Puan vermedi·83 syf.····Okunma: 05 Ekim 2024 16:28 "Çok gerilerde, hayatının başlangıç dönemlerindeki aydınlık nokta gitgide kararıyor, zaman içinde artan bir hızla sürüyordu bu kararma. 'Ölüme olan uzaklığın karesi ile ters orantılı bir hızla,' diye düşündü ve artan bir hızla aşağı düşen bir taş imgesi yüreğine saplanır gibi oldu. Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti. 'Işte ben de uçuyorum...' " diye tanımladı hatta kabullendi ölümü Ivan Ilyiç.
Ve son zamanlarında en çok da seçtiği hayatın kendi için doğru bir hayat olup olmadığı ikilemiyle yoruldu. Kitabın bu kısmı Eric Ericson'un psikososyal gelişim kurumundaki benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk evresini aklıma getirdi. Sahi yaşı ya da hastalığı sebebiyle ölümün kendine yaklaştığını düşünen bireyler seçtikleri hayatın kendileri için doğru bir hayat olduğunu düşünmezler mi? Ya da bu ömrü niçin yaşadım demezler mi?
Evet okuduk bitti tamam. Peki, bu kitap ne anlatıyor? Derdi ne? Kapağını kapattığımızda adamın biri ölmüş yasını tutmak bana mı kalmış mı dedirtiyor yoksa bir gün kendime yaşadığım hayat, yaşadığıma değdi mi sorusunu sorduğumda ne cevap veririm diye hayatı, seçimlerimizi mi sorgulatıyor?
Okumamı bitirdiğimde beni hayat yolculuğumda bugüne getiren seçimlerimi düşündüm ve bu soruyu sormak için 60lı yaşlarımı bekletmeyen edebiyatın, sanatın ve sanatçının ölümsüzlüğüne sonsuz teşekkür ettim
İyiki kitaplar var :)