·80 syf.····Okunma: 29 Eylül 2024 10:16 Stoa felsefesi ilk olarak Kıbrıslı Zenon’un Stoa Okulu kurup fikirlerini bu okul yoluyla birçok talebesine aktarması sonucu tarihte hayata önemli bir bakış açısı ve düşünce olmuştur ve günümüze kadar ulaşmıştır. Önemli temsilcilerinden olan ve bir söylev üstadı olan Seneca’yı biraz geç kalınmış olsa da okuma imkanım oldu ve bu son olmayacağından eminim.Aslında benim de hayata bakış açım, fikirlerim, dünya vatandaşlığı, Aklını kullanma cesareti göster, hazlarımızın efendisi olma düşünceleri neredeyse aynıydı.Stoa felsefesini duymuş ama tam olarak araştırmamış biri olarak şimdi öğretiyi daha net bir biçimde kavrayabiliyorum ve ben de sanırım artık bir Stoa okulu talebesiyim:)).Stoa felsefesi insanın mutlu olabilmesini doğayla uyumlu yaşayabilmesine, kardeşliğin evrensel olduğunu, toplumsal sınırlardan kurtulup, dünya vatandaşı olmayı,aklının kullananların, duygularına sahip olabilenlerin özgür, yüce ruhlu, diğerlerinin bayağı,zayıf köle olduğunu dile getiriyor.Kısacası Stoa felsefesinin ilkeleri bu yönde.
Dünya vatandaşlığı deyince Nazım Hikmet’in çok sevdiğim bir dizesini huzurlarınızda aktarmak isterim:
“Kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma ben Asyalıyım
Bakmayın mavi gözlü olduğuma ben Afrikalıyım”
Kitabı incelemeye gelirsek Seneca kitabı Mutlu Yaşam Üzerine ve Yaşamın Kısalığı Üzerine olarak 2 bölümde aforizmalarını dile getirmiştir.
Mutlu Yaşam Üzerine kısmında en iyi yüce diye adlandırdığı erdemi, erdemli yaşamayı insanın çıkabileceği en üst basamak olarak nitelendiriyor.Aklı her zaman temele almamız gerektiğini varsayım ve inanca dayalı değil de bilince ve bilgiye dayalı kanıtlanmış düşüncelere önem vermemiz gerektiğini aktarıyor.Erdemi yüce, soylu, güçlü kişilere ait hazzı daha sıradan, köle ve zayıf insanlara ait atfediyor. Erdemi kalıcı doyum, şans başarısını ve hazzı geçici bir aldanma olduğunu, hazzın kölesi değil de efendisi olmamız gerektiğini, hazza üstün gelen insanın acıya da üstün geleceğini dile getiriyor.Epikürosçuluğun haz anlayışını da çokça eleştiriyor.
Dünyada herhangi bir can veya mal üzerinde aidiyet duygusu olmamasını, insanların birbirine birer armağan olarak verildiğini, dünyada misafir olduğumuzu ve doğa nefesimizi ne zaman isterse misafirliğimizin son bulacağını söylüyor.
Yaşamın Kısalığı Üzerine de ise zamanın,sürenin kölesi değil ona sahip çıkıp efendisi olmamız gerektiği, en özgür insanın kimse adına çalışmayan, yaşamını istediği biçimde zamanlara ayıran insan olduğunu, sürekli başkasının işleriyle meşgul olanları başkalarının hayatlarına göre planlar yapanları zavallı, köle, başkalarının sınırları içinde kalmayan kendine zaman yaratan ve daha da önemlisi zamanı kavrayan insanı bilge insan olarak kabul ediyor. İnsanların çoğunun yaşamadığını sadece var olduğunu şu sözlerle destekliyor. “Yaşadığımız,yaşamın kısa bir bölümüdür.”
Sağlıcakla ve merakla kalın….