Selamm!! Maalesef ilk defa bir Dostoyevski kitabından memnun kalmadım. O yüzden bir tık uzun bir yorum olucak, şimdiden kusura bakmayın.
Bu kitabı okumaya başlamadan önce övgüyle bahseden çok yorum gördüm fakat okuduktan sonra benim bakış açıma ters gelen bazı noktalar oldu. Öncelikle bu kitap bir roman değil. İçerisinde 5 adet öykü var. Bunlar :
1. Beyaz Geceler
2. Başkasının Karısı
3. Noel Ağacı ve Nikah
4. Haysiyetli Hırsız
5. Yufka Yürekli
Kitap, en ünlü öykülerinden olan ve aynı zamanda kitabın ismi olan Beyaz Geceler ile başlıyor. Beyaz geceler aslında gün batımlarının geç, gün doğumlarının erken oluğu ve karanlığın asla tam olarak çökmediği gerçek bir doğa olayı. Dostoyevski yine kalemini konuşturarak bu öyküde bu doğa olayına manidar bir anlam yüklüyor. Bu öykü , kendisinden ''Hayalperest'' olarak bahseden erkek karakterimiz ve ninesiyle birlikte yaşayan bir genç kızın, Nastyenka, şans eseri karşılaşmasıyla başlıyor. Birbirlerine hayatlarını sayfa sayfa anlatıyorlar. Bir süre sonra erkek karakterimiz genç kıza karşı sevgi hissetmeye başlıyor ancak genç kız aslında orada bir yıl önce kiracılarının kendisine '’bir yıl sonra geleceğim, beni bekle'' diyen adamı bekliyor ve erkek karakterimizi sadece dost olarak görüyor . Ona rağmen genç kızla geçirdiği her geceyi Beyaz Gece olarak adlandırıyor yazarımız. Öykünün sonu ise her şeyin bi anda gözüne kızı tanımadan önceki gibi eski ve soluk gözükmesi gibi güzel bir detayla bitiyor. Buraya kadar her şey tamam ama bu öyküyle ilgili bir yerde 'yaş farkı' olduğunu okudum. Yetişkin bir adam ve gerçekten genç olan bir genç kız olarak düşününce benim bakış açıma çok ters geldi maalesef. Siz ne düşünürsünüz bilemem.
İkinci öykümüzde sürekli aldatıldığını düşünen ve bir paranoyak gibi karısını suç üstü yakalamak için uğraşan bir adamı okuyoruz. Öykü öyle bir hal alıyor ki, adam kendisini başka bir kadının yatağının altında buluyor. Bu öyküden de pek keyif almadım ama sonu komikti 'oh iyi oldu' dedim ahhahaahah.
Ve asıl sevmediğim öykü “Noel Ağacı ve Nikah” oldu. Bu öyküde 10 yaşlarında olan bir kızla yakınlaşmaya çalışan yetişkin iğrenç bir adamı ve kızı köşeye sıkıştırdığı sahnede onu izleyen bir diğer karakterin komik bir şeymiş gibi gülmesini anlatıyor. Asıl iğrenç nokta ise öykü bir anda 5 yıl sonraya gidiyor; o küçük kız ve ona sarkıntılık eden yetişkin adamın evlenmesiyle bitiyor. Yani çok özür dilerim ama ''Dostoyevski ne anlatmaya çalışıyorsun??'' oldum o an. Dostoyevskinin gerçekte küçük bir kızla yakınlaştığı rivayeti hakkında ise hiç konuşmak istemiyorum.
Bir diğer öykü ise ana karakterin evine yoksul bir adamı alması ve eyalarının günden güne kaybolmasını anlatıyor. Sonunda ise yoksul adamın ölmeden önceki itiraflarıyla bitiyor. Kısacık, olaysız bir öyküydü.
Ve son olarak “Yufka yürekli” hikayesinde Vasya ve Arkadiy adında iki yakın arkadaşın dostluğunu ve Vasya'nın bir kıza aşık olmasını anlatıyor. Öykü ilk başta güzel başladı. Ta ki Arkadiy, Vasya'nın sevdiği kızla tanışana dek. O kısmı alıntılayarak paylaşmak istiyorum. '' Arkadiy aşık olmuştu. Lizanka'ya sırılsıklam aşıktı. Bunu kendisi de seviçten uçan Vasya'ya değilse kime söyleyecekti? Öyle de yaptı. Hiç çekinmeden bir solukta içini Vasya'ya döktü. Vasya yürekten bir kahkaha patlattı, tarif edilemez bir mutluluk duyuyordu; hatta bunun hiç de sorun olmadığını, artık daha sıkı arkadaş olabileceklerini düşünüyordu.'' yazarken bir daha çıldırdım ahhahahah. Bu kısmı okuduktan sonra ne düşünebilirdim ki.. Öykünün sonunda ise Vasya iş yerinden aldığı görevi yetiştirmeye çalışırken aklını kaybediyor.. Yani ne diyebilirim artık bilmiyorum. Sadece, Dostoyevski'yi bu kitapta sevemediğimi söyleyebilirim.