzüklerin Efendisi sinema uyarlaması ile tek kelimeyle muazzam; kitapları için ise söylenebilecek iyi şeylerin sayısı sınırsız. (Bu arada kitaplar ile filmler arasında çeşitli farklar olduğunu söylemeliyim, hatta bazı kısımlarda gerçekten önemli farklar. Kitapları okumak bu açıdan da ayrı bir önem arzediyor bana göre.) Kitabın ilk bölümleri kişi ve mekan tasvirleri ile dolu, ancak hiç sıkmıyor bu tasvirler, büyük bir keyifle okuyorsunuz. O kadar ustalıkla yazılmış cümleler, o kadar iyi şekilde yapılmış benzetmeler, kişileştirmeler var ki... Bu ilk bölümlerin ardından Frodo'nun yolculuğa çıkması ile asıl macera da başlıyor. Özellikle "Yolgezer" isimli bölümden itibaren kitap çok, çok fazla içine alıyor okuru ve sayfalar su gibi akıp gidiyor.

Ayrıca şunu söylemem gerekir ki Yüzüklerin Efendisi serisindeki olaylar Tolkien'in Orta Dünya'sının %20'sini, %30'unu bile oluşturmuyordur. Bu kadar fazla olayın yaşandığı bir kitap Orta Dünya'da Yüzük Savaşları olarak geçiyor ve Orta Dünya, Yüzük Savaşları dışında daha nice olaya ev sahipliği yapıyor. Whitetree.com isimli bir site var, bu sitenin Orta Dünya başlığına tıklarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Tolkien öyle bir dünya oluşturmuş ki onlarca adı bilinen elf, cüce, insan, hobbit var, onlarca mekan, onlarca olay, çok uzun bir zaman dilimini kapsayan tarihi bir kronoloji, diğer birçok çeşitli varlık var. Ancak tüm bunlara dair tek bir mantık hatası yok, bu kısım şura ile uyuşmuyor dediğimiz tek bir cümle yok. Bu hayal gücüne, zekaya hayranlık ve saygı duymamak elde değil.

Böylesine iyi bir yazarın belki de en çok bilinen serisi olan Yüzüklerin Efendisi, mutlaka okunmalı dediğim seriler arasında. Frodo, Aragorn, Gandalf ve diğerleri ile mükemmel bir macera sunuluyor bizlere. Tolkien okumak ise tek kelimeyle harika bir eylem.
510 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
J.R.R. Tolkien ile ilk tanışmam Silmarillion ile olmuştu. Bilmiyorum, şuanda kim kime neyi nasıl okuması gerektiği konusunda ne diyordur; ancak zamanında bu konu hakkında çok çok uzun araştırmalar yaptıydım. Bir çok insan evreni iyi tanımam için sırasıyla: Silmarillion, Hurin'in Çocukları, Hobbit ve Yüzük üçlemesini okumamı tavsiye ettiydi. Bende büyük bi hata yapıp Silmarillion ile başladım Tolkien okumaya... İlk 150 sayfayı okudum ve sonuç ? Sadece ve sadece Arda diye bi herifin olduğunu öğrenebildim. Meğersem Arda da bu evrenin tanrısıymış... Wow!... Kitabın ilk kısmının özetini okuduğum sırada bu yazıyı görünce kendimi hızlı okuma kursuna gitmiş Woody Allen gibi hissettim : Olaylar Orta dünyada geçiyordu... 150.sayfada artık daha fazla dayanamayıp fırlattım kenara. O zamanlar 1000 Kitap'a yeni katılmıştım. Silmarillion'u aratıp başladım incelemeleri okumaya... Bilinçli olarak yapmadım, biliçli olarak yapsam da bu kadar denk getiremezdim büyük ihtimal: Silmarillion incelemesi yapan iki kişiye mesaj yolladım; Acaba benim mi kafa basmıyor ? Yoksa Silmarillion kötü bir tercih mi ? Bana sorarsanız ikisinede evet derim; ancak ikincisine 5 kat daha fazla evet derim . Her neyse konuyu yine çok dağıttım. Mesaj attığım kişiler Mithril / Corso/Duvar/ ve Uğur/Duvar/ idi. Sağolsunlar kendileri bu sitede hem ilk dostluk kurduğum insanlar hem de dolaylı yoldan bana bu evreni sevmemi sağlayan insanlar. Bir konuda işin ilmini bilen birisi gördüğüm zaman çok fazla soru sorarım dostlar; huyum bu, kendimi değiştiremiyorum(Yine konudan çok sapıyorum). Neyse sormam gereken konuları ikiye böldüm ve başladım Ceren Abla ve Uğur Abime sormaya :D Ya siz ne kadar iyi insanlarsınız ! Total de kaç soru sorduğumu bilmiyorum ama sonuç olarak atıldım Hobbit ile bu güzel evrene... Hobbit ile başladım, Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, sonrasında ise kafama göre. Henüz daha bu evrene atılmamışsanız sizin de bu sıra ile okumanızı tavsiye ederim. Tanışma faslımızı halletiğimize göre, artık başlayabilirim incelemeye...(Evet daha yeni başlıyor)

************************************************************************************************

HİKAYE:
Spoiler içermez(sanırım)

Bilbo Baggins, 13 cüceyle yaptığı ''Beklenmedik Yolculuk'' sırasında kafilemiz Goblinlere tutsak düşüyor. Bilbo arada sıvışıp kaçarken Gollum' un takıldığı mekana düşüyor. Düştüğünde Gollum'un yüzüğü düşürdüğünü görüyor ve yüzüğü alıp cebine atıyor. Bilbo'nun yüzükle tanışması bu şekilde oluyor...

Bilbo Baggins' in cücelerle yaptığı yolculuğun üzeründen 60 yıl geçmiştir. Artık yaşlanmış ve yüzüğün etkisi altında kalmaya başlamıştır. Karanlığın Efendisi Sauron, yüzüğün bulunduğunu öğrenince, yüzüğü kendisine getirmesi için Kara süvarileri, bizimkilerin oraya yollamıştır. Olaylardan haberi olan yakışıklı-havalı- ihtiyar Gandalf, yüzüğün yalnızca Hüküm Dağında yok olabileceğini söyler. Bilbo'dan yüzüğü, varisi Frodo alır ve böylece maceramız başlar...

************************************************************************************************
Yüzüklerin Efendisi ilk başlarda benim açımdan okunması zor bir kitaptı. Bir çoğumuz Y.E. nin ilk önce filmini izlemiş ve sonradan kitabına merak sarmışızdır. Filmde o kadar alışmışız ki her anın bi ekşın ile geçmesine ; kitapta direk bi ekşın göremeyince ilk başlarda biraz sıkıldım doğrusu(Sadece ilk başlarda ekşın yok ve sadece ilk başlarda sıkıldım). Ne zaman ki Moria' ya geldik işte o zaman kitap benim için efsaneleşmeye başladı.

Tolkien favori yazarım değil yada Y.E. favori kitabım değil; ancak hayal gücüne en çok güvendiğim adam Tolkien : Bu kadar büyük bi evren tasarlayıp, güzel bir hikaye oluşturup, binlerce karakter üretip, türlerin kendine has lisanlarının olması ve bunların hepsinin birbiriyle tutarlı olabilecek bir fantastik kitap yazmak her baba yiğidin harcı değildir. Bu yüzden yaptığı iş diğer tüm yazarların yaptığına göre çok çok daha zor(bana göre) ve zoru başardığı için bu başarıya ulaşmıştır...

************************************************************************************************
Sevdiğim Alıntılar:

''Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin ? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez.''

En mahir örümcek bile zayıf bir ip bırakır.

"Sakalınla, makalınla kelleni uçururdum Cüce Efendi, eğer yerden biraz daha yüksekte olsaydı," dedi Éomer.
"O tek başına değil," dedi Legolas gözden hızlı hareket eden ellerle yayına bir ok yerleştirip gererek. "Eliniz daha inemeden düşer kalırsınız."

Önce ben içeyim Bay Frodo,"dedi.
"Tamam, ama ikimize yetecek kadar yer var."
"Ben onu kastetmedim," dedi Sam. "Ben şöyle düşümdüm: Eğer zehirliyse veya kötü etkisini hemen gösterecek bir şey varsa, işte o zaman bana olması sana olmasından iyidir beyim, bilmem anlatabildim mi."

Dünya, savaşlar olmadan da yeterince acılara ve talihsizliklere sahip.

************************************************************************************************
BONUS:

Uyanın, uyanın, Théoden'in Süvarileri!
Kötülükler kapımızda: Ateş ve katliam!
Mızrak savrulacak, kalkan parçalanacak,
Kılıç günü geldi, kızıl gün geldi daha günes doğmadan!
Sürün atlarınızı, sürün! Haydi Gondor'a!

https://www.youtube.com/watch?v=MCX3ZLyTLgA

Vaktiniz olursa Yüzüklerin Efendisi'nin oyununa da bakmanızı tavsiye ederim :D

Etkinlik sayesinde kitapları daha erken okumamı sağlayan NigRa/Duvar/ ile Ebru Ince/Duvar/' ye teşekkürü bir borç bilirim.

Saygı ve Selametle




DİPNOT: Silmarillion' u okumak için sabırsızlanıyorum!
520 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Bir ‘Yüzüklerin Efendisi’ güzellemesi daha okumak istemeyenler için peşin uyarı! Bu inceleme, kitapçıda kitap bakarken alt raflardan düşürdüğü kitabın Tolkien’e ait kitaplardan biri olduğunu görünce, üç kere öpüp, alnına koyduktan sonra üst raflara koyan biri tarafından yazılmaktadır!


Tolkien'in "Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı..” diyerek başladığı ‘Hobbit’ adlı bir masal kitabında yarattığı dünyanın daha da büyüyüp, serpilmesini okuduğumuz Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk kitabı olan Yüzük Kardeşliği’nde, ‘Hobbit’ macerasında Bilbo’nun bulduğu yüzüğün sıradan bir yüzük olmadığı ve hepsine hükmedecek, diğer tüm yüzükleri bulup, karanlıkta birbirine bağlayacak tek yüzük olduğunun anlaşılması akabinde, Yüzük’ün Hüküm Dağında yok edilmesi kararı sonrası yola çıkan 9 kişinin destansı yolculuğunun ilk ayağı anlatılıyor. Tolkien’in muhteşem tasvirleri ile kâh Shire’in yeşilliklerinden çıkıp Yaşlı Orman’a dalıyoruz, kâh Elrond’un Divanı sonrası Kardeşliğe 10. kişi olarak katılıp Moria Madenleri’nin kasvetinde boğulup, Lothlörien’in güzelliğiyle büyüleniyoruz.

Eğer birazcık dâhi hayal gücüne sahipseniz Tolkien’in yarattığı ikincil dünyanın derinliğinin ve anlatımının sizi içine çekmemesinin çok da imkanı bulunmuyor. Ortaya konan Dünya, mekan tasvirleri, ırklar ve gelenekleri, tarihleri, edebiyatları, masalları, şarkıları, mitolojileri ve hatta dilleri. Hayal gücünün nirvanasına ulaşmış bir insan olmasının yanında muhteşem ötesi bir dilbilimci de olan Tolkien’in yarattığı dünyaya yedirdiği 5 farklı dil (İki farklı Elf, Mordor’un Kara Lisanı, Cüce ve Ent dilleri) bulunuyor. Bu arada gidip Elfçe öğrenebilirsiniz. Kurslar mevcut. Ne işime yarar derseniz de CV’nizde hoş bir detay olabilir.

Ortamlarda en sık karşılaşılan geyiklerden biri de (eserlerin ortaya çıktığı vakitlerde de sıkça tartışma konusu olmuştur) Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’nde dönem alegorisi kullandığıdır. Bunu söyleyen kişinin Tolkien hakkında bilgisi olmadığı ve kitapları okumadığı yüksek bir ihtimaldir. Tolkien alegoriden nefret eder. Hatta yakın arkadaşı C.S. Lewis ile bozuşmalarının en önemli sebebinin alegorik anlatım yüzünden olduğu biliniyor. Bu geyiği ortaya atan arkadaşınızı ense kökünden tutmak suretiyle “Sauron’un Hitler ile bir alakası yok” diyerek silkeleyip kendine getirmeniz tavsiye edilir.

Meşhur “Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar,” cümlesi ise filmleri ile birlikte değişmiştir bence. Üçe bölünüyor artık: Okuduğunu söyleyenler. Öyle ki Tolkien’in memleketi İngiltere’de yapılan bir ankete katılan ve kitapları okuduğunu söyleyenlerin neredeyse yarısının kitapları okumadığı, sadece filmleri izlediği ortaya çıkmış. Bu yalancıları Tom Bombadil hakkında birkaç soru ile bertaraf edebilir ve yalanlarını su yüzüne çıkarabilirsiniz. Denendi, çalışıyor.

Bir diğer tartışma konusu ise fantastik edebiyat karşılaştırmaları. Yüzüklerin Efendisi, Tolkien külliyatında oldukça kısa bir süreye ve yaratılan evrendeki diğer olaylar göz önüne alındığında oldukça basit ve önemsiz bir olaya denk gelmektedir. Bu seriyi okuduğunuzda aklınıza takılan, çelişkili bulduğunuz ya da arkaplanını merak ettiğiniz bir olay veya cümleyi Tolkien’in külliyatında yani diğer kitaplarda bulmanız çok yüksek ihtimaldir. Tolkien’i muhteşem yapan en büyük etmenlerden biridir bu. Çelişkilere yer yoktur. Kafanıza takılan bir sorunun cevabını adeta bir tarih kitabı ya da ansiklopedi okur gibi bulduğunuz an, hayal gücü ve üretkenlikle bu eserleri ortaya çıkaran adama hayran kalmamak elde değildir. Özellikle 21. yüzyılda ‘Harry Potter’ ve ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ gibi kitaplarından ve edebi yönlerinden ziyade film ve dizi ile popüler olmuş serilerle karşılaştırmak ayıptır, günahtır. Her iki seriyi çok sevsem bile birinci bellidir. İkinci de ‘Zaman Çarkı’ serisidir. Onu da araya sıkıştırayım.

Artık üçe ayrılan dünyanın ilk grubuna herkesin dahil olması dileğiyle, iyi okumalar.
496 syf.
·5 günde·10/10
lk baskısı 1954 yılında yayınlanan Yüzüklerin Efendisi serisi; bizi Orta Dünya'nın tam ortasına ışınlayan, 3. çağın kurgusu ile sarıp sarmalayan muhteşem bir üçleme. Fantastik Edebiyat'ın temel eserlerinin öncüsü niteligindeki bu seri, yayımlandığı dönemden bugüne kadar aldığı onlarca övgüye karşın bir o kadar da nefret almış. Kimi mitoloji olarak görmüş, kimi 60'lı yılların gençliği üzerinde kötü etki bıraktığını düşünüp yasaklanmasını bile istemiş.

Dünya'nın ikiye bölündüğünden bahsederler, Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. İşte bu ilk kısmı oluşturan güruh o kadar baskınmış ki o dönem tüm dünya genelinde o tarihten günümüz tarihine kadar hala dillere destan bir eser olarak gelmeyi başarmış. Eserlerinden ziyade kendisi de insanlığa, ve edebiyata miras olan Tolkien'in bizi kitaba alışı öyle ani oluyor ki, bizi gafil avlıyor, adeta tüm bildiklerimizi unutturup bu fantastik eserinin içinde okuyucusuna bir yol çiziyor.

" Üç yüzük göğün altında yaşayan ELF KRALLARINA
Yedisi taştan saraylarındaki CÜCE HÜKÜMDARLARA
Dokuz yüzük ÖLÜMLÜ İNSANLARA
Bir yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'ndaki kara tahtında oturan KARANLIKLAR EFENDİSİNE."
Ve ne garip tesadüftür ki , Tolkien'in ölüm yılı 1973 tarihini ters çevirirsek 3791 sayısını elde ederiz ve yüzük dağılış sayılarının birleşimini görürüz.

Yüzüklerin efendisini okurken sadece sıradan bir roman değil; dil, ırk biliminden tut tarih, coğrafya bilimlerine kadar birçok şeyi okuyup öğreniyoruz.

Serinin ilk kitabı Yüzük Kardeşliği'ne gelecek olursak, diğer iki kitaba göre en uzun olanı. Bir anlık kriz ile pdf haline başladığım kitabın 3336 sayfasının 1246 sayfalık kısmını oluşturuyor. Diğerlerine göre daha uzun olmasının sebebi olaylar kurgusunun oturtulmasının gerekildigi ilk kitap sendromu. Kardeşlik, saf karşılıksız sevgiler, arkadaşlık gibi insan namına dünyadaki tüm kötülüklerden onlar sayesinde sıyrılabileceğimiz duygular bunlar. Henüz diğerlerini okumadım fakat sanırım en beğendiğim bu olacak.
Şimdi kitabın sizler için hazırladığım özetine geçelim.

"Dünya değişiyor, bunu suda görüyorum, toprakta hissediyorum, kokusunu alıyorum."
sözleriyle tanıdım Yüzüklerin Efendisi'ni.
Üç yüzük göğün altında yaşayan ELF KRALLARINA
Yedisi taştan saraylarındaki CÜCE HÜKÜMDARLARA
Dokuz yüzük ÖLÜMLÜ İNSANLARA
Bir yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'ndaki kara tahtında oturan KARANLIKLAR EFENDİSİNE verildi.
"ash nazg durbatuluk
ash nazg gimbatul
ash nazg thrakatuluk
agh burzum ishi krimpatul"
yazıyordu o tek yüzüğün üzerinde;
https://youtu.be/q7NKqJMyxWY
"hepsine hükmedecek bir yüzük
hepsini o bulacak
hepsini bir araya getirip
karanlıkta birbirine bağlayacak."
Tüm gücü, bedeni, ruhu o yüzüğe; o hepsine hüküm geçirecek, hepsini bir araya getirecek o tek yüzüğe bağlıydı Karanlıklar Efendisi Sauron'un. Hüküm dağındaki Mordor'un alevi ile dövdüğü o hüküm yüzüğünün bir gün kendinden kopup başkasına geçeceğini düşünememişti Sauron. Bu yüzden bel, hayat bağlamıştı o yüzüğe. Yüzüğünü yani gücünü kaybeden Sauron'un kötülüğü bastırılmışken yüzüğün bu sefer geçtiği kişi İsildur'du fakat çok fazla sürmedi birliktelikleri. Yüzüğün ihanetiyle öldü İsildur, İsildur'un Felaketi dendi yüzüğe Kuzey'de. İsildur zayıftı, damarlarından akan kan zayıftı bu yüzden yüzük ele geçirdi herkes gibi onu da ve katili oldu.
Takan kişiyi görünmez yapan o altın yüzük, bu sefer sevdiği tek şey, bildiği, gördüğü tek şeyi olan Smegol'a geçmişti. Yüzük kıymetlisi oldu onun, onu yedi bitirdi, Smegol konuşurdu onunla o yokken bile yanında, Smegol konuşurdu onunla, doğum günü hediyesiyle. Yüzük onu katil etmişti belki de bu yüzdendi ona bağlılığı, ona sevgisi bilakis ona nefreti. "Ondan hem nefret ediyor, hem onu seviyordu aynı kendinden nefret edip kendini sevdiği gibi." Yüzük ömrünün "n" katını bahşetti ona, uzun uzun ömürler verdi fakat bir gün sıkıldı ondan,
karanlıkta saklı kalmaktan sıkıldı, gün ışığı görmeyi istedi ve terk etti onu, ve ihanet etti ona zira beş ordu birleşip düşünse birinin bile aklına gelemeyeceği o mahlükata Bay Baggins'e geçmişti yüzük tamamen tesadüf eseri. Baggins sakladı onu yıllarca, yüzük uzun ömürler bahşetti ona da, kasabasında namını arttırdı "Yaşıyor babam yaşıyor, şu işe bakın bir gıdım yaşlanmış gözükmüyor." diye dillerde dolandırdı 111. yaş gününde bile. Fakat Bilbo biliyordu yaşının ilerlediğini, uzaklara gitmeyi istiyordu eskisi gibi bu yüzden yüzük dahil tüm mirasını Frodo'ya bırakıp gitti çok uzaklara. Yüzükten vazgeçişi kolay olmuştu diğer taşıyıcılara göre onun, çünkü uğruna yaptığı şerler azdı. Yüzük ona kötü şeyler yaptırmamış, onu tamamen avucunun içine almamıştı diğerleri gibi bu yüzden kolay koptu ondan. Zamanla; Hüküm dağından dumanlar yükselmeye başladı, Karanlıklar Efendisi Sauron gücünü toparlamaya başladı fakat tam olamazdı gücü yüzüğü yoktu yüzüğü bulması için, Orta Dünya'ya hükmedebilmesi,karanlık günlerin yeniden baskın olması için yüzüğe ihtiyacı vardı.
Iste bu yüzden; Zaman ilerledikçe arttı tehlikeler,düşmanınncasusları sardı her tarafı, hattta en dibine, bile girdiler Dokuzlar. Artık yüzüğün yok edilmesi gerekti.
Elrond'un divarından çıktı 9 yoldaş bu tehlikeli yola .
Gandalf'tı onlardan biri. Merry, Pippin, Sam'da dahildi onlara. Elf diyarından Legolas, Cüce Hükümdarlığından Gimli, İsildur'un varisi Aratorn'un oğlu Aragorn, Gondor'un vekilharcı Denethor'un oğlu Boramir. Ve yüzük taşıyıcısı Frodo. Yüzük Kardeşliği bu kişilerden oluşuyordu."

Tolkien'in sonsuz saygıyı hak eden hayal gücü ile, sonsuz övgülere layık olan kalem gücünün evladı bu yapıtı miras olarak biz gelecek nesillere bıraktığı için tesekkür ediyorum. Son olarak tabi buraya kadar okumaya zahmet edip yeltenen arkadaşlarım varsa sizleri begenerek alıntıladığım kısımlarla başbaşa bırakıp defoluyorum.
Tolkien ile kalın ben öyle yapacağım.

1- #38319828

2- #38304861

3- #38240085

4- #38214555

5- #38052835

6- #37943784

7- #37915851

8- #38318241

9- #38268495

10- #38366309
486 syf.
Bir J. R. R. Tolkien Efsanesi

Benim için Yüzüklerin Efendisi serisinin havası, atmosferi bambaşka. Orta Dünya'da, tek bir yüzük için yapılan uğraşlar, mücadeleler, savaşlar... Ve bu yaşananlar içinde kurulan dostluklar, fedakârlıklar... Kurgu o kadar sağlam ki bahsedilen devirde, ortamda bulunmayı arzuluyorsunuz, en azından ben öyle düşünmüştüm. Filmi ayrı lezzetli, kitabı da bi o kadar sürükleyici. Bir diğer sayfayı iple çekeceksiniz.

Siz de benim gibi bu serinin hayranıysanız buyrun o zaman iyi okumalar diliyorum.
496 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Beni kitap okumaya yönelten ama kitap okumama yöneltmesine rağmen ikimizin de arkadaş olabilmemiz için bayağı bir uğraş verdiği harika ötesi bir seri.

Yüzüklerin Efendisi kimine göre kaçış edebiyatı olsa da bana göre asla kaçış edebiyatı değildir aksine içinde fazlası ile derinlik barındıran edebiyatın da fantastik edebiyatın da tam manası ile hakkını vermektedir. Bu eleştirilere karşı Üstad Tolkien şöyle diyordu:

"Varlığını sezecek kadar yaşlanıp bezdiğimden beri alegorinin her türlü tezahüründen bütün kalbimle nefret ederim.” Ve eserlerini “kaçış edebiyatı” olarak niteleyenlere de şöyle diyordu:

"Kendini hapiste bulan bir insan kalkıp evine gitmek istedi diye onu nasıl küçümseyebiliriz? Kaçamıyorsa bile duvarlar ve gardiyanlar dışında birşeylerden sözetmesi suç mu? Mahkum onu göremese de dışarıdaki dünya hâlâ gerçektir. Kaçış ihtimali en çok kimi telaşlandırır? Elbette gardiyanları!”
520 syf.
·33 günde·Beğendi·Puan vermedi
J.R.R. Tolkien ve Yüzüklerin Efendisi… Adını ilk filmlerden duyduğum, hemen sinamasına gittiğim, yetinmeyip Türkçe kitaplarını okuduğum ve bir de “Acaba kendi dilinden okusam Tolkien’i, araya çevirmenler girmeden, daha neleri keşfedebilirim?” dediğim muhteşem eser… Bir Orta Dünya masalı, fantastiği…
Bir Yüzük…Kötülükler Efendisi Sauron tarafından Hüküm Dağı’nda yapılan ve yine sadece yapıldığı ateş tarafından yok edilebilecek karanlığı temsil eden o yüzük…. Bir savaş sonrası kaybolan… Irkları birbirine katan, Orta Dünya’nın kaderini belirleyen küçük bir halka…
Elfler, Cüceler ve İnsanlar olmak üzere üç büyük ırk, bunun yanında orklar, hobbitler, büyücüler, kartallar, ağaçlar… ve daha sizi bekleyen onlarca topluluk…
Maceraperest Hobbit Bilbo Baggins’in gençliğinde bir yüzük bulması ile başlayan ve bu yüzüğün nelere kadir olduğunu bilmeyip yıllarca saklamasını anlatan ve bir gün Orta Dünya’nın ariflerinden sayılan büyücü Gandalf’ın bu yüzükten haberdar olup Bilbo’yu ziyaret etmesini konu edinen, daha sonra yeğeni, Frodo’nun bir yüzük taşıyıcı görevi üstlenip bu yüzüğü Hüküm Dağı’na götürüp yok etmeye çalışmak için Yüzük Kardeşliği’ne dahil olmasını anlatan muhteşem eser…Öyle bir yolculuk ki Frodo, Sam, Marry ve Pippin’in gerçek dostluğunu keşfedeceğimiz, yol gezer olarak tanıyıp aslında kırık kılıcı birleştirecek olan Kral Aragorn asaleti ve sadakati ile tanışacağımız, her ne kadar birbirlerinden hoşlanmıyorlarmış gibi gözükse de çok sıkı dost olacak Gimli ve Legolas ile bol bol keyifleneceğimiz, bilgelerin bilgesi Gandalf ile doğru ve mantıklı kararlar vereceğimiz, Boromir gibi bazen ikilemde kalacağımız, yolda bin bir türlü zorluklarla karşılaşacağımız bir macera… Kısacası okurken her bir karakteri sonuna kadar damarlarımızda hissedeceğimiz efsaneler efsanesi Yüzüklerin Efendisi…
Böyle bir baş yapıtı yazsa yazsa Tolkien yazar. Fantastik Edebiyatın babası, kitaplarını okuduğunuz zaman sizi bu diyarlardan alıp çok uzak diyarlara götürecek, bir anda kendinizi Orta Dünya’dan bir Elf, bir Cüce ya da Hobbit gibi hissedeceksiniz… Hep düşünürüm nasıl bir hayal gücüdür, birbirlerinden farklı ırklar, Orta Dünya’daki yerler, isimler, yarattıkları diller…. Kısacası Tolkien Usta’yı ayakta alkışlıyorum.
Sadece alın kitabı elinize ve bambaşka dünyalara dalmaya hazır olun… J.R.R. TOLKIEN iyi ki bu dünyadan geçtin, içindeki çocuğu asla kaybetmeyen büyük yazar.
496 syf.
·23 günde·8/10
Şimdi size bir hikaye anlatmak istiyorum. Zaten bu üçleme de unutulmuş zamanlara ait bir hikaye değil mi?

Bundan 2 yıl önce burası kendi halinde, ufak bir platform iken, dutlukta NigRa diye bir kullanıcı varmış. Kalkmış nereden estiyse Yüzüklerin Efendisi okumuş üzerine de buraya gelip hemen aşağıdaki incelemeyi yazmış.

----------------------- 2016 ----------------------------------------

Başıma bir şey gelmeyecekse aşırı sıkılıp ite kaka bitirdiğim bir kitap oldu. Çoğumuz kitabın filmden daha çok şey barındırdığına ve kitabın daha üstün olduğuna inanırız, fakat ilk kez belki de aksini düşünüyorum.

Evet Tolkien harika bir hayal gücü ile harika bir dünya yaratmış ama o kadar çok betimleme var ki sırf yarattığı dünyayı anlatabilmek için yüzük hikayesini araya sıkıştırıp bahane etmiş gibi hissettim. Aksiyon çok az hatta karakterlerin konuştuğu yerler bile az. Bitsin diye sayfaları bırakın paragrafları saydım. 2 ve 3 ü okurmuyum bilemiyorum.

--------------------------- 2016 ------------------------------------------------------

Sonra da Uğur nickli kullanıcıdan "Herkes anlayamaz!" ayarına maruz kalmış. :)

Gel zaman git zaman kullanıcı okumuş, okumuş, okumuş ... Yüzüklerin Efendisi'ne dokunmamış onca süre boyunca. İlk okuduğu zamanki sıkılmasından sebep okumak istemiyormuş.

Sonra yolu kitapkurdu bir kraliçe olan Ebru Ince/Duvar/ ile kesişmiş, kraliçe buyurmuş Orta Dünya'ya gidiyoruz, yolculuk için gerekli hazırlıklar yapılsın.

NigRa da başlamış okumaya, tabi bu arada Tolkien sevdalısı Mithril / Corso/Duvar/ tarafından dayatmaya da maruz kalıyormuş, benim kutsal kitabımı nasıl okumazsın diye çata çata başının etini yemiş.

Diğer yandan Hakan Arık ilk kitabı geçince ikinciden itibaren inanılmaz güzel olacak bu seri diye merakını körüklemiş NigRa'nın.

NigRa 2016'dan bu yana artık bir seriye başlangıç kitabının uzuuunn uzuuunn betimlemeler ve tahlillerle dolu olduğunu kavrayacak okur olgunluğundaymış,yazar yarattığı dünyayı detaylandıracakmış ki temelin üzerine kurabilsinmiş. Bu farkındalıkla ikinci kez okurken yer yer gülümsemiş Hobbitlerin yaptıklarına, yer yer hüzünlenmiş, Frodo ve kardeşlikle birlikte yolda yürümüş, dağları, nehirleri aşmış, elfleri görmüş, orklardan kaçmış, şarkılar söylemiş, şarkılar dinlemiş, ilk kez gördüğü güzelliklerin yepyeni dünyaların tadını çıkarmış, üşümüş, korkmuş, tehlike atlatıldı diye derin bir soluk almış. Yüzük ağırlaştıkça yüreği ağırlaşmış.

Şu alıntıda örneğin #29874620 Frodo'nun Loth Lörien'e bir daha gidememiş olduğunu okuduğunda üzülmüş, ya da #29389966 şurada dönebilsin istemiş, #29865667 Lörien hep anlatıldığı gibi ihtişamlı, büyülü kalsın istemiş, bu savaştan galip çıksınlar ve Gimli yurduna döndüğünde Galadriel Hanım'ın hediyesi ebediyen iyi niyeti temsil etsin ve başarının da bedeli olduğunu hatırlatsın istemiş.

Şimdi bir tarafta karanlık uzanıyormuş, diğer tarafta ise sadece umut. NigRa umut yenilmesin diye neler olduğunu öğrenmek için, bu güzel hikayenin onu anlatanın hatırasını yaşatacağını da bildiğinden seriye devam edecekmiş. :)
486 syf.
·5 günde·10/10
Günümüz epik fantezi tarzının TARTIŞMASIZ öncüsü olan Yüzüklerin Efendisi serisinin ilk kısmı Yüzük Kardeşliği sürekli gözümü korkutması ile hatırlanacak bir seriydi benim için... ta ki alıp okuyana kadar. Filmlerinin en kısasının 3 saat 38 dakika olması nedeni ile izlerken bile uyuyakalıp neredeyse bir haftada bir filmini anca bitirdiğim ancak buna rağmen üzüldüğüm için kitapları gözümü daha da korkutmuştu. Ancak buna rağmen Türkiye baskısı şu an için dokuz kitap olan Taht Oyunları serisini bile üç kere bitirmiştim. Öyleyse üç kitap neden olmasındı?
Kuşku bile duymadan üçünü birden aldım ancak puntonun küçük olması gözümü fena halde korkuttu, ve zaten 8 günlük süre içinde de toplamda 4 gün falan okudum da bitti. Keşke de hiç bitmeseydi çünkü bu tadı insan hayatında bir kez alır. İkinci ve üçüncü kitaplarda da bu dünyaya açılan kapının verdiği hissi tadamayacağım için üzüldüm, ancak bir o kadar da şanslı saydım kendimi.
Tolkien'ın dilinden çok fazla tırsmama rağmen -evet, baya hem de- ilk 50 sayfadan sonra deli gibi akıcı geldi, bir anda yazarın diline sahip oldum. Okuyucunun içine girdiği dünya da ilham dolu -ki bu kanıtlanmış bir şey; Harry Potter, Taht Oyunları serisinin yazarları bunu gururla söylüyorlar- ve olağanüstüydü. Kitap konusunda Taht Oyunları serisi dışında hayatta okuduğum en güzel kitap/kitaplar asla olmayacak diye düşünürdüm, artık bu düşüncem değişti. Çünkü fantastik tarz bağımlısı olan ben bile bunun "baba kitaplarını" okuyup dehşet verici şekilde beğendiysem bunun üzerine çıkacak tek bir kitap bile bulamam.
Sadece ama sadece tek bir husus dikkatimi çekti; o da ister istemez kitap ile film kıyaslamasından doğan betimlemelerdi. Ayrıkvadi kitapta üzerinden geçilirken filmde destansı şekilde gösteriliyordu, ancak sıradan bir çayır o kadar detayla anlatılıyordu ki... Bu kıyaslamaları da bir kenara ittim tabi, laf söyletmem sanırım. :)
Şiirler, şarkılar, ağıtlar konusuna gelirsem hepsi apayrı edebi ölçüde değerliydi ki bunda da tabi ki Türkçe çevirmenlerin de emeğini asla yabana atmamalı. Ayrıca okuyucuyla dertleşir gibi anlatılan bölümler, "Bunu anlatmak anlaşıldığı üzere gereksiz," gibi olayların kestirilme haline de bayıldım. O tür cümleler serinin ilk kitabını gözümde ciddi anlamda samimiyetin zirvesi haline getirdi.
Aslında buraya daha neler neler, ne alıntılar yazardım da... Aklıma geldikçe düzenleyebilirim yorumu. 5 üzerinden 555. :)
520 syf.
·51 günde
Yüzüğün nasıl Bilbo’ya geçtiğini Hobbit’teki hikayede okumuştuk. Burada da Bilbo’nun 111. yaş günü kutlamasıyla başlayan macerada, yüzük Frodo’ya emanet. Hayatınızda böyle muazzam hayal gücü barındıran kitap çok nadir okursunuz. Filmi de kitabı da mutlaka hayatınızın bir dönemi size eşlik etmeli.
İyiliğin kötülüğe karşı mücadelesi, farklı ırkların, farklı güçlerin evrendeki bütünlüğü, her şeyden öte de bir dostluk hikayesi.
Peki siz Orta Dünya’yla tanıştınız mı?
Youtube kanalım: https://www.youtube.com/user/ayseum
496 syf.
·Beğendi·10/10
Her zaman beğendiğim, beğeneceğim ve zevkle izlediğim serinin ilk kitabı. Belki kitabı ilk görseydim bu kadar zevkle okumazdım ama filminden sonra kitabıyla tanışınca ayrı bir zevkle okudum. Her Yüzüklerin Efendisi hayranının zevkle okuyacağı bir kitap
496 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
kesinlikle,okurken dehasına özendiğim bir yazar.Orta Dünyayı ağaç dalından ,kaya kovuğuna kadar bu kadar detaylı ve canlı bir şekilde nasıl hayal edebildiğini asla anlayamayacağım.
"Yaşayanların bir çoğu ölümü hak ediyor ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme; çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez."
Sam harika bir heriftir, seni kurtarmak için bir ejderhanın ağzından içeri atlayabilir; tabii bu arada ayakları birbirine dolanıp yeri de öpebilir, o başka; fakat bu tehlikeli serüveninde tek yoldaştan fazlasına ihtiyacın var.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Alt başlık:
Birinci Kısım
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425988
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord of The Rings First Part: The Fellowship of The Ring 1954
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
The Fellowship of the Ring
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda; Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek!

"Yüzüklerin Efendisi" son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman...

Kitabı okuyanlar 3.122 okur

  • Xantaresia
  • Kadir Pars
  • kleigher
  • Mehmet Balcı
  • Selena LENA
  • Selin As
  • Ahmet KALKAN
  • Kezban Şirin
  • Elif Öztürk
  • Arzu Gürel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%25.8
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%27.8
45-54 Yaş
%9.6
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.3
Erkek
%51.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%64.7 (709)
9
%19.8 (217)
8
%9.9 (109)
7
%3.4 (37)
6
%1 (11)
5
%0.5 (6)
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0.1 (1)
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları