Adı:
Gösteri Peygamberi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393698
Orijinal adı:
Survivor
Çeviri:
Funda Uncu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Yalnızlık, yabancılaşma, şiddet, pornografi, tüketim ve şöhret açlığı... Televizyon kanallarından boca edilen sayısız yalanla kirlenmiş, hiçbir şeyin dolduramadığı bir boşluk... Gösteri Peygamberi, yeni bir biryılın başındaki modern dünyanın ürkütücü çılğınlığına ilişkin karanlık bir taşlama; medya, şöhret ve pop kültürüne yönelik sivri dilli bir aşağılama...
Tender Branson, Creedish mezhebinin dünyadan yalıtılmış sahte cennetinde doğup büyümüş ve dış dünyaya gönderilmiş binlerce misyonerden biri. Kilise doktrinine göre görevi, yaşadığı sürece çalışmak ve gerekli olduğunda ölmek. Kaderi beklenmedik biçimde değişip onu şöhretin doruklarına taşırken aynı zamanda medya ve popüler kültürün içyüzüyle tanıştırıyor. Yarı tanrıya dönüşme yolunda yaşadıkları yakında yüzleşeceğimiz kıyametin çarpıcı bir habercisine dönüşüyor... Branson, mezhepte kendisine zaten hiç verilmemiş olan hayatı "dış dünya"nın çirkinliğine sonuna kadar gömülerek yok etmeyi deneyecektir. Ne var ki, hayatına karışan gizemli Fertility Hollis'e göre, kendine bir kader çizmeye çalışması anlamsızdır. Olacaklar zaten bellidir ve olmak zorundadır... Ve "intihar etmekle şehit olmak arasındaki tek fark gazetede manşet olmaktır." Chuck Palahnluk, önlenemez kaderine doğru nefes kesici bir hızla sürüklenen kahramanın gözünden tüketim toplumunun hastalıklı ve anlamsız yaşam biçimini bize bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Dövüş Kulübü'nün yazarından, en az ilki kadar çarpıcı bir roman, benzersiz bir yeraltı edebiyatı örneği.
Son zamanlardaki okumalarını genellikle uzay, evren ve kainat gibi konuları içinde barındıran bilimkurgu türündeki kitaplar üzerinde gerçekleştiren bir okur olarak, yeraltı edebiyatı okumak, itiraf etmeliyim ki, beni biraz sarstı. Adeta kilometrelerce yüksekten yere doğru hızla çakıldım. Hele kitabın başındaki, “Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkarların, beyaz zencilerin, aşağı tırmananların, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin, uçurumdan atlayanların dili, sesi,” olarak tanımlanmış bir yeraltı edebiyatından söz ediyorsak, bu çakılışım gayet normal diye düşünüyorum.

Yeraltı edebiyatı ile ilgili daha önce pek kitap okumadım. Sevdiğim Hakan Günday kitaplarını dışarıda tutarsam, daha önce bu türde bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Açıkçası kendime de uzak bulduğum bir tür. Fakat çok fazla seveninin olduğunu da biliyorum. Chuck Palahniuk da bu türün ileri gelen yazarlarından biri olarak kabul ediliyor ve bana göre sonuna kadar da bunu hak ediyor.(Tek bir kitabını okumuş olmama rağmen bu cümleyi kurabiliyorum.)

Gerçekten Palahniuk’un yazdıklarını okurken cesaretine ve “dogmatanımaz”lığına hayretle şahit oldum. “Dogmatanımaz” tamamen benim uydurduğum bir kelime; ama nedense kitabı okurken aklımda beliriveren bir kelime oldu. Arkasındayım da. Zira kitapta anlatılan birçok şey, yazarın dogmalara ve kabul edilmiş genel doğrulara karşı birer taşlaması niteliğinde. 300 küsür sayfalık bir kitabın içerisinde yazar, birçok konuyu eleştirip birçok konuyu yerle bir ediyor.

Kitabın ana kahramanı ise Tender Branson isimli bir aykırı. Diğer önemli karakter ise, Fertility Hollis isimli bir kadın. Bütün olay bu karakterler etrafında gelişiyor; ama mühim olan bu kitapta karakterler değil. Zira bana göre kitabın ana kahramanı bizzat yazarın kendisi, daha doğrusu, kendi aykırı düşünceleri. Genel kanıya bakarak aykırı düşünce olduklarını söylüyorum, yanlış anlaşılmasın. Zira bu düşüncelerin birçoğu benim zaten kabul ettiğim düşünceler...

Kitabın konusuna bakarsak, çok başlı bir konu hakim. Fakat özetle yazar, baskıcı oluşumların birey üzerindeki etkisini, bireyin tüm hayatı boyunca daha güçlü diğer etkenlerin etkisinde kaldığını, bu etkiden kurtulamadığını, çevremizdeki sahteliklerin görülemediğini ve cinsel arzuların bastırılmasının bütün sorunların kaynağı olduğunu göstermek istemiş. Bunu yaparken de konuyu kullanarak sürekli eleştirmiş ve sert taşlamalara yer vermiş. Eğer bir yeraltı kitabı yazılacaksa zaten olması gereken de budur.

Kitabın en çok hoşuma giden özelliği ise sayfaların baştan değil, sondan başa doğru numaralandırılmış olmasıydı. Böylece 300 küsürüncü sayfadan başlayan kitap, birinci sayfaya geldiğinizde bitmiş oluyor. Tıpkı kitabın geriye doğru sayması gibi siz de kitabı okurken adeta geriye sayarak okuyorsunuz. Azalan her sayfada heyecan git gide artıyor. Okur, hem “son”a yaklaştığının bilincinde oluyor hem de bu “son”u değiştirmek için hiçbir şey yapamıyor. Çünkü “son” zaten çoktan bellidir…

Son olarak, hoşuma giden ve şaşırdığım bir kısmı daha sizinle paylaşmak istiyorum. Bir yazar, kendi okuruna neden böyle bir cümle kurar anlayamadım. Çok şaşırdım; fakat cevabı, “işte yeraltı edebiyatı” diyerek buldum. Beni şaşırtan o cümleler şunlardı:

“Tanrı'nın yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı. Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin.”

Bu site sayesinde tanıdığım bir yazar ve kitabıydı. Belirli bir tavsiye üzerine olmasa da sevenleri sayesinde okudum. Kelebek etkisine bir katkı da benden olsun. Keyifli okumalar.
Tarihe Jonestown katliamı olarak geçen, Jim Jones isimli kendini dini lider olarak lanse edip 900 küsür kişinin intihar etmesiyle son bulan çılgınlığı bilir misiniz?

Reankarnasyona inanmıyorsanız muhtemelen tek bi tur binilecek gibi görünen bu bisiklet yolculuğu için, bir idea ,bir görüş,bir kişi, bir saplantı nedeni her ne olursa olsun, hayatınızı sonlandıracak kadar sizi manüpüle eden bişeylerin ,birilerinin ardı sıra gider misiniz?

Stalin der ki; "Bir insanın ölümü trajiktir, on insanın ölümü dramatiktir, bir milyon insanın ölümü ise sadece bir istatistiktir. "

Kitlelerin akıl tutulmasını sağlamak sadece bir fikre bakar. Doğru zamanda ,doğru kelimelerle fikri yerleştirir ve ikna ederseniz kendinize küçük bir ordu kurmanız içten bile değil.
Örneğin; politikacıların kitleleri peşinde sürüklemeleri uyguladıkları propagandalardan kaynaklıdır. Futbol maçlarında bir takımı desteklemek, kişinin sevdiği bir sanatçıyla fotoğraf çektirebilmek için girdiği çaba, sevilen bir yazarın kitabını imzalaması için saatlerce bir kuyruğun ucunda beklemek hemen hepsi insan duygularına hükmeden bazı sebeplere dayanır. Nitekim hemen hepimiz sonuna -izm takısı gelen terimlerin bazılarını kendimize daha yakın bulur, hayatımızı bu temellere göre şekillendiririz.

Chuck bey bu kitabında ağırlıklı olarak, insan denilen hamurun doğru veya yanlış ellerde yoğurulup nasıl farklı şekillere sokulabileceğini, bunun hiçte zor olmadığını bir dizi olaylar silsilesi halinde bize sunmuş, çokta güzel olmuş. Ben kendi adıma kitapta sık sık Tanpınar'ın -Saatleri ayarlama enstitüsünde ki baş karakter Halit Ayarcı'nın ve Hasan Sabbah'ın kulaklarını çınlattım. Nihayetinde hikayeler ve olaylar farklı olsa da temelinde topluluklara hükmetme bulunan bu karakterlerin hepsi aynı çabayı sarf etmiş gibi görünüyor.

Kendi adıma Chuck Palahniuk'la çok verimli iki hafta geçirdim. Etkinlik fikrini ortaya atan arkadaşlarıma buradan teşekkürü borç bilirim :) Hepinize şimdiden keyifli okumalar.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.213 Oy)8.527 beğeni27.361 okunma760 alıntı133.345 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.685 Oy)18.260 beğeni41.384 okunma2.707 alıntı174.098 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.199 Oy)3.718 beğeni12.312 okunma1.122 alıntı49.992 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.355 Oy)12.935 beğeni33.100 okunma3.131 alıntı139.105 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.772 Oy)6.084 beğeni16.017 okunma2.720 alıntı82.627 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.129 Oy)7.703 beğeni21.651 okunma782 alıntı84.583 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.877 Oy)8.821 beğeni24.210 okunma1.644 alıntı112.312 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.554 Oy)8.508 beğeni25.125 okunma2.293 alıntı108.489 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.257 Oy)7.604 beğeni20.566 okunma3.713 alıntı123.011 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.458 Oy)5.566 beğeni18.889 okunma775 alıntı96.504 gösterim
Biraz spolier içeren bir inceleme olacak, şimdiden özür dilerim. Ama emin olun okuma zevkini azaltacak bir şey yok.

Plastik çiçekler, plastik evler, plastik insanlar. Gösteri Peygamberi namı diğer Survivor, (İtiraf edeyim, yarışmayla ilgisi var mı diye çıkış tarihlerine baktım) okuduğum ikinci kitabı Chuck Palahnuik'in. Tıkanma gibi her şey var bu kitapta da. Yani incelemeye; peygamber yaratma el kitabı ile de başlayabilirdim, kaybolmaya yüz tutmuş ekstrem tarikatlarla da, geleceği bilmenin dayanılmaz sıkıcılığıyla da. Kitapdan ev ekonomisi ders notları da çıkabiliyor, en güzel tuvalet yazıları da.

Doksanların sonları, ikibinlerin başlarında internet, günümüze göre daha serbestti (belki de daha güzel). Herkes her şey paylaşabiliyordu. O dönemde ismini "Survivor's Handbook" olarak hatırladığım bir kitap vardı daktilo fontu ile yazılmış. (CIA ile alakalı bir isim de olabilir, gelmiyor aklıma.) İçinde Macgyver tarzı şeylerden, bomba yapımına kadar bayağı şey vardı. Dövüş Kulübü filmi dahil, Chuck Palahnuik'in her eserinde bu kitap geliyor aklıma. Sürekli bir bilgi bombardımanı var bu kitapta da. İlk önce ev işleri ile ilgili pratik bilgilerden geliyor karşımıza, psikiyatrik bozukluklara gidiyoruz bir ara, Amerikadaki aykırı tarikatlar, pornografi, ilaçlar, steroidler, her şey var. En fazla da sistem eleştirisi var. Tıkanmadaki seks, ilişkiler, bağımlılık, Dövüş Kulübündeki tüketim kültürü ve kapitlizm eleştirileri, Gösteri Peygamberinde yerini din ve gösteri dünyasına bırakıyor. Bu kadar çok bilgiyi sıkmadan özümsemek mümkün mü? Evet, yazar Chuck Palahniuk olunca bırakamıyorsunuz okumayı hiç.

Her şey bir uçakta başlıyor, pardon bitiyor. Bölümler ve sayfalar sondan başa doğru gidiyor bu kitapta. Memento filmi gibi değil ama. Uçak düşmeden önce, kahramanımız Tender Branson'ın hayat hikayesini dinliyoruz baştan sona. Creedish mezhebinde büyütülüp mezhebe para kazandırmak üzere dış dünyaya gönderilmiş bir bağımlının öyküsü bu. Neye bağımlı? Temizliğe bağımlı, ev işlerine bağımlı, psikolojik hastalıklara bağımlı, intihar eden insanlarla konuşmaya bağımlı, her türlü ilaç/steroide bağımlı, şöhrete bağımlı. Seks hariç herşeye bağımlı oluyor kitabın sonuna kadar adam. Adım adım peygamberliğe ulaşmasını görüyoruz Tender'in. Diğer karakterler de ondan geri kalmıyor; her zaman her şeyi bilen Fertility Hollis (Murat Menteş isimleri gibi evet), tarikatı sembolize eden Adam, herkesi İsa yapabilecek bir menajer, olabilecek en yetenekli intihar danışmanı. Tender'in bir türlü göremediğimiz patronları bile etkiliyor insanı okurken.

Bir de şöyle bir özelliği var Chuck Palahnuik romanlarının. (İki kitapta nasıl böyle ahkam kesebiliyorum, ben de bilmiyorum) Adam film çeker gibi yazıyor kitaplarını ve sinema teknikleri kullanıyor yazımda görmeye alışmadığımız. Mesela seyir halindeyken trafikte trafik levhaları diyaloga dahil oluyor. Ya da Tender'ın kafasından geçenleri tuvaletteki yazılar cevaplıyor.

Ve en başta bahsettiğim şey. Plastik, sahte bir peygamber yaratılıyor insanlar için, ama her zaman, her şey sahte zaten bu peygamberden bağımsız olarak. Belki de o yüzden insanlar hiç yadsımıyor kendilerine sunulan bu ürünü. Hemen takip ediyorlar, ne diyorsa yapıyorlar, alıyorlar. Ve belki de sahte olmayan tek insan, küçük plastik bir maskot yüzünden ölüyor. Aslında her şey düşünmeye sevk ediyor insanı kitapta. "Ya, bir şeyler yanlış galiba" diyen herkesin okuması gereken bir kitap.

Çok abarttım belki, ama en az Tıkanma kadar güzel bir kitap bu da. Sırada Görünmez Canavarlar var. İlk dört kitabından sonra da satirik korku hikayelerine dönmüş zaten wikipediadan öğrendiğim kadarıyla. Babasının öldürülmesi ve katilini teşhis edip adamın idam edilmesine sebebiyet vermesi değiştirmiş bayağı adamı. Sonra bakacağım diğerlerine ben de. Neyse okuyun, okutun efendim. Değer çünkü.
Palahniuk etkinliğine katılamadım ancak arkadaşlarım okurken öylece bakmak olmaz diyerek seçtim ben de kitabımı :)

Orjinal adını (Survivor) mı daha çok sevdim yoksa Türkçe'ye çevirisini mi? Sanırım Türkçe çevirisini daha çok sevdim. Kitabı çok iyi yansıttığını düşünüyorum bu ismin ben.
Yazarın "Dövüş Kulübü" gibi bir şahesere imza attığını bilmek beklentileri tabi ki yükseltiyor. Ancak her kitabın yeri ayrı, her bir hikaye farklı dünyalarla tanıştıracak bizleri.

Kitabın bana göre en büyük artısı hem olayları ve karakterleri hem de olayların geçtiği yerleri hayalimde çok net canlandırabilmemdi. Öyle ki film olsa bu kadar aklımda kalırdı. (Diziye uyarlandığı haberini okudum ama ne kadar doğru bilemiyorum.)

Çok kısa konuya değineyim...
Ana karakterimiz Tender, kan lekesinin nasıl kolay çıktığını bilen, mermi izleri kapatmakta usta olan, yemekler hakkında engin bilgiye sahip ve Creedish mezhebinin son üyesidir. Mezhebin gerektirdiği gibi yaşarken bir anda medyanın ilgi odağı olur karakterimiz. Tender Branson tamam da ben Fertility Hollis konuştukça cümlelerin altını çizme ihtiyacı hissettim. (Bir Marla Singer olamaz tabi ama yine de akıllarda kalacak bir karakterdi.)
Herkesin sıradanlaştığı; izlenen programların, söylenen sözlerin, dinlenen seslerin sıradanlaştığı bir hayatın içinden dokunuyor ruhumuza yazar. Din, yalnızlık, ün, medya ve popüler kültürün hayatımızı nasıl etkilediğini okuyoruz.

Kitabı okurken birçok soru belirdi zihnimde..
Dini dayatmalar mı popüler kültürün dayatmaları mı daha çok yakar canımızı?
İnsanlar yaşamak istedikleri hayatı yaşıyor mu yoksa bu yaşadıklarımız da birer zorunluluktan mı ibaret?
Sisteme başkaldıran mı kazanır yoksa yönlendirilen mi?
Bir makinenin parçası olup, sistem doğru çalışmaya devam etsin diye dönüp durmak mı lazım makinede çark misali?

Bunlar ve daha fazlası beynimi kurcalardı okurken.
Başta da söylediğim gibi bağımsız bir değerlendirme yapmak istedim ben. Dövüş Kulübü ile kıyaslamadan, yalnızca Gösteri Peygamberi'ni okumayı seçtim ve okuduğum kitabı çok beğendim. Yeraltı edebiyatına da iyiden iyiye alışmaya başladım. Devamı gelecek :)
Zorlanarak yazacağım incelemelerden biri. Öncelikle arka kapakta ilgimi çeken bir paragrafı paylaşmak istiyorum:
"Yalnızlık, yabancılaşma, şiddet, pornografi, tüketim ve şöhret açlığı... Televizyon kanallarından boca edilen sayısız yalanla kirlenmiş, hiçbir şeyin dolduramadığı bir boşluk... Gösteri Peygamberi, yeni bir binyılın başındaki modern dünyanın ürkütücü çılgınlığına ilişkin karanlık bir taşlama; medya, şöhret ve pop kültürüne yönelik sivri dilli bir aşağılama..."

Palahniuk, tam anlamıyla modern dünyanın içinde bulunduğu 'durumu' çok zekice bir üslupla eleştirip, ilginç bir olay örgüsüne dönüştürmüş. Dün bitirdim fakat hâlâ acaba ne oldu diye dönüp düşünüyorum.

Kitapta birden fazla konuya yer verilmiş.Din, siyaset, cinsellik, psikoloji... Ayrıca gündelik konular hakkında ilginç pratik bilgilerin bulunması gözümde kitabı çok farklı kıldı. Kitabın diğer farklı özelliği de tersten başlıyor oluşu. Dili akıcı, sade ve anlaşılır fakat olay örgüsü beni biraz yordu ve anlamak için bazı sayfaları geri dönüp tekrar okudum.

Uzun zamandır klasik okuyan biri olarak farklı bir türe geçiş yapmak beni biraz zorladı. Sanırım 'yeraltı edebiyatı' için doğru kitapla başladım. Bu kitabın bana bu türü sevdirdiğini söyleyebilirim. Bu arada bana bu kitabı öneren ve sürpriz yapıp yollayan arkadaşım Mustafa'ya sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Okumanızı öneririm. Keyifli okumalar diliyorum.
Tek kelime söyle deseler su kitap hakkında: MÜKEMMEL !!! derim.

Bu uygulama hayatıma şans eseri girmiş olmasaydı böyle mükemmel bir yazar, böylesine binbir duyguyu yaşatan bir kitap okumuş olamazdım. 5 dk oldu daha kitabı bitireli offf kafamda fadimenin düğünü var derler ya, öyle halay çekiyor hücrelerim:))) dehşet içindeyim...

Kitap sondan başlıyor, ilk okuduğunuz bölüm:47, sayfa 312, o yüzden uygulamada okudukça sayfa güncellemesi yaptıkça geriye sayıyorsunuz, tıpkı saatli bir bomba gibi Ve kitap bende gerçekten öyle bir etki yarattı. Dili sert gelen, bir çok yazarin yazmaktan kaçındıklarını yazıp tokat gibi yüzümüze vuran, bir çok kişinin söyleyemediklerini söyleyen benim değerli yazarım Hakan günday :))) uzulerek soylemem gerekir ki Chuck Palahnıuk yanında çırak kalır ne yazık ki...

Kitap konusu popüler kültür taşlamalariyla dolu, medya ve medya tarafından oluşturulan suni liderler, birden göklere çıkarılıp kitlelere önderlik ettirilen kişilerin nasıl kişiliklerinin ellerinden alınıp, bir sabun köpüğünden ibaret hayatlarının bayağılığı, bir insanin medyanin elinde nasıl kuklaya dönüşüp, insan oluşunun temel ihtiyaçlarını bile komut almadan yerine getirememesi üzerine işlenmiş mükemmel bir eser bana göre.

Dili öyle sert ki kitabin herkesin okuyabileceği bir tarz oldugunu dusunmuyorum. yeraltı edebiyatının gerçekten %100 hakkini vermiş bir kitap. Kitabı okurken marla singer elinde sigarasi ile siyahlar içinde hep yanımdaydı sanki:)))

tender ve adam branson, hele o FERTİLİTY!!! eşsiz karakterler var kitapta, hiçbir kitapta tanışmadığım bu güne kadar, harika bir kurgu.

Ya ben bu kitabı gerçekten çok beğendim demek istiyorum sadece su an Ve sayfaların dehşetini biraz daha yalnız kalıp yaşamak istiyorum sanırım:))) keyifli okumalar diliyorum herkese.
Yeraltı edebiyatına dair okuduğum ilk kitap oldu. Güçlü kurgusuna ve sürükleyici anlatımına rağmen yer yer sıkıcı ve bana göre gereksiz birkaç bölüm vardı. Fakat içerdiği bazı cümleler "vay be!" dedirtip uzun uzun düşündürdü de.

Dine, medyaya, modern toplum düzenine eleştirisini çok zekice ve sivri dille yapar. Kitabın sondan başlaması en ilgi çekici yanı oldu benim için. Biraz zorla da olsa okurken keyif aldım diyebilirim.
"Yine yeraltı, yine sivri dilde eleştiri ve yine Chuck''

Bir incelemeden daha hepinize merhabalar saygıdeğer okurlar. Dövüş Kulübü'nü beğendiğim üzere, Chuck Palahniuk'un başka bir efsaneleşmiş bu eserini elimden geldiğinde inceleyeceğim. İncelemem biraz spoiler içerebilir haberiniz olsun.

Azıcık spoiler içeren bölüm.

Creedish mezhebine mensup, düşük rütbeli bir misyoner Tender Branson'ın uçakla intiharından önceki hayatını kara kutu kaydına anlatmasıyla kitap başlıyor. Creedish mezhebine göre hayatı boyunca çalışmak ve gerektiğinde de ölmek gibi bir amaçları var. Tabi ki Tender Branson medyanın ve popüler kültürün iğrenç yüzüyle karşılaşıyor. Tabi o sırada fikirlerini değiştirebilecek Fertility Hollis adlı kadınla gizemli bir şekilde tanışıyor. Tender Branson bu dış dünyanın tüm pisliğine içine gömülerek yok olmayı deniyor ancak Fertility Hollis ''İntihar etmekle şehit olmak arasındaki tek fark gazetede manşet olmaktır.'' sözüyle fikir hayatını değiştiriyor. Yazgısına hızlı doğru yol alan Tender Branson sonunda bir kaosla eser bitiyor.

Spoiler bulunmayan bölüm.

Dövüş Kulübü'nde olabildiğince haz almıştım. Bu eserden de en az o eserdeki kadar haz aldım diyebilirim. Bu eserde de bir çok betimlemelere rastladım. Sade ve okunaklı bir dili var. Kitapta özgün olarak sayfalar sondan başlıyor. Kurgu mükemmel ancak ilk sayfalarda anlam karmaşası yaşayabilirsiniz. Kitaptaki tempo bir rock müziği gibi, yavaş yavaş giderken bir anda sürat artıyor. Başlıktan da anlayacağınız üzere bir yeraltı yazarı olan Chuck abimiz yine umudumu kırmıyor ve topluma 5'e 10 kalas ile açık, kapalı her anlamda geçiriyor. Ancak şöyle bir olay var; eserde anlatım o kadar yoğun ki (bence çok iyi) okurken aralıklar vermeniz gerekiyor.(arada bir yumuşak bir ost dinleyebilirsiniz) Hee bu arada kitap cinsel öğeler içeriyor sonra uyarmadı demeyin. Yeraltı edebiyatı bu her şey çıkabilir. Okumayı düşünenleri yavaş yavaş sindire sindire okumasını tavsiye ederim.

Bir incelemenin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız saygıdeğer okur arkadaşlar. Buraya kadar eğer okuyabildiyseniz çok teşekkür ederim.
Seneler önce dayımın önerdiği bir kitaptı. Yorumların aksine, kitabın sıkıcı tek bir tarafını göremedim. Bir mezhebin son üyesinin peygamberleştirilmesini, ilginin ne çeşit bir uyuşturucu olduğunu, medyanın ne denli tehlikeli olabildiğinden bahsedilmiş kitapta. Tuhaf biçimde çok fazla işinize yarayacak gündelik bilgi verilmiş, çoğunu not aldım. Olay örgüsünü beğendim ama yayın evinden kaynaklı çok fazla imla hatası vardı. Ayrıca en sevdiğim olay da kitap sayfalarının sondan başa oluşuydu. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Ve sen Tender Branson
Kimsin sen?
Nesin?
Benden ne farkın var?
Bütün günüm insanları memnun etmeye çalışmakla geçiyor.
Creedish kilise topraklarında doğmadığım için senden daha şanslı olduğumu mu sanıyorsun?
Yanılıyorsun dostum!!!
Modern çağda biz de yeterince eziliyoruz .
Anlatmak istemiyorum aslında, kim beni nasıl görmek istiyorsa o kılığa bürünüyorum,çünkü bu kendim olmaktan ve insanlara bunu kabul ettirmekten daha kolay.
Itaat etmek hoşuma gidiyor,birinin bana sürekli yapmam gereken şeyleri söylemesine de itiraz etmiyorum çünkü böylece kendim karar vermek zorunda kalmıyorum.
Yorulmak istemiyorum!!!
Beynimin içinde onbinlerce düşünce var ve bunları dile getirmek istemiyorum çünkü sahip olduğum kelime dağarcığı düşüncelerimi dile getirebilecek kadar geniş değil.
Ve haklısın dostum uzun vadede hepimizi bekleyen son aynı
Ölüm!!!

Ipuçları vermeden kısaca kitap hakkında malumat vermek gerekirse
Creedish kilise doktorinin uyguladığı katı, insanlık dışı kurallar ile modern dünyanın doymak bilmeyen arzuları yani "iki zıt kutup" birlikte işlenmiş ve ortaya GÖSTERİ PEYGAMBERİ orjinal adıyla SURVIVOR çıkmış (orjinal adı çok mu havalı ne):))


Mükemmel bir kitap okudum
Yeraltı edebiyatı değil de dünyaya kuşbakışı bakma edebiyatı diyelim bence :))
Günümüz insanın önceliklerini, değerlerini, açlıklarını, eksikliklerini gayet merak uyandırıcı bir romanla karşımıza çıkarmış yazar.
Sanırım bu tür okumam bu kitapla sınırlı kalmayacak :)
Etkinlik sağolsunnnnn
Muhakkak ki tavsiye edilir
Kesinlikle ama kesinlikle okuduğum en çarpıcı kitaplardan biriydi.
Kurgusu zekice vermek istediği mesajlar ise "okuyucunun anlayabileceği" kadardı.
Bu kitabı ya seversiniz ya sevmezsiniz, ortası yok!
Ben sevenlerdenim, kesinlikle bu kitabı okuduktan sonra ,
TV ve sosyal medyada gördüğüm insanların aslında sadece"bakımlı, öğretilmiş, kendi iradesi dışında hazırlanmış metinleri söyleyen , reklam aracı birer süslü kukla" olduğunu
daha iyi anladım.
Her şey ama her şey bir gösteriş ve reklam , tüketim çılgınlığı,
her şey ama her şey, "millet yapıyor görsün" görsün ama mutlaka görsün!
Benim bilmem yetmez yapabildiğimi ,
herkes görsün!
Herkes peşimden gelsin!

Ama ben gerçek değilim bunu asla bilmesin!
Kitap başlarda sıkıcı geldi çünkü olaylar arasında bağlantıyı tam çözememiştim.Ayrıca baş karakterin temizlikçi olup sürekli ev işlerinden bahsetmesi okurken yordu.Olaylar daha çok kitabın ortalarıyla sonlarına doğru gelişmeye başladı.Kitabı okuduktan sonraki duygularımı aktarayım.Olay pekte alışık olmadığım farklı bir konu.Bu yönden artısı baya var.Yazar eleştiri yaparken eleştirinin de hakkını vermiş.Yazarların eleştiri yaparken eleştiriyi vermektense ima etmesini isterim.Bu yazar da bunu gördüm.Kısacası güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim.
Anlamadığımız şeye saçma diyoruz. Okuyamadığımız şeye laf salatası diyoruz.
Chuck Palahniuk
Sayfa 129 - Ayrıntı Yayınları
Ne kadar kendimden saklamaya çalışsam da, yavaş yavaş dağılmaya başlıyorum.
Chuck Palahniuk
Sayfa 60 - Ayrıntı Yayınları
"Adem'le Havva yasak elmayı cennet bahçesindeki sonsuz mutluluk çok sıkıcı olmaya başladığı için yemiş olabilirler mi?"
..Bir ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık. Tanrının yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı. Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin.
Sakin olun. Herkes derin derin nefes alsın. Hayat güzeldir. Olduğunuz gibi davranın ve nazik olun.
Chuck Palahniuk
Sayfa 150 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gösteri Peygamberi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393698
Orijinal adı:
Survivor
Çeviri:
Funda Uncu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Yalnızlık, yabancılaşma, şiddet, pornografi, tüketim ve şöhret açlığı... Televizyon kanallarından boca edilen sayısız yalanla kirlenmiş, hiçbir şeyin dolduramadığı bir boşluk... Gösteri Peygamberi, yeni bir biryılın başındaki modern dünyanın ürkütücü çılğınlığına ilişkin karanlık bir taşlama; medya, şöhret ve pop kültürüne yönelik sivri dilli bir aşağılama...
Tender Branson, Creedish mezhebinin dünyadan yalıtılmış sahte cennetinde doğup büyümüş ve dış dünyaya gönderilmiş binlerce misyonerden biri. Kilise doktrinine göre görevi, yaşadığı sürece çalışmak ve gerekli olduğunda ölmek. Kaderi beklenmedik biçimde değişip onu şöhretin doruklarına taşırken aynı zamanda medya ve popüler kültürün içyüzüyle tanıştırıyor. Yarı tanrıya dönüşme yolunda yaşadıkları yakında yüzleşeceğimiz kıyametin çarpıcı bir habercisine dönüşüyor... Branson, mezhepte kendisine zaten hiç verilmemiş olan hayatı "dış dünya"nın çirkinliğine sonuna kadar gömülerek yok etmeyi deneyecektir. Ne var ki, hayatına karışan gizemli Fertility Hollis'e göre, kendine bir kader çizmeye çalışması anlamsızdır. Olacaklar zaten bellidir ve olmak zorundadır... Ve "intihar etmekle şehit olmak arasındaki tek fark gazetede manşet olmaktır." Chuck Palahnluk, önlenemez kaderine doğru nefes kesici bir hızla sürüklenen kahramanın gözünden tüketim toplumunun hastalıklı ve anlamsız yaşam biçimini bize bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Dövüş Kulübü'nün yazarından, en az ilki kadar çarpıcı bir roman, benzersiz bir yeraltı edebiyatı örneği.

Kitabı okuyanlar 816 okur

  • Ceren Sözen
  • Ayse Catalbas
  • canan coşkun
  • Ben Skoer
  • Görkemli Kaybeden
  • Tuna Yüksel
  • FİRDEVS
  • Ahmet Aydın
  • Aguevara Chabli
  • Oğuzhan Şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%2.1
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%38.2
35-44 Yaş
%22.1
45-54 Yaş
%3.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.9
Erkek
%52.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.6 (94)
9
%28 (86)
8
%24.1 (74)
7
%11.4 (35)
6
%4.6 (14)
5
%0.7 (2)
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları