Gamze

Gamze
@gamze_ekubo
Varoluşsal krizlerle boğuşmaktayım...
Software Developer
Lisans
İstanbul
Türkiye, 12 Mayıs
419 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Monster: Nihilizmin Kolaylığına Karşı Yaşam
Puan vermedi·256 syf.··
2025 96. kitabı
İnsan doğal olarak doğuştan gelen midir yoksa çevrenin vurduğu darbelerin birikimi midir? Hayat tüm acılara rağmen yaşamaya ve anlamlandırmaya değer mi? Yoksa belki de hayatın anlamı aslında anlamının olmaması mı? Kendi içimde hali hazırdaki her sorguyu bu mangada da sertçe ve farklı bakış açılarıyla sorguladım. Spoiler vermeden bir inceleme yazmak da istedim, bakalım. Başrol karakterimizden ilki Johan Liebert: hayatın anlamsızlığına sığınan ve ölümü mutlak bir son olarak kabul edip yıkımı seçen ama bunu başta dediğim gibi doğal, içgüdüsel, ben böyle doğdumla mı yaptı yoksa sonrası mı (ki bence ikisininde çok büyük etkileri var) bilemediğimiz, ağır travmalı ve bence Nihilizmi kalkan olarak kullanan; yok etmeyi var etmekten kolay kabul eden şahsiyetimiz. İkinci karakter Dr. Kenzo Tenma; hayata tutunmayı, tüm yıkıma(belki kadersel kendi istemeden sebep oldukları) kaosa rağmen "hayatla baş etmeyi" seçen, iyiliği sürdürmenin de çok ağır olduğu(ki her zaman hemfikir olduğum-olacağım konu), en önemlisi de her yaşam kutsaldır'ı(bence değil ama neyse) kabul eden irade temsili kendisi. Bu ikili etrafındaki olaylar ama benim çıkardığım fikir; Monster, bize en karanlık anlarda bile gerçek değerin "anı yaşamakta" ve yapılan seçimlerde gizli olduğunu. Johan gibi sonun karanlığına odaklanıp her şeyi anlamından soyutlamak(peh... bi ara da öyle yaşadım,korkunçtu denemeyin:) , hayatın sunduğu küçük mucizeleri ıskalamaktır. Oysa önemli olan, sonun ne olduğu değil; o sona gidene kadar elinde tuttuğun o kısa "anlarda" kim olmayı seçtiğin. Her ne kadar Tenma taraftarı gibi görünsemde bazen beni de çıldırtmışlığı var. Spoiler'ımsı Dikkaaaaat; sonu bize bırakan mangaları aşırı severim, bence Johan atladı :)
Anime/Manga
Monster, Vol. 18: Scenery for a DoomsdayNaoki Urasawa · VIZ Media · 200814 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·288 syf.··
2025 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 00:12
Hani bazen bazı kitaplar vardır; mekan, zaman, duyguların, o günlerdeki hayatının tam olduğu yer ve işte o kitap… tam da ihtiyacın olan, ihtiyaç demeyelim aslında tam da kalbinin ortasından fışkıran, yazarla gerçekten konuştuğun, yazarı gerçekten anladığın, yazar sanki senmişsinde sonunda hissiyatlarını dökmüşsün cümlelere, paragraflara gibi… Uzun zamandır benim için o kitap gelmemişti, bulamamıştım, düşmemişti önüme ya da evren henüz hazır olmadığımı anlamıştı, bilemiyorum… Ama o kitap bu kitaptı. Muhtemelen en çok alıntı paylaştığım kitap oldu ve bunu okuduğumda (1038 ve 1K’dan önce sayamadıklarım arasından). Kendimi tuttuğum yani, muhtemelen fiziki okusam kitabın %75’inin altı çizili olurdu :). Ben alıntılarımı, incelemeleri veya gönderileri birileri görsün, beğensin diye değil burayı günlük gibi kullandığımdan, geri dönüp baktığımda o hissiyatları unutmamak için yazıyorum. Sanırsam şuan da kitabı hala incelemeye başlamamış olmam bundan kaynaklı.İnceleyeyim. Her bir karakter yazarın dediğine göre ‘o an’ şekillenmiş, kore kültürüne(2008’lerde İngilizce altyazıyla zar zor bulduğum dizilerle, bazen kendim çevirerek başladım) çok aşina birisiyim, kültürel olarak bize yakın insanlar olsa gerek özellikle sıkı iş ve ortamları kitapta daha çok değinilmiş, asıl olay da iş ve yoğunluk da değil. Yaşamsal yoğunluk. Günümüzde özellikle sosyal medyanın çok etkili olduğunu zamanlardan olsa gerek kimse hiçbir şeye yetişemiyor, herkes her şeyi yapıyor ama sen arkada sıkışıp kalmışsın ve bunun üzerine de bir de varoşun sancıları eklenince sen bitmişsin… Mutluluğu herkes bulmuş sen kalmışsın, hayatının amacına herkes ulaşmış ama sen daha amacını bile bulamamışsın, herkes bir şey sahibi ama sen daha ne istediğini bile bilememişsin, hatta üzerine düşünmemişsin, anlamamışsın, farkına
1000Kitap
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,3bin okunma
Karanlık ve Masumiyetin Dansı
Puan vermedi·180 syf.··
2025 17. kitabı
Manga, iki farklı dünyanın kesiştiği bir yerde geçiyor. Bir yanda “Dışlananlar” denilen, lanetli varlıkların yaşadığı korkutucu bir dünya; diğer yanda ise insanlarla dolu, “içerisi” denilen güvenli bölge var. Küçük bir kız olan Shiva, bilinmeyen bir sebeple dış dünyada tek başına kalmış ve ona, lanetli bir varlık olan “Öğretmen” eşlik ediyor. Öğretmen’in ürkütücü görüntüsüne rağmen, Shiva’ya karşı sevgi dolu ve koruyucu bir tavrı var. Ancak, ona asla dokunamıyor… çünkü lanet bulaşıcı... Sessiz ve derin bir melankoli yanında mangakamız Nagabe'nin muhteşem siyah-beyazın keskin kontrastları...Bu gotik havalar içinde, estetiğin ve masumiyetin dansı... Shiva'nın neşesi, sıcaklığı... Eğer farklı bir manga deneyimi arıyorsanız, The Girl from the Other Side kesinlikle tavsiye edilir.
Anime/Manga
The Girl from the Other Side: Siúil, a Rún, Vol. 7Nagabe · Seven Seas · 20193 okunma
Hepimiz Kendi Godot'muzu Bekliyoruz.
Puan vermedi·124 syf.··
2025 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 23:26
Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken eserini okurken hayatın kendisiyle dalga geçtiğini hissetmemek elde değil. Vladimir ve Estragon’un o ağacın altında oturup sürekli “Godot gelecek mi, gelmeyecek mi?” diye beklemeleri, aslında hepimizin hayatındaki o bitmeyen bekleyişleri hatırlatıyor. İş görüşmesini, aşkı, terfiyi ya da pizzayı… Ama en komiği şu: Godot kim? Neden bu kadar önemli? Beckett bu sorulara cevap vermek bir yana, kafamızı daha da karıştırıyor. Çünkü belki de mesele Godot değil, bizim ona yüklediğimiz anlamlar. Bir nevi “Hayat bir bekleme salonu, keyfini çıkar” diyor Beckett, ama o salon pek de konforlu değil! Hepimizin bileceği gibi hem de hiç konforlu değil...! Oyun absürt, ama bir o kadar da tanıdık. Zamanın nasıl geçmediğini, saçma sapan konuşmaların bir anda derin felsefeye dönüşmesini ve boşlukta debelenme hissini biz de yaşıyoruz. Pozzo ve Lucky sahneye girip bu kaosu biraz daha renklendirince işler iyice karışıyor. Yine de bir noktada, Vladimir ve Estragon’un o yolda oturup kalkamaması bana tanıdık geliyor: Her şeyi sorguluyoruz ama bir yere gitmiyoruz. Beckett sanki hayatın saçmalığını yüzümüze tokat gibi çarpıp sonra “Bak, gül biraz, çünkü başka çaren yok” diyor. Absürt, komik ve düşündürücü; bu kitap bir bakıma hepimizin hikayesi. Ama hâlâ Godot’nun kim ya da ne olduğunu merak ediyorum, o ayrı… Ölünce de bekleyecek miyim?
Felsefe-Düşünce
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
Puan vermedi·399 syf.··
2024 181. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2024 18:41
Jurnal'e başlama nedenim Cemil Meriç’in hayata ve insana dair görüşlerini öğrenmekti. İç dünyasına bu kadar derin tanıklık edeceğimi düşünmemiştim. Meriç’in zihinsel çalkantılarını, entelektüel birikimini ve samimi sorgulamalarını kendimde de oldukça bulduğum, paylaştığım bir iç döküş(çöküş)le harmanlamasını günlük gibi ama asla daha önceden bildiğiniz bir günlük veya mektup gibi olmadığının ötesine geçmiş. Okur için kendi deyimiyle "Kimse okuyacak olmasa bile." bir dizi düşünsel, edebi ve felsefi tartışmanın ortasına çekiyor ve çoğu felsefeci, yazar, şair, politikacı görüşleri ve onlara dair fikirlerini de görüyoruz. Meriç okudukça kesinlikle çağının ötesinde bir yazar olduğunu kanıtlıyor, üslubu ise FARKLI; nasıl bir fark 'Meriç Üslubu' . Çoğu zaman cümlelerde durup bir duvara bakıp 'Şimdi ne demek istedi ya?' dedim. Konulara gelince medeniyet, dil, edebiyat ve tarih üzerine yaptığı derin analizler aralarda sonlarda serpiştirilmiş aşk kırıntıları, kitabı sadece bir otobiyografik metin değil, aynı zamanda bir entelektüel manifesto yapıyor. Evet güzel ve iyi bir tahminle "Entelektüel Manifesto" tam anlamıyla. Edebi diline de değinmeden geçemem, kelimeler değil ama paragraflar bütünüyle...Meriç'i anlamak için güzel bir kitaptı. İyi Okumalar.
Felsefe-Düşünce
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,684 okunma