Acı, hüzün ve öfke.. bu kitabın özeti bu üç kelime aslında Başlamadan önce ağlayacağımı tahmin ettim ama bu kadar içimde hissedeceğimi tahmin edemedim. Oliver’ın ruh hali beni de depresyona sokmak üzereydi.. ve sürekli psikolojisi düzelsin diye umut ettim
Emery’e ise anında bağlandım, anındaa.. Birini iyileştirebilecek güçte biri ve bunu sadece size sarılarak da yapabilir. O hissiyatı vardı ve Oliver’a kullandığı her onarıcı cümleye kalbimi bıraktım ciddi anlamda..
Emery’nin de kendi hayatı oldukça zor, geçmişte üstüne çok büyük bir sorumluluk yüklenmiş ve bence çok ağır. Ailesi çok kötü, ciddi anlamda çok kötü. Ailesi bile demek istemiyorum çünkü böyle bir bağa aile demek içimden gelmiyor. Özellikle annesinden nefret ediyorum, zihniyeti o kadar kötü ve sığ ki okumak midemi bulandırdı. Ciddi söylüyorum kusmak istedim. Emery’nin üstüne yüklenen tüm sorumluluklar yüzünden de ağlama ihtiyacı duyuyorum.!!
Neyse..
Oliver ve Emery arasındaki aşk aslında çok masumiyet dolu ve çok güvenli hissettirdi ama ayrı ayrı hissettikleri acı aşklarının önüne geçmişti ve bu yüzden aşkın gerçekliğini hissedemedim ve bu durumdan memnun olup olmadığımı da bilmiyorum.
Kitapta ikilinin karşılaşmaları daha önce olmasına ve çok anlamlı bir olay olmasına rağmen gerçek anlamda tanıştıklarında bu konunun hiç konuşulmaması ve akıllarından dahi geçmemesi beni çok rahatsız etti ve takıldım, o yüzden puan kırdım yoksa beni ağlatan kitaplara 10’dan aşşağı vermem imkansız ahahahahaha