Puan vermedi·308 syf.··
2024 1. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2024 22:52
“Selim Pusat;orduda yüzabaşı rütbesinde ve Harp Akademisinde 3.sınıfta bulunan bir askeri öğrencidir. Askerliği bir meslek olarak değil de inanç olarak kabul etmiştir. Fakat Selim Pusat,aşırı düşünceleri ve inandığı fikirler yüzünden kendisini zora sokmuştur.Cumhuriyet bir rejimle değilde kralcı bir anlayışı savunmaktan doğan sakıncaların hiçbir önemi yoktu onun için. Bu aşrı fikirleri yüzünden hapislere atılmış hem de mesleğini kaybetmesine neden olmuştu. Eşi Ayşe Pusat,ona temiz kıyafetlerini gazeteye sararak getiriyordu. Selim Pusat,bu gazetelerden kendisi için yapılış olan yalan yanlış haberleri okuma fırsatı bulmuş oluyordu. Gazeteler de yazılanlar memleket rejimini değiştirmekten bahsetmesi onu bir hayli çılgına döndürmüştü.Onu ziyarete gelenler kendisinden rütbece küçük olanların kendisine saygı göstermesi hoşuna giderken bir yandan da saygı göstermeyenlere karşı kendisi de saygı göstermemeye itiyordu.Selim Pusat,yargılanmak üzere arkadaşı Şerefle birlikte mahkemeye çıkarıldılar. Mahkemede duymuş olduklarına bir kez daha inanamayarak şoke olmuşlardı.Mahkeme solonu sonunda kendilerine hapis cezası verilmişti. Fakat Yargıtay tarafından kararın bozulmasıyla apoletlerinin sökülmesi ve mesleklerinden atılmasıyla sonuçlandı. Bu olayın ardından arkadaşı Şeref intihar etmiş oldu.Selim Pusat,iyice yalnızlaşmıştı. Sürekli evde durmak yerine kimsenin pek gitmediği Çamlı Koru’ya ara sıra ziyaretlerde bulunmaya başlamıştı. Ayşe Pusat ve oğlu Tosun olmasa kendisi de Şeref gibi intihar etmeyi düşünüyordu. Çamlı Koru’da gezerken hiç kimsenin olmamasına rağmen sanki Selim Pusat’ı çağıran bir sesler işitiyordu. Çamlı Koru’da kendisine şiirler okuyup seslenen kızla nihayet bir araya gelmeyi başarmıştı. Kız Selim Pusat’tan uzağı göstererek yanan lambanın olduğu yere doğru götürmesini istedi. Fakat onları gözetleyen kişi daha vardı.Yolda giderken kız kendini kendini tanıtmakla kalmadı hem evlerinin Selim Pusat’tan uzak olmadığını hem de öğretmeninin Ayşe Pusat olduğunu söylemişti. Kendi adı ise Leyla Mutlak olduğunu söylemişti. Selim Pusat,Leyla Mutlak’ı görmek istiyordu ve bu yüzden de Çamlı Koru adı verilen yere doğru yönelmişti. Leyla’yı görüp geri döndüğü zamanda yolda daha sonra tanıştığı Yek adındaki kişiyle karşılaştı. Yek’in kendisini selamlaması ve onunla samimi şekilde konuşması Selim Pusat’ı şaşırtmış olsa bile Leyle Mutlak’la birlikte olabileceğini söylemesi Selim Pusat’ın sinirlenip kafasına bir şeyler vurup kendinisi öldürdüğünü sanmasına neden oldu. Ayşe Pusat ise Selim Pusat’ın hep sosyalleşmesini aynı zamanda kimseye anlatamadığı şeyleri yazmasını veyahut kendi öğretmen arkadaşları,öğrencileri ile tanıştırmayı istemesi fikri Selim Pusat tarafından sıcak karşılandı. Öğretmenlerle tanıştıktan sonra öğrencileri bile Selim Pusat’ın askerlik dışında başka bir şeye ilgi duymadığını anlamıştı.Sohbet sırasında Selim Pusat,Tarih öğretmeni olan Kadriye Kozanlı’ya sizin branşınızda olan Leyle Mutlak adındaki kişiyi tanıyor musunuz diye sormuştu. Aldığı cevabın Leyla Mutlak değil de Leyla Mutlu olması gerektiğini öğrenince küçükte olsa şaşkınlığını gizleyememişti. Toplantı sonrasında eşi Ayşe Pusat’ın Selim Pusat tarafından öğrencilerinin nasıl bulduğunu merak eden sorular sormaya başladı. Selim Pusat ise öğrencileri beğenmediğini bunun gerekçesini ise askerliği eğlenceli bir uğraş olarak görmelerinden geliyordu. Eşi ile konuşmaya devam ederken başını camdan dışarıya çevirdiği sırada öldürdüğünü düşündüğü yaratığı görmesi üzerine hafifçe fenalaşmış ve ardından da kapı zilinin çalmasıyla yavaş adımlarla aşağıya inip kapıyı açtı. Kapıda onu bekleyenin bir postacı olduğunu ve kendisine bir telgraf olduğunu söyledi. Gelen telgrafta Leyla’nın hakiki bir prenses olduğunu ve asıl adının ise Hanzade olduğu yazıyordu. Daha sonra Selim Pusat,Leyla’yı ve Yek’i bulabilmek için Çamlı Koru’nun yolunu tuttu. Çamlı Koru’da önceden asker arkadaşı olan Tahsin’le karşılaşmış ve Selim Pusat’ın nasıl bir insan olduğunu bildiği için ona askeri bir komisyon kurduklarını evrakların tasnifi için kendisiyle çalışması için teklifte bulundu. Selim Pusat bu teklifi kabul etmişti. Selim Pusat,bu işte bu işte hem acemi hem de beceriksiz görünüyordu. Selim Pusat’ın alçakgönüllü olması yeni iş ortamında olumlu karşılanan tek yönüydü. İş ortamında sürekli tasavvuf gibi konularda konuşulması ve askerliğin kayda alınacak bir yanının bulunulmaması bir hayli canını sıkıyordu.Bu yüzden Selim Pusat,eşinden sürekli tasavvuf gibi konularda bilgi almaya sevk ediyordu. Ayşe Pusat,Selim Pusat’a iyi geleceğini düşünerek onu pikniğe götürme planındaydı. Selim Pusat içkili bir şekilde Çamlı Koru’nun yolunu tutup Leyla ile buluşmanın planını yapmıştı. Leyla,Selim’in koluna girerek onu evine götürdü. Leyla,hizmetçisinden Selim için bir şeyler hazırlamasını istediği esnada Selim Pusat,Hanzade olarak hitapta bulundu. Bunu nasıl öğrendiğini meraklı sorularla Selim’i soru yağmuruna tutmuştu. Selim ise bunu Yek adındaki kişiden öğrendiğini söylerken Leyla onun bir ajan olduğunun kanısındaydı. Leyla’nın kendisinin Osmanlı İmparatorluğu hanedanından geldiğini ve babasının nasıl öldürüldüğünü anlatmıştı. Ve bu yüzden de kendisinin öldürülme korkusuyla yaşadığını bu yüzden de kendisine yakınlık gösterdiğini söyledi.Ayşe ve Selim Pusat bir karar verip dışarda dolaşmak için çıktıklarında karşılarında Güntülü ve annesini görmüşlerdi. Güntülü ısrarla öğretmeni olan Ayşe Pusat’evlerine davet etmesiyle hep beraber evlerine gitmişlerdi. Böylece Selim Pusat,Güntülü’nün annesini de yakından tanıma fırsatına yakalamış oldu. Selim Pusat, eve döndüklerinde aynı albümü açıp fotoğraflara bakarken Güntülü’ye aşık olduğunu kendince mırıldandı. Bundan sonra Güntülü’ye bir mektup yazmaya karar verdi ve bunu Güntülü’ye göndermişti. Fakat Güntülü yazılan bu mektubu geri gönderdi. Bir sonraki sohbet ziyaretinde bulunan Nurkan ve Aydolu bu mektup konusunu açarak Selim Pusat’a Güntülü’ye yazmış olduğunuz mektup çok güzeldi diye sorması Selim Pusat’ı zora sokmuştu. Selim Pusat sonraki günlerde yine kendisini alkole verdiği zamanda birden kapının çaldığını ve kapıda Yek adındaki mahluku görünce bir hayli şaşırmıştı yine. Yek ona sizi mahkemeye çağırıyorlar diye elimde zarf var efendim demesi Selim’i iyice heyecanlandırdı. Açılan zarfta mahkemeye çağrılma sebebinin yasak aşk olduğunu öğrendi. Som bölüme yaklaşırken burda şairimizin dini inançlarını da anlamış oluyoruz. Yek adındaki kahramanımızın kendince düzenlemiş olduğu mahkeme alanındaki yazarımızın Mikail,İsrafil ve Cebrail gibi melekler tarafından farklı farklı sorular sorularak Selim Pusat’ın günah işlediğini,ardından kendisinden 25 yaş küçük olan bir kıza aşık olmasını ve bunu açığa vurmasını ilahi bir manada eleştiriyor. Selim Pusat’ın hep kralcı olduğunu ve askerlik bağı ile bağlı kalarak yaşıyorken kendisini ondan ileri gelen komutanların kendisinden onca yaş küçük kızı sevmesini ve kendini kralcı olarak sanıyorsa birden fazla kadına sahip olabilmesi için meydanlarda savaşlar kazanıp rütbesini yükseltmesiyle elde elde edebileceği söyleyerek suçluyorlardı. Mahkeme sonunda kararını Selim Pusat’ı suçsuzluğunu eski Kağanların seçmiş olduğu bir savaşçıyla vuruşarak aklanabileceğine karar vermişti.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
·
121 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.