Jack London işci sınıfından bir ailenin çocuğu. Dönemin sosyal yapısını yansıtan, kapitalizmi duygusal bir şekilde eleştiren, sosyalist yazar.
Genç yaşta böbrek yetmezliğinden öldüğü söyleniyor ama bu konuda farklı rivayetlerde var.
Bence kitapta anlatılan karakter, yazarın kendi hikayesi. Jack London’ın hayatını okuduğumda da bir çok parçası kafamda birleşti. Bu gizem, kitabın çekiciliğini dahada artırıyor.
Aşkı uğruna kendini geliştiren, belli çizgiden değilde hedeflerinin peşinden, kendi bildiğini okuyarak giden bir gencin hikayesi.
Bana göre konu çok yavaş ilerliyordu. Bu sebepten kitabı bir solukta bitirmek pek mümkün değil. Sindirerek okunacak bir roman. Okurken kitabın bana yaşattıgı duyguları önemserim genelde. Heyecan, korku, merak bunları yaşamak isterim. Ama Martin Eden’i okurken yabancı bir film izliyormuş gibi hissettim. Kitap bittiğinde ise koca bir hüzün kapladı içimi.
Yazarın kelime haznesi o kadar geniş ki kitabın herhangi bir sayfasını okuduğunuzda bile mutlaka farklı bir kelime öğreniyorsunuz.
Yeni okursanız; sürükleyici olmamasından kaynaklı bu romanı önermem ama kitap okumayı seven ve kelime haznesini genişletmek isteyen okurlar mutlaka bu kitabı okumalı.
Sadece bir sayfasını okusanız dahi kitabın ne kadar kaliteli olduğunu anlayabilirsiniz. Her sayfası özenle yazılmış bu romanı keyifle okudum
Martin Eden