"En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı." Syf.17
Osmanlı İmparatorluğunun kendinden ödün vererek, giderek nasıl bir yıkıma sürüklendiğini anlatan Falih Rıfkı Atay, o yıllarda İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bir üyesi olan Cemal Paşa'nın emir subayı olarak görev yapmaktadır. Dolayısıyla Osmanlı'nın son dönemine ve 'Büyük Harb' olarak adlandırılan 1. Dünya savaşına çok yakından tanıklık etmiş bir yazar olarak, o dönemde yazdığı hatıratlarını yıllar sonra Zeytindağı ismiyle yayımlamıştır. Zeytindağı, aynı zamanda Kudüs'ün doğusunda yer alan ve yazarın görev yaptığı yerin de adıdır.
"1914'de üç, beş, yedi yaşında bulunan çocuklar, bugün yeni Türkiye'nin gençleri olmuşlardır ve hatırlarında imparatorluktan hiçbir iz kalmamıştır. İşte onlara, saltanatın, Suriye'de, Filistin ve Hicaz'daki son yıllarını anlatmak istiyorum." Syf. 3 diyerek bu niyetiyle bugün bizleri de aydınlatmış oluyor. Osmanlı Devleti'nin, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya gibi büyük devletlerle ve özellikle de Araplarla olan ilişkilerini açık ve net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Araplarla olan ilişkimizi net bir şekilde görmek açısından şu alıntı yerinde olacaktır; "Osmanlı saltanatı son bürokrat iken, bürokrasi bile tam Arap yahut yarı Araptır. Türkleşmiş hiçbir Arap görmedik ten başka, Araplaşmamış Türk'e az rast gelirdiniz." Sy.43
Din üzerinden sürdürülen ilişkilerin zamanla Osmanlı Devleti'ni kendi kültüründen uzaklaştırdığını görmüş oluyoruz.
"İmparatorlukların sanatı sömürge ve milliyet işlemektir. Osmanlı İmparatorluğu, Trakya'dan Erzurum'a doğru, koca gövdesini yan yatırmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi." Sy.45
Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki durumunu gözler önüne seren bu alıntı herşeyi özetler niteliktedir aslında.
Osmanlı'nın büyük harbe girmesi, tüm hazinesini, askerini ve son gücünü de yitirmesi, ittifak kurduğu devletlerin de ihanetine uğraması ve sonunda çöküşünü getirmesine özellikle üç isim öncülük etmektedir; Cemal Paşa, Enver Paşa ve Talat Paşa. Bu isimlerin devlete hizmetlerinin yanı sıra kendi aralarında yaşadıkları ayrışmalar ve çıkarlardan dolayı da kitapta ön plana çıktıkları görülmektedir.
"İttihat ve Terakki'yi sorumsuz adamlar soysuzlaştırmıştır. Syf. 42
" Hiçbir vatan hizmeti, vatana yapılmış olan fenalığı mazur göstermez." Syf. 53
Buna karşılık yazarın, yer yer ismine değindiği ve kitabın sonlarına doğru kendisi için söylediği şu sözler dikkate değer;
"Mustafa Kemal, büyük harbe girmek aleyhinde idi: Kafa ve sanat adamı olduğu için!",
" Mustafa Kemal, kurtuluş harbini bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için!"
İşte size kitabın özü: İlim ve vatan adamı olunuz. Hiçbiri yalnız başına ne sizi ne de milletini kurtarabilir. Syf. 120
Bir milletin kendi tarihini bilmesi, hem içinde yaşadığı dönemi daha iyi anlaması hem de önünü yani geleceğini daha net görmesi bakımından oldukça önemlidir. Bu açıdan yazılmış çok önemli ve mutlaka okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Son olarak incelememi Behçet Kemal Çağlar'ın kitap hakkındaki şu sözüyle bitirmek istiyorum;
"Bu kitabı okumak adeta bir borçtur ve bir vazifedir."
Keyifli okumalar dilerim herkese.
Osmanlı nerde hata yaptı, neden yıkıldı sorusunun cevabını somut örneklerle gözler önüne seren tarihimiz açısından çok önemli bir kitap. Kaleminize sağlık.