Gösteri Peygamberi

8,6/10  (209 Oy) · 
569 okunma  · 
184 beğeni  · 
6.372 gösterim
Yalnızlık, yabancılaşma, şiddet, pornografi, tüketim ve şöhret açlığı... Televizyon kanallarından boca edilen sayısız yalanla kirlenmiş, hiçbir şeyin dolduramadığı bir boşluk... Gösteri Peygamberi, yeni bir biryılın başındaki modern dünyanın ürkütücü çılğınlığına ilişkin karanlık bir taşlama; medya, şöhret ve pop kültürüne yönelik sivri dilli bir aşağılama...
Tender Branson, Creedish mezhebinin dünyadan yalıtılmış sahte cennetinde doğup büyümüş ve dış dünyaya gönderilmiş binlerce misyonerden biri. Kilise doktrinine göre görevi, yaşadığı sürece çalışmak ve gerekli olduğunda ölmek. Kaderi beklenmedik biçimde değişip onu şöhretin doruklarına taşırken aynı zamanda medya ve popüler kültürün içyüzüyle tanıştırıyor. Yarı tanrıya dönüşme yolunda yaşadıkları yakında yüzleşeceğimiz kıyametin çarpıcı bir habercisine dönüşüyor... Branson, mezhepte kendisine zaten hiç verilmemiş olan hayatı "dış dünya"nın çirkinliğine sonuna kadar gömülerek yok etmeyi deneyecektir. Ne var ki, hayatına karışan gizemli Fertility Hollis'e göre, kendine bir kader çizmeye çalışması anlamsızdır. Olacaklar zaten bellidir ve olmak zorundadır... Ve "intihar etmekle şehit olmak arasındaki tek fark gazetede manşet olmaktır." Chuck Palahnluk, önlenemez kaderine doğru nefes kesici bir hızla sürüklenen kahramanın gözünden tüketim toplumunun hastalıklı ve anlamsız yaşam biçimini bize bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Dövüş Kulübü'nün yazarından, en az ilki kadar çarpıcı bir roman, benzersiz bir yeraltı edebiyatı örneği.
Ayşe* 
 16 Ara 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Tarihe Jonestown katliamı olarak geçen, Jim Jones isimli kendini dini lider olarak lanse edip 900 küsür kişinin intihar etmesiyle son bulan çılgınlığı bilir misiniz?

Reankarnasyona inanmıyorsanız muhtemelen tek bi tur binilecek gibi görünen bu bisiklet yolculuğu için, bir idea ,bir görüş,bir kişi, bir saplantı nedeni her ne olursa olsun, hayatınızı sonlandıracak kadar sizi manüpüle eden bişeylerin ,birilerinin ardı sıra gider misiniz?

Stalin der ki; "Bir insanın ölümü trajiktir, on insanın ölümü dramatiktir, bir milyon insanın ölümü ise sadece bir istatistiktir. "

Kitlelerin akıl tutulmasını sağlamak sadece bir fikre bakar. Doğru zaman da ,doğru kelimelerle fikri yerleştirir ve ikna ederseniz kendinize küçük bir
ordu kurmanız içten bile değil.
Örneğin; politikacıların kitleleri peşinde sürüklemeleri uyguladıkları propagandalardan kaynaklıdır. Futbol maçlarında bir takımı desteklemek, kişinin sevdiği bir sanatçıyla fotoğraf çektirebilmek için girdiği çaba, sevilen bir yazarın kitabını imzalaması için saatlerce bir kuyruğun ucunda beklemek hemen hepsi insan duygularına hükmeden bazı sebeplere dayanır. Nitekim hemen hepimiz sonuna -izm takısı gelen terimlerin bazılarını kendimize daha yakın bulur, hayatımızı bu temellere göre şekillendiririz.

Chuck bey bu kitabında ağırlıklı olarak, insan denilen hamurun doğru veya yanlış ellerde yoğurulup nasıl farklı şekillere sokulabileceğini, bunun hiçte zor olmadığını bir dizi olaylar silsilesi halinde bize sunmuş, çokta güzel olmuş. Ben kendi adıma kitapta sık sık Tanpınar'ın -Saatleri ayarlama enstitüsünde ki baş karakter Halit Ayarcı'nın ve Hasan Sabbah'ın kulaklarını çınlattım. Nihayetinde hikayeler ve olaylar farklı olsa da temelinde topluluklara hükmetme bulunan bu karakterlerin hepsi aynı çabayı sarf etmiş gibi görünüyor.

Kendi adıma Chuck Palahniuk'la çok verimli iki hafta geçirdim. Etkinlik fikrini ortaya atan arkadaşlarıma burdan teşekkürü borç bilirim :) Hepinize şimdiden keyifli okumalar.