Kurtlar Ülkesi kitabını çok severek okudum. Bence çıkış noktası, fikri, kurgusu çok iyi bir kitap. Black Mirror dizisini izleyen varsa distopik evrenleri çok benzer. "Çalıştığın kadar varsın, harcadığın kadar varsın. Yaşam döngüsünde dişliyi döndüremiyorsan, sistemin parçası değilsen yani artık kölelik yapamayacak kadar yaşlandıysan bu dünyada yaşamanın ne gereği var? Hadi o zaman seni yok edelim. Ama dikkatleri çekmemek için bunu güzelleyerek yapalım. İnsanlar alıştıkça güzellemeleri yavaş yavaş kaldıralım." Tüm radikal değişimler böyle olmaz mı zaten. Yavaş yavaş ve güzellemelerle.. Bir anda olmaz değişiklikler.. Emekliye ayrılanların öldürülmesini haklı göstererek başlıyor Kurtlar Ülkesi ve neden ve nasıl öldürüldüklerini itiraf ederek bitiyor.
Varlıklıların zevk almaları için işkenceler içinde öldürülüşleri... Kurtların kim olduğu... Kurbanların kim olduğu... Bilinmezliklerle dolu Varlıklılara zevk veren bu işkenceli ölümlerin arkasında kurbanın yakınlarına huzur içinde öldü denecek kadar acımasız ve ikiyüzlü bir distopya....
Squid Game dizisini izlediyseniz dizinin son sahnelerinde bütün o ölümcül vahşi oyunların asıl amacının ultra zenginleri eğlendirmek için olduğunu görürsünüz.
Telegramda haber kanalları var. Bazı haberlerde "... kadını katletti, o anları sansürsüz izlemek için tıkla" ".. Teröristler öldürüldü, o görüntüleri sansürsüz izlemek için tıkla" "... Filist.nde hava saldırısı oldu, çok sayıda bebek şehit oldu, sansürsüz izlemek için tıkla" diye verilen haberler, ayrı bir kanala aktarıyor ve o kanalda yüzbinlerce abone var... Uzağa gitmeye filmlere dizilere bakmaya bile gerek yok, bizim insanımız da sansürsüz, vahşet dolu canice görüntüleri izlemek istiyor, buna maalesef ben de dahilim. İzlerken kimileri zevk alıyor kimileri acı duyuyor ama sonunda izleniyor.