·312 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ekim 2024 20:09 Gösteri peygamberi için ne yazsam eksik kalacak ama yazmasamda içim içimi yiyecek belli ki. Beni tatmin edecek bir inceleme bulamadığım için rahata kavuşamadım.(ekşiyi talan ettim.) Aklımdaki soruların yanıtlarını da bulamadım.
Yazarı dövüş klübü kitabıyla tanıdım, tabi ki filminden çok daha derin ve güzeldi. Yeraltı edebiyatının kapıları benim için böyle aralanmış oldu. Yıllar sonra(şimdi) gösteri peygamberini okudum ve kesinlikle okuduğum tüm kitapların üzerindeydi.
Adeta bir din, bir insanlık tarihi bir siyaset bir insanın anatomi kitabıydı. Bir diğer yandanda kısır bir kitaptı. Kısırlığı esir bir toplumun özgür bir toplum oluşturamamasından ileri geliyordu. Bir çerçeve içinde her şey olup bitti. Başı sonu belliydi sadece içi dolduruldu. Ama her satırı bambaşka bir içerikti benim için. Dövüş kulübünde olduğu gibi materyalist dünyanın esir ettiği insanlık, işleyiş düzeni, yıkılışı ve tekrar kuruluşu anafikir içindeydi ama bu kitap tüm bunların ötesindeydi.
Kitap sondan başa gidiyor. Sona varıldığında yani kitap bittiğinde hayal kırıklığına uğradım çünkü her şeye rağmen yaşasın istemiştim. Çünkü o hiç ölmek istemedi. Ölüm fikri onun mecburiyetiydi. Öyle yetişmişti. Yalnızdı, yolu amacı yoktu ama yine de hayatın içindeydi. Şimdi düşünüyorum da ölünce çok üzüldüğü balığı gibiydi bir nevi, bir fanusta yaşadı ve öylece öldü, halbuki yemi verilmişti açta değildi.
Her şeyi bilen kız tüm her şeyi bilmekten sıkılmış bir "Tanrı" sembolü, Adam onun emirlerini yerine getiren "peygamberi" ana karakterimizde kendini peygamber sanan "sahte mesihti" adeta ya da ben biraz fazla anlam yükledim bilemiyorum.
Adam aydınlandı ve 200 yıldır kimsenin yapmadığını yaptı ve hiç kimsenin onu izlemediği bir yerde öldü(İsa'nın aksine) . Ana karakterimiz ise tanrıcılık oynadı, yetmedi ölmeyi reddetti, yetmedi peygambercilik oynadı(evet bunu herkes gördü.) ve herkesin onu görebileceği şekilde gümbür gümbür öldü. Ya da öldü mü? Kız gerçekten hamile miydi? Çocuğun tohumları müşterisinin mi yoksa ana karakterimizin miydi? Kız niye onu ölüme gönderdi, eğlenmek için mi, kehanetini yerine getirmek için mi? Kurtulacaksın ve beraber mutlu olarak yaşayacağız dediğine ikisininde öleceğini mi kastetti? Ya da tanrı diye tasvir ettiğim kız aslında asıl peygamber miydi?
Ve menajerin anlattıkları, tarihin tekerrürden ibaret olması daha iyi anlatılamazdı. Daha ilaçlar yokken isimleri vardı. Menajer her şeyi bildi ama öleceğini kestiremedi.
Beni kitabın kısırlığının içinde hapsederek son buldu her şey. Ve içimde bir yarım kalmışlık var. Sanki başa sarmalıyım her şeyi ve tekrar tekrar okumalıyım.
Belki de olay budur. Hangimiz tamamız ki?