·406 syf.····Okunma: 01 Ekim 2024 16:29 'Kadın yıldırımı eline aldı ve ona çarpmasını emretti.' (Havva'nın Kitabı'ndan, 13-17) (sayfa 16)
Woman's Prize for Fiction (Kadınlar Kurgu Ödülü) 2017 kazananı Güç, farklı bir konuya sahip beklentiyi yüksek tuttuğum bir kitaptı ama sonucu pek beklediğim gibi olmadı. Aslında son 100 sayfaya kadar 7 puan düşüncesiyle okuduğum kitap bu son sayfalarda 6 puana düşmüşken herhangi bir sonuca bağlanmamasıyla 5 puanda bitti.
Kitabın konusu anladığım kadarıyla yazarın arkeolojik kazılarda çıkan bulgulardan 'ya eskiden kadınlarda bir güç varsa' diye düşünmesi üzerine yazılmış bir kitap ama Teşekkürler kısmında kitapta resmi verilen arkeolojik bulguların kökeni verilse de bu düşünce kısmı da mı kurguya dahildi emin değilim açıkçası. Güç, genç kızlarda bir anda ellerinden yoğun acılara ve hatta ölüme neden olabilen elektrik verebilme organı 'kas çilesi'nin ortaya çıkışıyla başlıyor ve bir siyasetçi Margot ve kızı Jocelyn, kötü bir çocukluk geçiren Allie, bir mafya babasının kızı Roxy ve bir gazeteci erkek Tunde'nin ağzından bu gücün ilk çıkışından sonraki dokuz yılı anlatıyor.
Kitap başlangıçta böyle bir durumda mutlaka ortaya çıkabilecek kadın peygamber, siyasette kadın ve ataerkil düzenin kanunlaştığı kadınların araba sürmesinin yasak olduğu gibi yerleri anlatırken ya da kadın ticareti yaygın ülkelerdeki kadınların Güç ile tanışmasını anlatırken bir gelecek vadediyordu ki bence bu bölümlerde bile sorunlar vardı. Örneğin Tunde, İran'da isyan çıkaran kadınları anlatırken bir kadının özgürüm deyip öylesine Tunde ile cinsel bir ilişki kurması gibi. İsyan ataerkil düzene yapılan bir isyandı dine değil.
Kitabın planlaması güzeldi, yıl yıl bölümlere ayrılıp dört farklı karakterden her yıla bakış açısını yansıtması güzeldi, ara ara verilen erkek ve kadın haber spikerlerinin zamanla aralarındaki dengenin değiştiğini okumak da güzeldi ama daha sonra yazarın planını unuttuğunu düşünüyorum. Başlangıçtan sondaki düzene gelene kadar çok büyük boşluklar vardı ve sanki yazar kafasında bir hedef son belirlemiş de direkt ona atlamış gibi hissettim. Örneğin kitapta erkek birinin bakış açısı olağanüstü şekilde eksikti. Evet Tunde vardı ama Tunde tek kişiydi ve genelde bireysel düşüncelerinden ziyade haber peşindeydi ve ondan yeni dünya düzenini okuyorduk. Erkeklerin bu yenilikler karşısındaki düşünceleri ve korkuları bence oldukça karanlıkta kalmış kitapta. Üstünkörü bir biçimde sadece korkuyorlar çünkü yazarın anlatımında kadınlar artık kadın değiller sadece bir canavarlar. Bu da bir diğer eksikliği göz önüne koyuyor tabii. Normal, sıradan bir kadının yeni düzen hakkındaki düşünceleri. Çocukları olan hatta oğlu olan bir kadının düşünceleri ya da erkek arkadaşları olan, sevdikleri olan bir kadının düşünceleri. Tüm kadınlar mı birer canavara dönüştü? Ayrıca tabii ki bu Naomi Alderman'ın distopik kurgusu ama bana sanki bu güç ortaya çıksa olaylar bu şekilde gelişmezmiş gibi geliyor en azından ilk dokuz yılda. Henüz eski benliklerini unutmamış erkekler ve kadınlar varken bu olayların yaşanmasını makul bulamadım. Bu da bir başka eksikliği hatırlatıyor tabii. Elektrik gücünün bombaları ve kurşunları durduramayacağı ve iki ordunun savaşacağı sinyalleri çokça verilse de gene de kadınlar ve kas çilesi yeniyor gibi bir görüntü ile bir sonuca varılmadan kitap öylece kaos içinde bitti. Keşke ilk dokuz yıldaki yeni düzen oluşumlarının getirdiği felaketlerden sonrası ufak bir son söz olarak yer alsaydı, örneğin yüz yıl sonrası gibi. Bir diğer rahatsız olduğum konu da yazarın her köşeye cinsellik sıkıştırma çabasıydı. Beğendiğim bir başka noktası ise başlangıçtaki Naomi ve Neil mektuplarıydı.
Düşüncelerimi bir düzene oturtamadığım için karmaşık bir inceleme oldu sanırım. Sonuç olarak Amazon Prime Video'da The Power ismiyle dizi olarak da yayınlanan Güç kitabını tavsiye ediyor muyum? Okunmasının şart olduğunu düşünmesem de yeni bir bakış açısı, farklı bir kurgu ve bir kadın olarak yer yer 'Oh canıma değsin!' dedirtmesiyle ve çok kolay okunabilmesiyle şans verilebilir bir kitap. Dizisini izlemediğim için o konuda bir şey diyemem. Misis Kitap'tan da okuduğum ilk kitaptı, yayın evini beğendim. Uzun zamandır kalın kaliteli kağıttan kitap sayfaları okumamıştım galiba :).