Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği (Birinci Kısım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
24,6bin
Gösterim
Adı:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Alt başlık:
Birinci Kısım
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425988
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord of The Rings First Part: The Fellowship of The Ring 1954
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
The Fellowship of the Ring
The Lord of the Rings
The Fellowship of the Rings
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda; Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek!

"Yüzüklerin Efendisi" son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman...
496 syf.
·Beğendi·10/10
Kısmi olarak gezi-gözlem ve "anılardan" oluşacak olan o sevdiğiniz tanıtımlardan biriyle daha beraberiz bebişler.. Kasıtlı olarak bu yolu seçmiş değilim ..Bu yolu seçtim çünkü bu kitabın bizim alemde sayısız anısı ve emeği mevcut .. O yüzden başka türlü sizlere anlatmam imkansız .. Zaten istemem de ..Baştan anlaşalım ..İnceleme uzun .. Uyarmadı deme !

Herşeye en baştan başlamak lazım .. Henüz Metallica üstüne Slayer ve Manowar ile şiddet + zulüm yollarına yeni yeni saptığımız sıralar.. Kamuflajın keşfi , sonrasında eve girişi , ev halkının haklı korkusu ve siyahlar giyen bir çocuğun kötülüğü tam anlamıyla anlayıp kucaklaması... Yeni çağın kapanıp karanlık çağın başlaması =))) Evet biz de doz arttırımıyla beraber Black Metal denen o aleme girizgah yapmıştık o dönemlerde .. O dönemler dediysek sene '95 ila '96.. Sonrasında Metis Yayınları LOTR serisini bastı ve bildiğimiz dünya, sonrasında bizler için bir daha asla eskisi gibi olmadı .. Daha doğrusu bizler, var olduğumuz o eski dünyaya bir daha hiç adapte olamadık .. Metis, o dönemlerde de şimdi olduğu gibi kan emiyordu .. Dolayısıyla o zamanlarda da küçük metalci maddi olanaksızlıklardan kelli arşivine katamadı bu kitabı .. Hoş , o dönemlerde kitap değil cd ve LP topluyorduk .. İnternet bugünki gibi henüz evlere girmemişti .. Tübitak üyeliği ile haftada 8 saat internet kullanarak ve sayfa başına beşi bir yerde paraları vererek LOTR alemi üzerine ne varsa çıktı alıp "wat iz diz ? Dize diz - 2 kilo domadiz" kıvamındaki ingiliccemizle çözümlemeye çalışıyorduk bu alemi .. Nice gözlerin feri söndü o günlerde.. Niceleri miyopla , astigmatla tanıştı o dönemlerde .. Ondan kelli kitabı okumadan öncesinde , şimdilerde cirlop gibi t- shirtleri çekip, titreyen bıngıldaklarıyla arzı endam eden youtuber jenerasyonunun vidolar çekip anlattığı LOTR aleminin ilk safhalarını bilmeksizin hatmettik .. Bkz: güneşin ilk çağı , lambalar çağı , Melkor ve Ungoliath ortaklığı falan fistan .. Sonradan , 3 sene sonra kitabı alıp okuduğumuzda nevrimiz döndü tabii.. Zaten Star Wars cuyuz ezelden, gönlüm geçmez güzelden aromalı ortamların hastası olan bizler için bambaşka kapılar açılmış oldu ardına kadar .. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki bu alemi ve sonrasında gençlik yıllarımızla beraber Türkiye'de yeşeren FRP ortamlarını hatmettim .. Çocukluktan Star Wars ( HASTASIYIZ !!!!) , üstüne metal ( metal müzik diye bir şey yoktur.. Metal vardır ! ) , sonrasında LOTR ile şaha kalkan FRP ortamları ve DIABLO !!!! Bu saydıklarım bugün beni ben yapan oluşumlardır .. Dedim ya FRP alemlerini hatmettik diye .. Dragonlance 'ler okundu 1. ve 2. nesle kadar .. Spin off ları da dahil ..Yetmez ama evet dedik RAVENLOFT ile .. Bu arada anmazsak olmaz! Büyüksün Lord Strahd !!!Forgotten Realms , ve Artemis Entreri ile Örümcek Kraliçe !!! Uzun lafın kısası ... Bugün 39 yaşımda yeni yeni rus klasikleri falan okuyorsam sebebi, mevcut mana ve healing potionları FRP alemleri ve siyasi tarih kitaplarına basmış olmam , sağ elimizi mouse 'a , sol elimizi de ALT tuşuna basmak suretiyle DIABLO alemlerine kurban vermiş olmamdan kaynaklıdır ..

O günlerde kötülük ve getirdikleri ile haşır neşir olduğumuz zamanlardı =))) Dolayısıyla alkol ve sigara kullanımı son derece normaldi bizler için .. Hala da öyle .. Sene '99 'u gösterdiğinde bizim için paramız varsa toplanma bölgesi Kocatepe 'nin dibindeki Orta Dünya Cafe ve Sakarya Caddesindeki Keyif Bar idi .. Buralar kolcuların toplanma güzergahları idi .. Pek tabii çoğunlukla mekanda içecek paramız olmadığı için bizler dışardan alkol alıp Meclis Parkına gidenlerden idik .. Meclis parkı Gondor krallığı idi .. Karanlık ve aydınlık güçler burada sürekli bir savaş halindeydi ..Çünkü alkol içenlere rahat verilmezdi orada o günlerde.. Türk polisinin o günlerdeki sözlük karşılığı bizler için Orklar idi .. GBT sorgulaması yapan ve ortama sürekli baskınla hücum eden piyade kuvvetlerdi bunlar .. Bir de bunların motorize olmuş versiyonları ve bizim URUK HAI dediğimiz Yunuslar vardı .. Bu tayfanın hiç geri vitesi yoktu .. Asla aman vermezlerdi .. Durum böyle olunca bizler için Mordor olarak adlandırılan bölge Çankaya'daki Kavaklıdere Karakolu idi .. HİÇ KAPANMAYAN VE SÜREKLİ BİZİ GÖZLEYEN KAPAKSIZ BİR GÖZ!! Rivendell , sizlerin de bildiği ismi ile Ayrık Vadi ise Seymenler Parkı idi .. Çankayalı elit insanların yani elflerin çimenlerde seyrü sefa yaptığı muhteşem bir mekandı ama dağın başında olduğu için bizler tarafından pek kullanılamazdı .. Ulaşamazdık oralara taksi parasını tümleyemediğimiz için..Evden gelen Lembasların içinde domates ve ekürisi peynir ile tüketilen yollukların üstüne hane hanımı olan anneler anılır, biralar tokuşturulurdu .. Kod adı Miruvor olan KIRMIZI TUBORG büyük lüks idi .. Çok unique bir içecekti.. Olursa 2 kişi beraber içilirdi. Damlası dahi ziyan edilmez , israf edene iyi gözle bakılmazdı .. Enerji barını fuller, zihin açardı .. Olur da Mordor zindanlarına düşülürse ,telefon hakkı kullanılarak ve pek tabii sağlam işkencelerden geçip bir güzel tartaklanarak Gwaihir 'e mesaj gönderilir , şafak sayılırdı ..

Bunları niçin anlattım en başta açıkladım ... Bu kitap ve inşaa ettiği alternatif dünyayı o gün bugündür biz hiç terk etmedik .. Star Wars alemi ile beraber - ki Star Wars 'un yanında sadece "bir" saniye olabilir burda anlatılan time-line - gençliğimizi yedi bitirdi .. Star Wars 'ta nasıl ki Sithlerden yana olduysak her daim , burada da kötülükten yani EVIL FORCES 'dan yana olduk .. O yüzden yeni başlayan incelemeyi o güruh üzerinden aktaracağım size .. Bir kişi dahi katsak bizim cenaba kardır !

Efenim Orta dünya yaratıldığı vakit dünyaya inen kuvvetlerden yani Maiar'dan (tekili MAIA) biri de Sauron idi .. Karanlık tarafa çekildikten sonrasında da alemi kana ve karanlığa boğdu .. Sauron esasen bu kitapta anlatıldığı kadar büyük ve kudretli bir güç değildi ilk zamanlarda.. Efendisi olacak Melkor , namı diğer Morgoth tarafından hızlıca karanlık tarafa çekildi.. Melkor Utumno adlı kalesinde ve kahramanımız olan Sauron Angband 'da arzı endam etmekteydi o günlerde .. Valar ve Melkor arasında geçen savaştan öncesinde , Gandalf 'ın Khazad - Dum köprüsünde cenk ettiği Balrogları ve kanı kara akan Orkları çoğalttığı kalesinde Sauron'un keyfi yerindeydi o zamanlarda .. Ama Melkor, Valar'dan haşmetli bir tokat yediği vakit o da kaçıp saklanmakta buldu çareyi .. Melkor uzun bir süre sonra elindeki Silmariller ile orta dünyaya tekrar geri döndüğünde Sauron da saklandığı yerden çıktı ve Angband' ın başına geçtiler .. Nihai düşmanları hiç bir zaman değişmedi .. ELFLER ... Uzun süre Melkor 'un baş komutanı olan Sauron , bu savaşlarda en sonunda ordusundaki ejderhalar , balroglar ve orklar ile Elflere ilk yenilgilerini tattırdı .. Beren ve Finrod kısmını uzatmamak adına buraya aktarmayacağım .. Burada bir savaş daha oldu ve Melkor, Valar tarafından bir kez daha mağlup edildi .. Sauron artık nihai olarak mağlup olan komutanı Melkor 'dan dolayı bir kez daha kaçmak zorunda kaldı Orta Dünyaya...Zira Manwe'nin huzurunda gelecek olan mutlak cezayı kabullenememişti. Yüzyıllarca saklandı .. Valar' ın dikkatini başka taraflara vermesiyle karanlıklar diyarı olarak bilinen Mordor'a girip Barad-Dur 'ü inşaa etmeye başladı.. Bu dönem sonunda - yüzyıllar sonra- kaba kuvvetin kapıları açamayacağını geç de olsa anlayan Sauron kendisine Anatar yani hediyeler veren ismini vererek Noldor elflerinin içine sızdı ve Celebrimbor 'un bilgeliği ile beraber güç yüzükleri dövülmeye başlandı .. Bu güç yüzüklerinin içinde hepimizin bildiği bir tanesi vardı ki o yüzük hepsini kontrol edebilliyor ve takanları himayesi altına alabiliyordu.. Velhasıl kelam yüzükler dövülüp parmaklara takıldıktan sonra Elfler yedikleri kazığa uyandılar ve Sauron ile Elfler arasında geçecek olan ezeli savaş start almış oldu .. Burda bir noktayı belirtmek ve altını cizmek gerekiyor ki Elfler çok ama çok güçlü düşmanlardı ve nefisleri cidden çok kuvvetliydi .. Dolayısıyla Sauron , onları kontrol edebilmek için kendi gücünün yarıdan fazlasını bu TEK yüzüğe empoze etmek durumunda kalmıştı .. Savaş start alınca nihai kalesi Barad Dur 'e çekilen Sauron , elfler haricinde yüzük dağattığı tüm halkları kendisine bağladı ve kölesi haline getirdi .. Cüceler açgözlülükleri ile Sauron'un himayesine girdiler .. İnsanlar zaten tümden fade out verip solarak yüzük tayfları yani Nazgul haline geldiler .. Bu dönem sonrasında eski güçlerinin yakınından dahi geçemeyen Elfleri direkt ekarte eden Sauron'un yeryüzünde çekindiği tek halk Numenorlular yani kedilerine çok ama çok uzun bir yaşam bahşedilen insanlardı ..Zaten sonrasında bu soydan gelen Aragorn ile umudun fitili de tekrar ateşlendi .. Pek tabii Numenorlular sonrasında Sauron 'un gazlaması sonrası Valar' a kafa tutup yok oluşu yaşadılar (tüm insanlar değil) ... İnsanların yok oluşundan sonra kendilerine Sadık Olanlar ismini veren diğer cenap yani Elendil ve İsildur , Gondor ve Arnor ' u kurdular.. Bu arada Barad Dur 'a kapılanan Sauron, Gondor ' a yani İsildur ' a saldırdı ve Elfler arasında son bir ittifak kuruldu ve Sauron'un üzerine yüründü.. Bunun sonucunda henüz soyu diğer insanlarla karışmamış Numenor'un büyük gücü ile savaşan Sauron, kulesi Barad Dur 'dan çıkıp bizzat savaş meydanına teşrif etmek zorunda kaldı ve Gilgalad 'la Elendil 'i orada imamın kayığına bindirerek hakkın rahmetine kavuşturdu .. İsildur ise babasının kesik kılıcı ile Sauron'un parmağı kesip öcünü aldı .. İsildur Sauron'u musalla taşına yatırıp ölü .ötüne pamuk tıkadığını sanmıştı ama hem elflerin hem de insanların billmediği bir şey vardı ki o da bu tek yüzüğün sadece bir yüzük olmadığı , aynı zamanda Sauron'un ruhundan çok ama çoooook büyük bir parçayı barındırdığıydı .. Nitekim kıyamet çatlaklarında görülecek ve yarım kalan son hesaptan sonra Elfler ve İnsanlar birbirlerini Twitter'dan dahi takip etmediler ...

Şimdi öyle çok istiyorum ki Balrogları ve Orkları sizlere anlatmayı .. Lakin inceleme cidden çok uzayacak .. Sadece şunu bilesiniz .. Khazad Dum köprüsü üzerinde Mithrandir yani namı diğer Gandalf ile karşılaşan Balrog cidden ama cidden çok büyük bir düşmandır .. Şimdilerde ve film çekildikten sonra ortalarda dolanan zırtapoz "you cannot pass" tayfasının bilmediği ise ,zamanında Sauron'un efendisi olan Melkor 'un - BAKINIZ MELKOR YANİ MORGOTH diyorum - bunlardan 8 - 10 tanesini yanına alarak Shelob'un da anası olan Ungoliath 'ı ağlaya zırlaya zar zor durdurabilmiş olmasıdır .. Ki o Balrogların arasında Gothmog da var idi .. Bir diss daha atayım .. Sanıldığının aksine Orta dünyayı en iyi anlatan grup müzikal bağlamda Blind Guardian ( BÜLENT GARDİYAN) ve iğrenç parçaları Bard's Song falan da değildir .. Benim nazarımda olayın kralı SUMMONING'dir .. Şu parca bu kitabın özetidir ..

"ÜMİDİN VE GÜN IŞIĞININ ÖLDÜĞÜ YERDE ..."

https://www.youtube.com/watch?v=CjCNjOWIeMs

METAL DEĞİL .. KORKMA !!!
496 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Fantastik edebiyat denildiğinde akla gelen ilk isim hiç şüphesiz J. R. R. Tolkien. Yazdığı birçok kitap ve yarattığı kocaman evrenle o dönemden bu döneme birçok yazarı etkileyen Tolkien için söylenecek tüm beğeni sözleri eksik kalacaktır. Kitaplarda gerçeklikten ziyade fantastik öğelere yer vermek bana göre çok daha zor. Özellikle Tolkien gibi birçok halk, varlık, mekan, olay ortaya koymuşsanız. Bunun nedeni ise olağanüstü öğeler barındırmayan bir romanda yazılabilecek şeyler bellidir, konular bellidir, iş yazarın yazma yeteneğine, duyguları okuyucuya geçirebilmesine kalmıştır; ancak fantastik bir kitap yazacaksınız olayları, karakterleri, hayal gücünüzle ortaya çıkardığınız her şeyi, tek bir mantık hatası olmadan yazıya dökebilmeniz gereklidir. Bunları söylüyorum çünkü Tolkien bunu en iyi yapan yazar, bakın bunu en iyi yapan fantastik kitap yazarı demiyorum, genel itibariyle bunu en iyi yapan yazar, daha iyisi yok. Evet, kendisinin dünya üzerinde yaşamış en iyi yazar olduğunu düşünüyorum. Dostoyevskiciler, Tolstoycular, Kafkacılar buna itiraz edebilirler, açıkçası bu hiçbir şeyi değiştirmez. Tolkien'i ciddi bir şekilde okuyan, anlayan, o büyük evreni araştıran herkes bu sonuca rahatlıkla ulaşabilir.

Gelelim Yüzüklerin Efendisi'nin konusuna: Karanlık Lord Sauron diğer tüm güç yüzüklerine hükmedecek Tek Yüzük'ü yapmış, ancak yüzük Son İttifak Savaşı sırasında Gondor Kralı Elendil'in oğlu İsildur tarafından Sauron'dan alınmıştır. Sauron yenilgiye uğramıştır ancak ruhu hala karanlığın içinde bir yerdedir. Yüzüklerin Efendisi, yüzüğü son bulan kişi olan hobbit Bilbo Baggins'in doğum gününün kutlanması ile başlıyor. Bilbo doğum gününün ardından yüzüğü yeğeni Frodo'ya bırakıyor. Bilbo'nun davranışları ve Orta Dünya'da o anda yaşanan gelişmeler nedeniyle şüpheye düşen Büyücü Gandalf, yaptığı uzun araştırmalar sonucunda bu yüzüğün Sauron tarafından dövülen Tek Yüzük olduğunu anlıyor. Ve böylece yüzüğün yok edilmesi için upuzun, zorlu bir macera başlıyor. Yüzük ancak tek bir şekilde yok edilebilir, yapıldığı yer olan Hüküm Dağı'nın derinliklerine atılarak. Dokuz yüzük kardeşi Karanlıklar Efendisi'nin diyarına, Mordor'a doğru yola çıkıyor. Hobbitler Frodo, Sam, Pippin, Merry, Büyücü Gandalf, Kolcu Aragorn, Elf Legolas, Cüce Gimli ve Gondorlu Boromir. Yolları ise Sauron'un uşakları ile dolu, orklar, nazgüller, troller ve daha birçok karanlık yaratık...

Çoğumuz Yüzüklerin Efendisi'nin önce filmlerini izlemişizdir, en azından benim için öyle. Kitapları ise birkaç yıl önce okudum ve erkek arkadaşım ile birlikte yeniden okumaya karar verdik. Çünkü Tolkien ve Orta Dünya'ya çok büyük bir hayranlık duyuyoruz. Bu nedenle bu okumaların yeri benim için çok ayrı. Yüzüklerin Efendisi sinema uyarlaması ile tek kelimeyle muazzam; kitapları için ise söylenebilecek iyi şeylerin sayısı sınırsız. (Bu arada kitaplar ile filmler arasında çeşitli farklar olduğunu söylemeliyim, hatta bazı kısımlarda gerçekten önemli farklar. Kitapları okumak bu açıdan da ayrı bir önem arzediyor bana göre.) Kitabın ilk bölümleri kişi ve mekan tasvirleri ile dolu, ancak hiç sıkmıyor bu tasvirler, büyük bir keyifle okuyorsunuz. O kadar ustalıkla yazılmış cümleler, o kadar iyi şekilde yapılmış benzetmeler, kişileştirmeler var ki... Bu ilk bölümlerin ardından Frodo'nun yolculuğa çıkması ile asıl macera da başlıyor. Özellikle "Yolgezer" isimli bölümden itibaren kitap çok, çok fazla içine alıyor okuru ve sayfalar su gibi akıp gidiyor.

Ayrıca şunu söylemem gerekir ki Yüzüklerin Efendisi serisindeki olaylar Tolkien'in Orta Dünya'sının %20'sini, %30'unu bile oluşturmuyordur. Bu kadar fazla olayın yaşandığı bir kitap Orta Dünya'da Yüzük Savaşları olarak geçiyor ve Orta Dünya, Yüzük Savaşları dışında daha nice olaya ev sahipliği yapıyor. Whitetree.com isimli bir site var, bu sitenin Orta Dünya başlığına tıklarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Tolkien öyle bir dünya oluşturmuş ki onlarca adı bilinen elf, cüce, insan, hobbit var, onlarca mekan, onlarca olay, çok uzun bir zaman dilimini kapsayan tarihi bir kronoloji, diğer birçok çeşitli varlık var. Ancak tüm bunlara dair tek bir mantık hatası yok, bu kısım şura ile uyuşmuyor dediğimiz tek bir cümle yok. Bu hayal gücüne, zekaya hayranlık ve saygı duymamak elde değil.

Böylesine iyi bir yazarın belki de en çok bilinen serisi olan Yüzüklerin Efendisi, mutlaka okunmalı dediğim seriler arasında. Frodo, Aragorn, Gandalf ve diğerleri ile mükemmel bir macera sunuluyor bizlere. Tolkien okumak ise tek kelimeyle harika bir eylem.
520 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Bir ‘Yüzüklerin Efendisi’ güzellemesi daha okumak istemeyenler için peşin uyarı! Bu inceleme, kitapçıda kitap bakarken alt raflardan düşürdüğü kitabın Tolkien’e ait kitaplardan biri olduğunu görünce, üç kere öpüp, alnına koyduktan sonra üst raflara koyan biri tarafından yazılmaktadır!


Tolkien'in "Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı..” diyerek başladığı ‘Hobbit’ adlı bir masal kitabında yarattığı dünyanın daha da büyüyüp, serpilmesini okuduğumuz Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk kitabı olan Yüzük Kardeşliği’nde, ‘Hobbit’ macerasında Bilbo’nun bulduğu yüzüğün sıradan bir yüzük olmadığı ve hepsine hükmedecek, diğer tüm yüzükleri bulup, karanlıkta birbirine bağlayacak tek yüzük olduğunun anlaşılması akabinde, Yüzük’ün Hüküm Dağında yok edilmesi kararı sonrası yola çıkan 9 kişinin destansı yolculuğunun ilk ayağı anlatılıyor. Tolkien’in muhteşem tasvirleri ile kâh Shire’in yeşilliklerinden çıkıp Yaşlı Orman’a dalıyoruz, kâh Elrond’un Divanı sonrası Kardeşliğe 10. kişi olarak katılıp Moria Madenleri’nin kasvetinde boğulup, Lothlörien’in güzelliğiyle büyüleniyoruz.

Eğer birazcık dâhi hayal gücüne sahipseniz Tolkien’in yarattığı ikincil dünyanın derinliğinin ve anlatımının sizi içine çekmemesinin çok da imkanı bulunmuyor. Ortaya konan Dünya, mekan tasvirleri, ırklar ve gelenekleri, tarihleri, edebiyatları, masalları, şarkıları, mitolojileri ve hatta dilleri. Hayal gücünün nirvanasına ulaşmış bir insan olmasının yanında muhteşem ötesi bir dilbilimci de olan Tolkien’in yarattığı dünyaya yedirdiği 5 farklı dil (İki farklı Elf, Mordor’un Kara Lisanı, Cüce ve Ent dilleri) bulunuyor. Bu arada gidip Elfçe öğrenebilirsiniz. Kurslar mevcut. Ne işime yarar derseniz de CV’nizde hoş bir detay olabilir.

Ortamlarda en sık karşılaşılan geyiklerden biri de (eserlerin ortaya çıktığı vakitlerde de sıkça tartışma konusu olmuştur) Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’nde dönem alegorisi kullandığıdır. Bunu söyleyen kişinin Tolkien hakkında bilgisi olmadığı ve kitapları okumadığı yüksek bir ihtimaldir. Tolkien alegoriden nefret eder. Hatta yakın arkadaşı C.S. Lewis ile bozuşmalarının en önemli sebebinin alegorik anlatım yüzünden olduğu biliniyor. Bu geyiği ortaya atan arkadaşınızı ense kökünden tutmak suretiyle “Sauron’un Hitler ile bir alakası yok” diyerek silkeleyip kendine getirmeniz tavsiye edilir.

Meşhur “Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar,” cümlesi ise filmleri ile birlikte değişmiştir bence. Üçe bölünüyor artık: Okuduğunu söyleyenler. Öyle ki Tolkien’in memleketi İngiltere’de yapılan bir ankete katılan ve kitapları okuduğunu söyleyenlerin neredeyse yarısının kitapları okumadığı, sadece filmleri izlediği ortaya çıkmış. Bu yalancıları Tom Bombadil hakkında birkaç soru ile bertaraf edebilir ve yalanlarını su yüzüne çıkarabilirsiniz. Denendi, çalışıyor.

Bir diğer tartışma konusu ise fantastik edebiyat karşılaştırmaları. Yüzüklerin Efendisi, Tolkien külliyatında oldukça kısa bir süreye ve yaratılan evrendeki diğer olaylar göz önüne alındığında oldukça basit ve önemsiz bir olaya denk gelmektedir. Bu seriyi okuduğunuzda aklınıza takılan, çelişkili bulduğunuz ya da arkaplanını merak ettiğiniz bir olay veya cümleyi Tolkien’in külliyatında yani diğer kitaplarda bulmanız çok yüksek ihtimaldir. Tolkien’i muhteşem yapan en büyük etmenlerden biridir bu. Çelişkilere yer yoktur. Kafanıza takılan bir sorunun cevabını adeta bir tarih kitabı ya da ansiklopedi okur gibi bulduğunuz an, hayal gücü ve üretkenlikle bu eserleri ortaya çıkaran adama hayran kalmamak elde değildir. Özellikle 21. yüzyılda ‘Harry Potter’ ve ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ gibi kitaplarından ve edebi yönlerinden ziyade film ve dizi ile popüler olmuş serilerle karşılaştırmak ayıptır, günahtır. Her iki seriyi çok sevsem bile birinci bellidir. İkinci de ‘Zaman Çarkı’ serisidir. Onu da araya sıkıştırayım.

Artık üçe ayrılan dünyanın ilk grubuna herkesin dahil olması dileğiyle, iyi okumalar.
510 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
J.R.R. Tolkien ile ilk tanışmam Silmarillion ile olmuştu. Bilmiyorum, şuanda kim kime neyi nasıl okuması gerektiği konusunda ne diyordur; ancak zamanında bu konu hakkında çok çok uzun araştırmalar yaptıydım. Bir çok insan evreni iyi tanımam için sırasıyla: Silmarillion, Hurin'in Çocukları, Hobbit ve Yüzük üçlemesini okumamı tavsiye ettiydi. Bende büyük bi hata yapıp Silmarillion ile başladım Tolkien okumaya... İlk 150 sayfayı okudum ve sonuç ? Sadece ve sadece Arda diye bi herifin olduğunu öğrenebildim. Meğersem Arda da bu evrenin tanrısıymış... Wow!... Kitabın ilk kısmının özetini okuduğum sırada bu yazıyı görünce kendimi hızlı okuma kursuna gitmiş Woody Allen gibi hissettim : Olaylar Orta dünyada geçiyordu... 150.sayfada artık daha fazla dayanamayıp fırlattım kenara. O zamanlar 1000 Kitap'a yeni katılmıştım. Silmarillion'u aratıp başladım incelemeleri okumaya... Bilinçli olarak yapmadım, biliçli olarak yapsam da bu kadar denk getiremezdim büyük ihtimal: Silmarillion incelemesi yapan iki kişiye mesaj yolladım; Acaba benim mi kafa basmıyor ? Yoksa Silmarillion kötü bir tercih mi ? Bana sorarsanız ikisinede evet derim; ancak ikincisine 5 kat daha fazla evet derim . Her neyse konuyu yine çok dağıttım. Mesaj attığım kişiler Mithril / Nobody/Duvar/ ve mithrandir21 | Uğur/Duvar/ idi. Sağolsunlar kendileri bu sitede hem ilk dostluk kurduğum insanlar hem de dolaylı yoldan bana bu evreni sevmemi sağlayan insanlar. Bir konuda işin ilmini bilen birisi gördüğüm zaman çok fazla soru sorarım dostlar; huyum bu, kendimi değiştiremiyorum(Yine konudan çok sapıyorum). Neyse sormam gereken konuları ikiye böldüm ve başladım Ceren Abla ve Uğur Abime sormaya :D Ya siz ne kadar iyi insanlarsınız ! Total de kaç soru sorduğumu bilmiyorum ama sonuç olarak atıldım Hobbit ile bu güzel evrene... Hobbit ile başladım, Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, sonrasında ise kafama göre. Henüz daha bu evrene atılmamışsanız sizin de bu sıra ile okumanızı tavsiye ederim. Tanışma faslımızı halletiğimize göre, artık başlayabilirim incelemeye...(Evet daha yeni başlıyor)

************************************************************************************************

HİKAYE:
Spoiler içermez(sanırım)

Bilbo Baggins, 13 cüceyle yaptığı ''Beklenmedik Yolculuk'' sırasında kafilemiz Goblinlere tutsak düşüyor. Bilbo arada sıvışıp kaçarken Gollum' un takıldığı mekana düşüyor. Düştüğünde Gollum'un yüzüğü düşürdüğünü görüyor ve yüzüğü alıp cebine atıyor. Bilbo'nun yüzükle tanışması bu şekilde oluyor...

Bilbo Baggins' in cücelerle yaptığı yolculuğun üzeründen 60 yıl geçmiştir. Artık yaşlanmış ve yüzüğün etkisi altında kalmaya başlamıştır. Karanlığın Efendisi Sauron, yüzüğün bulunduğunu öğrenince, yüzüğü kendisine getirmesi için Kara süvarileri, bizimkilerin oraya yollamıştır. Olaylardan haberi olan yakışıklı-havalı- ihtiyar Gandalf, yüzüğün yalnızca Hüküm Dağında yok olabileceğini söyler. Bilbo'dan yüzüğü, varisi Frodo alır ve böylece maceramız başlar...

************************************************************************************************
Yüzüklerin Efendisi ilk başlarda benim açımdan okunması zor bir kitaptı. Bir çoğumuz Y.E. nin ilk önce filmini izlemiş ve sonradan kitabına merak sarmışızdır. Filmde o kadar alışmışız ki her anın bi ekşın ile geçmesine ; kitapta direk bi ekşın göremeyince ilk başlarda biraz sıkıldım doğrusu(Sadece ilk başlarda ekşın yok ve sadece ilk başlarda sıkıldım). Ne zaman ki Moria' ya geldik işte o zaman kitap benim için efsaneleşmeye başladı.

Tolkien favori yazarım değil yada Y.E. favori kitabım değil; ancak hayal gücüne en çok güvendiğim adam Tolkien : Bu kadar büyük bi evren tasarlayıp, güzel bir hikaye oluşturup, binlerce karakter üretip, türlerin kendine has lisanlarının olması ve bunların hepsinin birbiriyle tutarlı olabilecek bir fantastik kitap yazmak her baba yiğidin harcı değildir. Bu yüzden yaptığı iş diğer tüm yazarların yaptığına göre çok çok daha zor(bana göre) ve zoru başardığı için bu başarıya ulaşmıştır...

************************************************************************************************
Sevdiğim Alıntılar:

''Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin ? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez.''

En mahir örümcek bile zayıf bir ip bırakır.

"Sakalınla, makalınla kelleni uçururdum Cüce Efendi, eğer yerden biraz daha yüksekte olsaydı," dedi Éomer.
"O tek başına değil," dedi Legolas gözden hızlı hareket eden ellerle yayına bir ok yerleştirip gererek. "Eliniz daha inemeden düşer kalırsınız."

Önce ben içeyim Bay Frodo,"dedi.
"Tamam, ama ikimize yetecek kadar yer var."
"Ben onu kastetmedim," dedi Sam. "Ben şöyle düşümdüm: Eğer zehirliyse veya kötü etkisini hemen gösterecek bir şey varsa, işte o zaman bana olması sana olmasından iyidir beyim, bilmem anlatabildim mi."

Dünya, savaşlar olmadan da yeterince acılara ve talihsizliklere sahip.

************************************************************************************************
BONUS:

Uyanın, uyanın, Théoden'in Süvarileri!
Kötülükler kapımızda: Ateş ve katliam!
Mızrak savrulacak, kalkan parçalanacak,
Kılıç günü geldi, kızıl gün geldi daha günes doğmadan!
Sürün atlarınızı, sürün! Haydi Gondor'a!

https://www.youtube.com/watch?v=MCX3ZLyTLgA

Vaktiniz olursa Yüzüklerin Efendisi'nin oyununa da bakmanızı tavsiye ederim :D

Etkinlik sayesinde kitapları daha erken okumamı sağlayan NigRa/Duvar/ ile Ebru Ince/Duvar/' ye teşekkürü bir borç bilirim.

Saygı ve Selametle




DİPNOT: Silmarillion' u okumak için sabırsızlanıyorum!
520 syf.
·17 günde·Beğendi
Dünya değişiyor. Bunu suda hissediyorum. Toprakta hissediyorum. Havada kokusunu alıyorum. Eskilerden bir şey kalmadı. Zira hatırlayanların hiçbiri yaşamıyor... (Galadriel)

Her şey güç yüzüklerinin yapımıyla başladı. Üçü Elfler’e verildi. Tüm varlıklar içinde ölümsüz, en bilge ve en adil olanlara. Yedisi Cüce Efendiler’e. Büyük madenci ve dağ salonlarının ustalarına. Ve dokuz; dokuz yüzük insan ırkına bahşedildi. Diğer hepsinden çok iktidar isteyenlere. Çünkü her ırka hükmedecek güç ve istek bu yüzüklerin içine sıkıştırılmıştı...

Filmlerini milyonlarca kez(!) izlemiş bir LOTR hayranı olarak bir arkadaşın, "artık kitaplarını da okumalısın" söylemi üzerine kitaplarına atılım yapayım dedim. Yüzükler Efendisi serinin ilk kitabı ama önce elbette Bilbo'nun yüzüğü nasıl ele geçirdiğine, Gollum'u geçmişine, Güç Yüzüğünün efendisini nasıl terk edip İsildur'un eline geçtiğine, Elf ve Cüceler arasındaki nefretin sebebine, Gandalf'ın bu başlangıcı yapmasındaki rolüne vb... Bu yüzden Hobbit serileriyle başlamanız daha verimli olacaktır.

Elbette kitap ve film karşılaştırmak ne kadar yerinde olur belirsiz bir soru ama çok fazla hata olduğunu söylemeliyim(filmde). Yine de benim için film, kitabın çok daha önündedir. Evet, tuhaf gelebilir ama film çağ ötesidir benim için.

Birkaç hatayı, aklımda olanı yazayım. Filmde Aragorn kolcu olarak pelerin ile han'da oturmuşken Frodo'nun yüzüğü taktıktan sonra kendini tanıtması meydana geliyordu ancak kitapta masasından kalkıp bizzahiti olay olmadan ortaya çıkıyor.

Divan kurulmuş ve Yüzük Kardeşliği toplanmışken filmde Legolas gerilen Boromir'i sakinleştirmek için araya girmiş ve Aragorn'un sıradan bir kolcu olmadığını, onun İsildur'un varisi olduğunu söylemişti. Ancak kitapta bu rol Gandalf'a verilmişti.

(3) Yüzük Kardeşliği yolculuk için yola koyulmuş ve dinlenmek için mola vermişti. Film de Sauron'un casus kargalarını Legolas görmüştü, oysa kitapta gece vakti Aragorn görüp haber vermekteydi.

Filmde Sam çok fazla ön plandaydı, oysa kitapta yolculuk için Gandalf'ın iki kelam etmesi ve sonunda ikinci seri için kayığa binmeleri dışında neredeyse hiçbir rolü yoktu.

Gandalf reis...

"Buradan asla geçemezsin!"

Balrog'un dönüp kaldığını nasıl unutabilirim?

İç sesimi nasıl susturayım?
https://youtu.be/3Slv-p4Fato

Frodo çingenesine Moria Madenleri'nde piponu içerken sakinliğini koruyup, "Yaşayanların çoğu ölümü hakeder. Ölülerin bazıları da yaşam. Ölüm ve yargı dağıtmak için fazla aceleci olma." yapıştırdığı bu naif cevabı? Peki sana dünyayı hükmedecek bir gücü beraber paylaşmayı teklif eden Sauron'a kafa tutup ölümü göze almanı? Ah Gandalf...

Not: Dost konusunda Sam gibi ol, onu ara.
https://hizliresim.com/Z5XnrA

Leydi Galadriel...

"Nasıl yıldızlar madenlerdeki kıymetli taşlardan daha üstünse, dünyanın tüm altınlarından öylesine daha üstün bir tel saçınız olabilir bu."

Evet evet evet. Gimli'nin de dediği gibi bir tek tek saçın bana lütuftur Galadriel hanımım... Yeryüzünün en güzeli, en zarifi ve en asil yapısı olan Galadriel'den başka ne istenir ki? Bu güzellik, asırlardır süre gelen bir nefreti bile yerle bir edebilir. Bu duruş, kin ve kıskanç bakışları bile bükebilir.

Kıssadan hisse kendi türünde olağanüstü bir şekilde ilgi gören kitabı ve çağ ötesi bir filmi olan bu kitap okunmaya, karşılaştırılmaya ve konuşmaya değer. Uzun uzun şeyler yazmaya gerek yok.

Not: Fantastik türünü hiç sevmeyen biri olarak belirtiyorum. Okumayı düşünmelisiniz ve tabii ki kitaplığınızda bulundurmayı.

Keyifli okumalar.
496 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
lk baskısı 1954 yılında yayınlanan Yüzüklerin Efendisi serisi; bizi Orta Dünya'nın tam ortasına ışınlayan, 3. çağın kurgusu ile sarıp sarmalayan muhteşem bir üçleme. Fantastik Edebiyat'ın temel eserlerinin öncüsü niteligindeki bu seri, yayımlandığı dönemden bugüne kadar aldığı onlarca övgüye karşın bir o kadar da nefret almış. Kimi mitoloji olarak görmüş, kimi 60'lı yılların gençliği üzerinde kötü etki bıraktığını düşünüp yasaklanmasını bile istemiş.

Dünya'nın ikiye bölündüğünden bahsederler, Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. İşte bu ilk kısmı oluşturan güruh o kadar baskınmış ki o dönem tüm dünya genelinde o tarihten günümüz tarihine kadar hala dillere destan bir eser olarak gelmeyi başarmış. Eserlerinden ziyade kendisi de insanlığa, ve edebiyata miras olan Tolkien'in bizi kitaba alışı öyle ani oluyor ki, bizi gafil avlıyor, adeta tüm bildiklerimizi unutturup bu fantastik eserinin içinde okuyucusuna bir yol çiziyor.

" Üç yüzük göğün altında yaşayan ELF KRALLARINA
Yedisi taştan saraylarındaki CÜCE HÜKÜMDARLARA
Dokuz yüzük ÖLÜMLÜ İNSANLARA
Bir yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'ndaki kara tahtında oturan KARANLIKLAR EFENDİSİNE."
Ve ne garip tesadüftür ki , Tolkien'in ölüm yılı 1973 tarihini ters çevirirsek 3791 sayısını elde ederiz ve yüzük dağılış sayılarının birleşimini görürüz.

Yüzüklerin efendisini okurken sadece sıradan bir roman değil; dil, ırk biliminden tut tarih, coğrafya bilimlerine kadar birçok şeyi okuyup öğreniyoruz.

Serinin ilk kitabı Yüzük Kardeşliği'ne gelecek olursak, diğer iki kitaba göre en uzun olanı. Bir anlık kriz ile pdf haline başladığım kitabın 3336 sayfasının 1246 sayfalık kısmını oluşturuyor. Diğerlerine göre daha uzun olmasının sebebi olaylar kurgusunun oturtulmasının gerekildigi ilk kitap sendromu. Kardeşlik, saf karşılıksız sevgiler, arkadaşlık gibi insan namına dünyadaki tüm kötülüklerden onlar sayesinde sıyrılabileceğimiz duygular bunlar. Henüz diğerlerini okumadım fakat sanırım en beğendiğim bu olacak.
Şimdi kitabın sizler için hazırladığım özetine geçelim.

"Dünya değişiyor, bunu suda görüyorum, toprakta hissediyorum, kokusunu alıyorum."
sözleriyle tanıdım Yüzüklerin Efendisi'ni.
Üç yüzük göğün altında yaşayan ELF KRALLARINA
Yedisi taştan saraylarındaki CÜCE HÜKÜMDARLARA
Dokuz yüzük ÖLÜMLÜ İNSANLARA
Bir yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'ndaki kara tahtında oturan KARANLIKLAR EFENDİSİNE verildi.
"ash nazg durbatuluk
ash nazg gimbatul
ash nazg thrakatuluk
agh burzum ishi krimpatul"
yazıyordu o tek yüzüğün üzerinde;
https://youtu.be/q7NKqJMyxWY
"hepsine hükmedecek bir yüzük
hepsini o bulacak
hepsini bir araya getirip
karanlıkta birbirine bağlayacak."
Tüm gücü, bedeni, ruhu o yüzüğe; o hepsine hüküm geçirecek, hepsini bir araya getirecek o tek yüzüğe bağlıydı Karanlıklar Efendisi Sauron'un. Hüküm dağındaki Mordor'un alevi ile dövdüğü o hüküm yüzüğünün bir gün kendinden kopup başkasına geçeceğini düşünememişti Sauron. Bu yüzden bel, hayat bağlamıştı o yüzüğe. Yüzüğünü yani gücünü kaybeden Sauron'un kötülüğü bastırılmışken yüzüğün bu sefer geçtiği kişi İsildur'du fakat çok fazla sürmedi birliktelikleri. Yüzüğün ihanetiyle öldü İsildur, İsildur'un Felaketi dendi yüzüğe Kuzey'de. İsildur zayıftı, damarlarından akan kan zayıftı bu yüzden yüzük ele geçirdi herkes gibi onu da ve katili oldu.
Takan kişiyi görünmez yapan o altın yüzük, bu sefer sevdiği tek şey, bildiği, gördüğü tek şeyi olan Smegol'a geçmişti. Yüzük kıymetlisi oldu onun, onu yedi bitirdi, Smegol konuşurdu onunla o yokken bile yanında, Smegol konuşurdu onunla, doğum günü hediyesiyle. Yüzük onu katil etmişti belki de bu yüzdendi ona bağlılığı, ona sevgisi bilakis ona nefreti. "Ondan hem nefret ediyor, hem onu seviyordu aynı kendinden nefret edip kendini sevdiği gibi." Yüzük ömrünün "n" katını bahşetti ona, uzun uzun ömürler verdi fakat bir gün sıkıldı ondan,
karanlıkta saklı kalmaktan sıkıldı, gün ışığı görmeyi istedi ve terk etti onu, ve ihanet etti ona zira beş ordu birleşip düşünse birinin bile aklına gelemeyeceği o mahlükata Bay Baggins'e geçmişti yüzük tamamen tesadüf eseri. Baggins sakladı onu yıllarca, yüzük uzun ömürler bahşetti ona da, kasabasında namını arttırdı "Yaşıyor babam yaşıyor, şu işe bakın bir gıdım yaşlanmış gözükmüyor." diye dillerde dolandırdı 111. yaş gününde bile. Fakat Bilbo biliyordu yaşının ilerlediğini, uzaklara gitmeyi istiyordu eskisi gibi bu yüzden yüzük dahil tüm mirasını Frodo'ya bırakıp gitti çok uzaklara. Yüzükten vazgeçişi kolay olmuştu diğer taşıyıcılara göre onun, çünkü uğruna yaptığı şerler azdı. Yüzük ona kötü şeyler yaptırmamış, onu tamamen avucunun içine almamıştı diğerleri gibi bu yüzden kolay koptu ondan. Zamanla; Hüküm dağından dumanlar yükselmeye başladı, Karanlıklar Efendisi Sauron gücünü toparlamaya başladı fakat tam olamazdı gücü yüzüğü yoktu yüzüğü bulması için, Orta Dünya'ya hükmedebilmesi,karanlık günlerin yeniden baskın olması için yüzüğe ihtiyacı vardı.
Iste bu yüzden; Zaman ilerledikçe arttı tehlikeler,düşmanınncasusları sardı her tarafı, hattta en dibine, bile girdiler Dokuzlar. Artık yüzüğün yok edilmesi gerekti.
Elrond'un divarından çıktı 9 yoldaş bu tehlikeli yola .
Gandalf'tı onlardan biri. Merry, Pippin, Sam'da dahildi onlara. Elf diyarından Legolas, Cüce Hükümdarlığından Gimli, İsildur'un varisi Aratorn'un oğlu Aragorn, Gondor'un vekilharcı Denethor'un oğlu Boramir. Ve yüzük taşıyıcısı Frodo. Yüzük Kardeşliği bu kişilerden oluşuyordu."

Tolkien'in sonsuz saygıyı hak eden hayal gücü ile, sonsuz övgülere layık olan kalem gücünün evladı bu yapıtı miras olarak biz gelecek nesillere bıraktığı için tesekkür ediyorum. Son olarak tabi buraya kadar okumaya zahmet edip yeltenen arkadaşlarım varsa sizleri begenerek alıntıladığım kısımlarla başbaşa bırakıp defoluyorum.
Tolkien ile kalın ben öyle yapacağım.

1- #38319828

2- #38304861

3- #38240085

4- #38214555

5- #38052835

6- #37943784

7- #37915851

8- #38318241

9- #38268495

10- #38366309
496 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Beni kitap okumaya yönelten ama kitap okumama yöneltmesine rağmen ikimizin de arkadaş olabilmemiz için bayağı bir uğraş verdiği harika ötesi bir seri.

Yüzüklerin Efendisi kimine göre kaçış edebiyatı olsa da bana göre asla kaçış edebiyatı değildir aksine içinde fazlası ile derinlik barındıran edebiyatın da fantastik edebiyatın da tam manası ile hakkını vermektedir. Bu eleştirilere karşı Üstad Tolkien şöyle diyordu:

"Varlığını sezecek kadar yaşlanıp bezdiğimden beri alegorinin her türlü tezahüründen bütün kalbimle nefret ederim.” Ve eserlerini “kaçış edebiyatı” olarak niteleyenlere de şöyle diyordu:

"Kendini hapiste bulan bir insan kalkıp evine gitmek istedi diye onu nasıl küçümseyebiliriz? Kaçamıyorsa bile duvarlar ve gardiyanlar dışında birşeylerden sözetmesi suç mu? Mahkum onu göremese de dışarıdaki dünya hâlâ gerçektir. Kaçış ihtimali en çok kimi telaşlandırır? Elbette gardiyanları!”
Tolga
Tolga Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği'yi inceledi.
486 syf.
Bir J. R. R. Tolkien Efsanesi

Benim için Yüzüklerin Efendisi serisinin havası, atmosferi bambaşka. Orta Dünya'da, tek bir yüzük için yapılan uğraşlar, mücadeleler, savaşlar... Ve bu yaşananlar içinde kurulan dostluklar, fedakârlıklar... Kurgu o kadar sağlam ki bahsedilen devirde, ortamda bulunmayı arzuluyorsunuz, en azından ben öyle düşünmüştüm. Filmi ayrı lezzetli, kitabı da bi o kadar sürükleyici. Bir diğer sayfayı iple çekeceksiniz.

Siz de benim gibi bu serinin hayranıysanız buyrun o zaman iyi okumalar diliyorum.
520 syf.
·Puan vermedi
Frodo, Pippin ,Mery ve Sam ,Gandalf ve Aragorn ,hepsine hükmedecek tek yüzükle gölgeler içinde Mordor 'a doğru yala çıkarlar . Peşlerinde ise karanlıklar efendisi Şairin 'un kara süvarileri vardır

Arkadaşlar kitap güzeldi ama doğruyu söylemek gerekirse hobbiti daha çok sevdim. Ama bu yorumumdan kitabın kötü olduğunu sanmayın . Kitabı okumanızı tavsiye ederim . Okuyacak arkadaşlara iyi okumalar .
J.R.R. Tolkien ve Yüzüklerin Efendisi… Adını ilk filmlerden duyduğum, hemen sinamasına gittiğim, yetinmeyip Türkçe kitaplarını okuduğum ve bir de “Acaba kendi dilinden okusam Tolkien’i, araya çevirmenler girmeden, daha neleri keşfedebilirim?” dediğim muhteşem eser… Bir Orta Dünya masalı, fantastiği…
Bir Yüzük…Kötülükler Efendisi Sauron tarafından Hüküm Dağı’nda yapılan ve yine sadece yapıldığı ateş tarafından yok edilebilecek karanlığı temsil eden o yüzük…. Bir savaş sonrası kaybolan… Irkları birbirine katan, Orta Dünya’nın kaderini belirleyen küçük bir halka…
Elfler, Cüceler ve İnsanlar olmak üzere üç büyük ırk, bunun yanında orklar, hobbitler, büyücüler, kartallar, ağaçlar… ve daha sizi bekleyen onlarca topluluk…
Maceraperest Hobbit Bilbo Baggins’in gençliğinde bir yüzük bulması ile başlayan ve bu yüzüğün nelere kadir olduğunu bilmeyip yıllarca saklamasını anlatan ve bir gün Orta Dünya’nın ariflerinden sayılan büyücü Gandalf’ın bu yüzükten haberdar olup Bilbo’yu ziyaret etmesini konu edinen, daha sonra yeğeni, Frodo’nun bir yüzük taşıyıcı görevi üstlenip bu yüzüğü Hüküm Dağı’na götürüp yok etmeye çalışmak için Yüzük Kardeşliği’ne dahil olmasını anlatan muhteşem eser…Öyle bir yolculuk ki Frodo, Sam, Marry ve Pippin’in gerçek dostluğunu keşfedeceğimiz, yol gezer olarak tanıyıp aslında kırık kılıcı birleştirecek olan Kral Aragorn asaleti ve sadakati ile tanışacağımız, her ne kadar birbirlerinden hoşlanmıyorlarmış gibi gözükse de çok sıkı dost olacak Gimli ve Legolas ile bol bol keyifleneceğimiz, bilgelerin bilgesi Gandalf ile doğru ve mantıklı kararlar vereceğimiz, Boromir gibi bazen ikilemde kalacağımız, yolda bin bir türlü zorluklarla karşılaşacağımız bir macera… Kısacası okurken her bir karakteri sonuna kadar damarlarımızda hissedeceğimiz efsaneler efsanesi Yüzüklerin Efendisi…
Böyle bir baş yapıtı yazsa yazsa Tolkien yazar. Fantastik Edebiyatın babası, kitaplarını okuduğunuz zaman sizi bu diyarlardan alıp çok uzak diyarlara götürecek, bir anda kendinizi Orta Dünya’dan bir Elf, bir Cüce ya da Hobbit gibi hissedeceksiniz… Hep düşünürüm nasıl bir hayal gücüdür, birbirlerinden farklı ırklar, Orta Dünya’daki yerler, isimler, yarattıkları diller…. Kısacası Tolkien Usta’yı ayakta alkışlıyorum.
Sadece alın kitabı elinize ve bambaşka dünyalara dalmaya hazır olun… J.R.R. TOLKIEN iyi ki bu dünyadan geçtin, içindeki çocuğu asla kaybetmeyen büyük yazar.
520 syf.
·16 günde·Puan vermedi
(incelemeyi seriyi bitirdikten sonra yapacağım)
Bir şeylere kafayı takmayı çok seviyorum. Tutkuyla bağlandığım bu şeyler bana yaşadığımı hissettiriyor. Şimdilik kafayı Tolkien'in Orta Dünyasına taktım. Yüzüklerin efendisi Orta Dünya ile ilk kez karşılaşanlar için ağır bir kitap olabilir. İçerisinde bambaşka bir evren barındırıyor. Ben kitabı okurken kendi Tolkien sözlüğümü oluşturdum bu yüzden kitabı bitirmem biraz zaman aldı ama bu kitabı daha iyi anlamama ve aldığım zevki katbekat arttırmama sebep oldu.
Beni maceraya dahil eden şeylerden biri de kitabı okurken dinlediğim şarkılar oldu.
Buraya şarkı listemin linkini bırakıyorum.
https://open.spotify.com/...N6-pmCQ8OCJKYx2aeNAg
Bu arada Tom Bombadil ve sevgili eşi Altınyemiş siz Orta Dünyanın en kadim çifti olabilirsiniz.
496 syf.
·23 günde·8/10
Şimdi size bir hikaye anlatmak istiyorum. Zaten bu üçleme de unutulmuş zamanlara ait bir hikaye değil mi?

Bundan 2 yıl önce burası kendi halinde, ufak bir platform iken, dutlukta NigRa diye bir kullanıcı varmış. Kalkmış nereden estiyse Yüzüklerin Efendisi okumuş üzerine de buraya gelip hemen aşağıdaki incelemeyi yazmış.

----------------------- 2016 ----------------------------------------

Başıma bir şey gelmeyecekse aşırı sıkılıp ite kaka bitirdiğim bir kitap oldu. Çoğumuz kitabın filmden daha çok şey barındırdığına ve kitabın daha üstün olduğuna inanırız, fakat ilk kez belki de aksini düşünüyorum.

Evet Tolkien harika bir hayal gücü ile harika bir dünya yaratmış ama o kadar çok betimleme var ki sırf yarattığı dünyayı anlatabilmek için yüzük hikayesini araya sıkıştırıp bahane etmiş gibi hissettim. Aksiyon çok az hatta karakterlerin konuştuğu yerler bile az. Bitsin diye sayfaları bırakın paragrafları saydım. 2 ve 3 ü okurmuyum bilemiyorum.

--------------------------- 2016 ------------------------------------------------------

Sonra da mithrandir21 | Uğur nickli kullanıcıdan "Herkes anlayamaz!" ayarına maruz kalmış. :)

Gel zaman git zaman kullanıcı okumuş, okumuş, okumuş ... Yüzüklerin Efendisi'ne dokunmamış onca süre boyunca. İlk okuduğu zamanki sıkılmasından sebep okumak istemiyormuş.

Sonra yolu kitapkurdu bir kraliçe olan Ebru Ince/Duvar/ ile kesişmiş, kraliçe buyurmuş Orta Dünya'ya gidiyoruz, yolculuk için gerekli hazırlıklar yapılsın.

NigRa da başlamış okumaya, tabi bu arada Tolkien sevdalısı Mithril / Nobody/Duvar/ tarafından dayatmaya da maruz kalıyormuş, benim kutsal kitabımı nasıl okumazsın diye çata çata başının etini yemiş.

Diğer yandan Hakan Arık ilk kitabı geçince ikinciden itibaren inanılmaz güzel olacak bu seri diye merakını körüklemiş NigRa'nın.

NigRa 2016'dan bu yana artık bir seriye başlangıç kitabının uzuuunn uzuuunn betimlemeler ve tahlillerle dolu olduğunu kavrayacak okur olgunluğundaymış,yazar yarattığı dünyayı detaylandıracakmış ki temelin üzerine kurabilsinmiş. Bu farkındalıkla ikinci kez okurken yer yer gülümsemiş Hobbitlerin yaptıklarına, yer yer hüzünlenmiş, Frodo ve kardeşlikle birlikte yolda yürümüş, dağları, nehirleri aşmış, elfleri görmüş, orklardan kaçmış, şarkılar söylemiş, şarkılar dinlemiş, ilk kez gördüğü güzelliklerin yepyeni dünyaların tadını çıkarmış, üşümüş, korkmuş, tehlike atlatıldı diye derin bir soluk almış. Yüzük ağırlaştıkça yüreği ağırlaşmış.

Şu alıntıda örneğin #29874620 Frodo'nun Loth Lörien'e bir daha gidememiş olduğunu okuduğunda üzülmüş, ya da #29389966 şurada dönebilsin istemiş, #29865667 Lörien hep anlatıldığı gibi ihtişamlı, büyülü kalsın istemiş, bu savaştan galip çıksınlar ve Gimli yurduna döndüğünde Galadriel Hanım'ın hediyesi ebediyen iyi niyeti temsil etsin ve başarının da bedeli olduğunu hatırlatsın istemiş.

Şimdi bir tarafta karanlık uzanıyormuş, diğer tarafta ise sadece umut. NigRa umut yenilmesin diye neler olduğunu öğrenmek için, bu güzel hikayenin onu anlatanın hatırasını yaşatacağını da bildiğinden seriye devam edecekmiş. :)
"Yaşayanların bir çoğu ölümü hak ediyor ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin? O halde hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme; çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez."
“... ben etrafımızdaki dünyanın bir daha eskisi gibi olacağını ve gün ışığının önceki zamanlardaki gibi parlayacağını zannetmiyorum.”
Sam harika bir heriftir, seni kurtarmak için bir ejderhanın ağzından içeri atlayabilir; tabii bu arada ayakları birbirine dolanıp yeri de öpebilir, o başka; fakat bu tehlikeli serüveninde tek yoldaştan fazlasına ihtiyacın var.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
Alt başlık:
Birinci Kısım
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753425988
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Lord of The Rings First Part: The Fellowship of The Ring 1954
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
The Fellowship of the Ring
The Lord of the Rings
The Fellowship of the Rings
Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien'ın yapıtı söz konusu olduğunda; Yüzüklerin Efendisi'ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar: Artık Türkiyeli okur da okumuş olanlar tarafına geçebilecek!

"Yüzüklerin Efendisi" son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakarlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir roman...

Kitabı okuyanlar 5,6bin okur

  • A.
  • Emrer
  • Ferhat Koşar
  • Özlem Başaran
  • Müge Gazi
  • Betül Yılmaz
  • Turhan göksu
  • Nurbanu Şahin
  • Oğuzhan ümmet ipek
  • Zeynep Şenel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%25.8
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%27.8
45-54 Yaş
%9.6
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.3
Erkek
%51.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66 (1.300)
9
%19.7 (387)
8
%9.1 (180)
7
%2.8 (56)
6
%0.8 (16)
5
%0.4 (8)
4
%0.1 (2)
3
%0
2
%0.1 (2)
1
%0.2 (4)

Kitabın sıralamaları