Puan vermedi·208 syf.··
2024 9. kitabı
Freud totemcilik meselesini psikanalitik yaklaşımla çözmeye çalışmış. İlkel toplumların ve vahşilerin hayatında önemli yer tutan tabular ve nevrotiklerin kendilerine koyduğu yasaklar arasındaki benzerlikleri konu almış. Avustralyalılarda eksik olan tüm dini kurumların yerini totemcilik alır. Totem, eti yenebilen, zararsız ya da tehlikeli, korkulan bir hayvan, nadiren bitki ya da doğa gücüdür. Totem kabilenin atası. Totemdaşlar kendi totemlerini öldürmemek gibi yükümlülük altındadır. Toteme aidiyet Avustralyalının tüm toplumsal yükümlülüklerinin temelini oluşturur. Belli bir toprağa ya da yere bağlı değildir totem. Totem bağı kan bağlarından ya da aile bağlarından daha güçlüdür. Bir insan ile totemi arasında karşılıklı bağ vardır. Totem insanı korur. İnsan da toteme karşı saygısını gösterir mesela totemi hayvansa onu öldürmez, bitkiyse onu koparmaz. Totemcilik hem dini hem de toplumsal bir sistemdir. Dini sistem olarak karşılıklı saygı ve koruma ilişkisine, toplumsal sistem olarak da klan üyelerinin birbirlerine ve başka kabilelere karşı yükümlülüklerine dayanır. Totem ilgili tabular sadece öldürme ve yeme yasağından ibaret değildir; bazen ona dokunmak hatta bakmak da yasaktır. Totem nesilden nesile annenin soyundan geçer. Tabu, Polinezce bir kelimedir, çevirisi güçtür. Tabu kelimesi bir yandan kutsal, kutsanmış anlamına gelirken bir yandan tehlikeli, yasak mânâsına gelir. Tabunun “uzak durma” anlamıda vardır. Zaten tabu yasaklar ve kısıtlamalarda ifadesini bulur. Tabu kısıtlamaları dini yasaklardan farklıdır. Tanrının emirlerine göre değil, kendinden yani kişilere göre olan yasaklardır. Wundt tabuyu insanlığın yazıya dökülmemiş en eski kanunu olarak niteler. Tabu kişinin ya da eşyanın kutsallık özelliğini bu özellikten kaynaklanan kısıtlamanın türünü yasakların ihlaliyle ortaya çıkan kutsallığı kapsar. Tabu yasaklarının totemciliğin iki temel yasası: Totem hayvanını öldürmemek ve karşı cinsten totemdaşlarla cinsel ilişkiden kaçınmaktır. Tabuda kefaret arınmadan daha kadimdir çünkü tabunun çiğnenmesi, kişinin sahip olduğu bir şeyden ya da özgürlüğünden feragat etmesi anlamına gelen kefaretle telafi edilir. Tabu çiğnendiğinde bir şeyden feragat edilerek kefaret ödenmesi, tabuya itaatin temelinde feragat olduğunu gösterir. Tabu kadim bir yasaktır. Dışarıdan bir otorite tarafından dayatılmıştır. Tabuya itaat eden insanlar tabulaştırılmış kişilere karşı ambivalan (yani hem sevgi hem de nefret) içindedir. Ölü tabusundan örnek verecek olursak, ölünün adının anılması onunla temas etmek anlamına gelir ve ölünün bu çağrıya uyacağını düşünürler. Bu yüzden ölüyü çağırma ve diriltme anlamına gelecek her şeyden kaçınırlar. Ruhları onları tanımasın diye farklı bir kılığa bürünürler. Onun ismini ya da kendi isimlerini değiştirirler. Wundt’un deyişiyle “ölünün demonlaşmış ruhundan” çok korktukları için büyük ıstırap çektikleri sonucuna varmamak imkânsızdır.(syf.62) Totem ve tabuyu özetleyecek olursam: Totem genellikle bir topluluğun kutsal kabul ettiği bir nesne, hayvan ya da bitkiye atıfta bulunurken, tabu yasaklanan veya kaçınılması gereken şeyleri ifade eder.
1000Kitap
Totem ve TabuSigmund Freud · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,9bin okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.