Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 01 Ekim 2024 13:05 Aşk belki zamanla öğrenilebilen bir duygu iken kişinin kendisine verdiği değer, sevgiyi bir vazife olarak görülmesi kabul edememe kişinin içinde oluyormuş. Lamia'nın o pek bir şey bilmeyen hallerinde ne kadar duygulu bir kadın olduğunu daha ilk sayfalardan anlıyoruz. Hüseyin Kenan'ın karakter gelişimi sadece bir farkındalıktan öteye geçmiyor. O da yıllar sürüyor. Dönemin toplum yapısı oldukça farklı kesimler resmedilmiş ve oldukça gerçekçi bir şekilde yansıtılmış. Bu kısmı, toplumun farklı kesimlerinden insanları zihniyet ve yaşam şekli açısından oldukça yaratıcı ve gerçekçi buldum. Bu yazdıklarım kitabın genel yüzü idi. Kitap boyunca canımı sıkan bir konu oldu, şöyle:
Bir aşk hikâyesi olarak kalp ağrısı bir kitap, evet ama beni çok rahatsız etti. Herkesin bayıldığı Kenan bir tecavüzcüymüş meğer. Küçücük kıza, “Biz gönlümüzü eğlendiriyoruz küçüğüm.” diyerek o öksüz, yetim küçük kızın duygularıyla oynuyor ve ona düpedüz tecavüz ediyor. Kızcağız hamile kalıyor ve ne kadar saf, ağırbaşlı olursa olsun (toplum bir kadında bunlara bayılır) dedikodular, acı sözler kitap boyunca peşini bırakmıyor.
O dönem evlilik ve annelik yaşının daha küçük olmasını, yani bunun normal kabul edilmesini göz önünde bulundursak dahi, bu durum Kenan’ın bir tecavüzcü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İki tarafında gönlü olabilir lakin olgun bir erkeğin küçük bir kız çocuğuyla böylesi bir münasebeti asla doğru değil...